Mor ekonominin bağlamı çağdaş toplumda önemi gittikçe artan kültürel bağlamdır.퍼플경제의 배경은 현대 사회에서 문화의 중요성이 급격히 높아진 데 있다.
Birden tekrar kızgısı artar.그녀는 화가 나서 돌아간다.
Total inflaton enerjisi ise artar (daha fazla pozitif değere kayma görülür).최소 288 개의 Capacity Units (total) – 필수.
Bulutlar büzüldükçe, moleküllerin yoğunlukları artar ve emilmiş radyasyonun kaçışını daha da zorlaştırır.구름이 수축하면서 분자의 개수 밀도는 증가하며, 방출되는 방사선이 탈출하기 어렵게 만든다.
Aynı zamanda, sosyalist fikirler için artan bir sempati ifade etti.동시에 그는 사회주의자들의 생각에 대해서 늘어나는 동정을 표현했다.
Artan değişimler yine de boşluklar bırakacaktır.그로 인하여 사람들의 흐름도 바뀌고 있다.
Bir noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artar gecelerin süresi ise kısalır.이것을 현대역하면, '선화공주님은 남몰래 취가(聚嫁)하여 두고 서동서방(薯童書房)을 밤에 몰래 안고 간다'이다.
Eğer rüzgâr hızı iki misline çıkarsa rüzgârdaki enerji sekiz faktörü ile artar (23).제단의 길이를 두 배로 늘리면, 제단의 부피는 여덟 배(23)가 된다.
Enflasyon artarken, ücretler düşer.쉬골흐가 도착하여, 돈을 요구한다.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.이를 바라보며 지오는 질투심에 혼란스럽고 힘이 든다.
Eğer artan paralar varsa bu yoksullara hibe edilecektir.여분의 돈이 있으면 이 세상 가난한 사람들에게 나누어줌으로써 영원의 투자를 하십시오.
Böylece duran voltaj artar.따라서 정지 전압(stopping voltage)이 커진다.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.그러나 적은 양의 불순물도 큰 영향을 줄 수 있었다.
Her geçen sene artan bu sayı altıncısında 110'a çıkmıştır.또, 그 해에 역대 8번째가 되는 10,000타석에 도달했다.
Sayıları binlerce ve binlerce kat artacak.수원천이 유유히 흐르고 고령인구가 많다.
T4 olarak artar.T4 공간이다.
Kan emmiş halde büyüklüğü yaklaşık 2 kat artabilir.혈액과 비교해도 그 산소 용해 능력은 약 2배이다.
Karbon sayısı ve -OH grubu sayısı arttıkça kaynama noktası da artar.EF0에서 EF5 등급까지 있으며 숫자가 올라갈 수록 더 강력한 토네이도 위력을 의미한다.
Bonuslar; Her çalışma için tecrübe puanı 5% artar.재산 기술이 레벨이 오를 때 마다 5%씩 증가된다.
Bu esnada bölgede sıcaklık artar.이렇게 되면 이 지역의 기온이 상승한다.
Pasaportun yeni güvenlik özellikleri 2001 yılından bu yana artan sıklıkta eklendi.새 문제를 2001년부터 주기적으로 추가하고 있다.
Doğulu yetkililer çığ gibi artan göç talebi karşısında ne yapacaklarını bilmez haldeydiler.우물 안 개구리처럼 바깥세상이 어떻게 발전하고 있다는 것을 통 모르고 있었단 말이야.
Bu da sürekli artan durağan olmayan bir seridir.어느 주에도 속하지 않는 지방 자치체이다.
Bu durumdan da anlaşılacağı üzere yörenin gelir kaynakları artan nüfusu besleyememektedir.따라서 대상을 유예(猶豫)하는 데는 승해심소가 전혀 없다.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.구름이 뭉칠수록 온도는 더욱 올라간다.
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.바닷가의 모래땅이나 산기슭에 군락을 형성하며 자란다.
Böcek ilaçlarının kullanım oranı 1950'lerden günümüze artarak yıllık 2.5 milyon tona erişmiştir.동물 장기 이식은 1905년 이후 여러 차례 시도 되었다.
Konstantin'in bazı kısