Otobüs filosu % 20 oranında artacak.Заблатеността на басейнът ѝ достига до 20%.
Artan karışıklık ortamında Almanya 1 Eylül 1939'da Polonya'ya girdi.Нацистка Германия нахлува в Полша през септември 1939.
Böylece bir anda güçleri artar.В един момент те наистина политат.
Birden tekrar kızgısı artar.Тогава той въстава отново.
Kırklareli’nde sanayi artan bir hızla gelişmektedir.Габрово, където индустрията се развива с бурни темпове.
Böylece şehrin Yahudi nüfusu çoğunluk olarak artacaktı.Особено голям е процентът на еврейското население в града.
Ayrıca enfekte ettikleri hayvanlara karşı virülensleri (hastalık yapma kabiliyetleri) artar.Тук те имат контакт със заразени животни.
Bu nedenle yaşlandıkça cilt kuruluğu artar.С нарастване на възрастта оредява.
Derinlik arttıkça dalgıçın durumu da giderek artan bir şekilde bozulur ve etki zararlı bir hale gelebilir.Ефективността на кормилата рязко се влошава и може да се саморазрушат.
Bu şekilde hem sayfaların görüntülenme hızı artar, hem de internet hat kullanımı azaltılmış olur.Това повиши интереса към уеб шрифтовете, както и свалянето на шрифтове като цяло.
1935-1970 arasında %92 artan nüfus, 1970-2011 arasında %306 artmıştır.Населението се е увеличило с 235% между 2001 и 2009 година на 30 000 жители.
Uzun kumsalları ziyaretçileri buraya çektiği için turizm git gide artan bir rol oynar.Пристигайки на даден остров, посетителите трябва да спазват строги правила.
Artaphernes tarafından kurulan barış, uzun süre adil ve dürüst olarak kabul edilmiştir.Mir koji je uspostavio Artafern dugo se pamtio kao pravedan i pošten.
Bitirme tezini "Ultrasonun Yol Açtığı Trombolitik Hareketlerin Artan Etkileri" üzerine vermiştir.Tema njenog diplomskog rada bila je "Povišeni učinci trombtskog djelovanja usred posredovanja ultrazvuka."
Sayılar artarak verilirler ve özel bir anlam içermezler.Brojevi se dodjeljuju uzlaznim redom i nemaju nikakvo svojstveno značenje.
Katlar aşağıdan yukarıya doğru artar.Cijev se montira odozdo prema gore.
Nüfusu 275 bin dolaylarındadır(2006) ama giderek artan bir nüfusa sahiptir.Trenutno su na ovom području oko 25.000 hotelskih soba (2006.) - s tendencijom rasta.
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.U svibnju 1637. lukovice tulipana postale su gotovo bezvrijedne.
Üretim karanlıkta artar, aydınlıkta azalır.Zjenica se širi u mraku, ali se sužava na svjetlu.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unija s Norveškom je potrajala sve do 1905. god. kada je došlo do mirnog razrješenja na norveški zahtjev.
Artan kitaplarla birlikte kütüphanenin yeni bir binaya geçme ihtiyacı büyüdü.Knjige za biblioteku počele su se prikupljati još prije izgradnje zgrade.
3500 m çatlağından sonra eğim yine artar ve buzulun bitiminde sırta ulaşılır.Iznad 200 °C postaje ponovo krhak i mrvi se u prah.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.Jasno, pogodovala su i unutarnja neslaganja.
Bunların sayısı otoimmün hastalıklar sırasında artar.Mnogi od njih su aktivni tijekom embriogeneze.
Artan faiz oranları yatırımın maliyetini artırır.Prigušnica povećava početne troškove ulaganja.
Artan protestolar sonucu görevini yardımcısı Abd Rabbuh Mansur al-Hadi'ye devrederek ABD'ye tedaviye gitti.Potpredsjednika Abd al-Rab Mansur al-Hadija je imenovao svojim zamjenikom dok je na liječenju.
Bu ziyafeti veren kimsenin toplum içindeki itibarı artardı.Nitko nije bio oduševljen "užasnim pečenjem" u čovječnoj kazni.
Grubun artarak devam eden başarısı 1992'de çıkan Music to Driveby ile zirve yaptı.Grupa je najveći uspjeh doživjela 1992. godine objavljivanjem albuma Music to Driveby.
Psikolojik sorunlar yaşamaktadır ve işlediği cinayet sonrası ruhsal problemleri daha da artar.Nije uzrok samo fizički umor već i psihički napor, zbog kojeg kasnije dolazi do fizičkog umora.
1955 ve 1959 seçimlerinde artan çoğunluk elde etti.Na izborima 1957. i 1959. godine osvojili su većinu mjesta u skupštini.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Provokuje ich stres a strácajú sa v spánku.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Pre šľachtu sa stával čoraz väčšou hrozbou.
3 Şubat 1998'de ülkede artan ekonomik sıkıntılar ve muhalif baskılar nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı.31. decembra 1999 po výraznom poklese politických preferencií a zdravotných problémoch rezignoval.
Çiftin şüphesi artar.S družicou lietajú aj pochybnosti .
Artaphernes ordunun ve donanmanın komutasını kendisinin ve Darius'un kuzeni Megabates'e vermiştir.Do čela perzského loďstva a armády bol postavený Megabates, Dareiov a Artafernov bratranec.
Çalışma güvenliği kesin olarak artacaktır.Boli uisťované, že práca je úplne bezpečná.
Düellolardaki motive gelişmesi 40% artar.Motivácia sa pre duely obnovuje o 40% rýchlejšie.
Smith, bugün daha doğru olduğuna inanılan, artan üretimle artan ücretler varsayımını önermişti.Smith požadoval zvyšovanie miezd, ktoré je primerané zvyšovaniu výroby.
1970'li yıllardan sonra mahallede sosyal ilişkiler doğal olarak giderek artar.V sedemdesiatych rokoch sa vzťahy medzi súkromným a spoločenským rozmerom komplikujú.
Bazı özel sayılarında sayfa sayısı iki veya üç misli artabiliyordu.Spare bol presvedčený, že môže existovať veľký záujem o jeho obrázky po 2 alebo 3 guineje.
Sınırlı imkânları ile bu durum artarak devam ettirilmektedir.Samozrejme s množstvom nesenej výzbroje sa táto schopnosť znižuje.
Dönemin artan politik gerilimi grubun konselerini de etkiliyordu.Koncil, samozrejme, ovplyvňovali aj politické reálie vtedajšej doby.
Fakat etrafta bulunan Sicilyalı adalıların morallerini ve istilacı Fransızlara karşı kinleri iyice artar.Od tejto doby začína byť nespokojnosť Sicílčanov s francúzskou vládou.
Bu oran sıcaklık arttığı müddetçe artar.Dôležité je, aby tu cez deň bolo dostatočne teplo.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.Koncom roku z nej bol vylúčený.
Sıcaklık termal enerjinin bir ölçüsüdür, böylece artan sıcaklık çekici kuvvetin etkisini azaltır.Zemný výmenník tepla je zariadenie určené na zníženie energetickej náročnosti vykurovania.
Şöhret miktarınız arttıkça, şöhret leveliniz de artar.Ako rastie jeho popularita, rastie aj jeho podozrenie.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Následne sa konflikt v Kambodži stal príkladom zástupnej vojny medzi Čínou a Sovietskym zväzom.
Yaylara uygulanan kuvvet arttıkça, yayın uzama miktarı da orantılı bir şekilde artar.Keďže ju nie je možné ďalej zväčšiť, používa sa škálovanie násobením maximálnej veľkosti okna.
Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar.No a čím vyššia neusporiadanosť, tým vyššia entropia.
Hindistan'da kentsel nüfus 1991-2001 arasında %31,2 artarak çok büyük bir artış göstermiştir.Število Indijcev, ki živijo na mestnih območjih, se je med letoma 1991 in 2001 povečalo za 31,2%.
Kan basıncı normal olarak yaşla artar.Arterijski krvni tlak je normalen.
Atom numarası artar.Oštevilčimo ogljikove atome.
Böylece, pleb senatörlerinin sayısı iyice artacaktı.Tako se je močno povečalo število plebejcev.
11 ^ Artam, Nurettin.Sneto dne 11.
Vergi adaleti sağlanmalı; artan oranlı vergilendirmeye ve yüksek gelir vergisine son verilmelidir.Dobiček od davkov; z legalizacijo bi država služila na račun obdavčitve in trošarin.
Binadan arta kalan kısımlar bakımsızlık nedeniyle tehlike altındadır.Neizkopani del pa je ogrožen zaradi nezakonite gradnje stanovanj.
Bunun yanında, artan mezhep çatışmaları da savaşın bitmeden yeniden başlamasına neden olmuştu.Isti zvok je rešil čredo tudi pred napadi.
Bu şekilde toksinler okyanustaki besin zinciri boyunca yukarıya doğru konsantrasyonları artarak ilerler.Na ta način se toksini koncentrirano premikajo navzgor v prehranjevalni verigi.
1359 yılından 1374'te ölümüne kadar Arta Despotluğu'nu yönetmiştir.Po triintridesetih letih vladanja je leta 1359 umrl star 75 let.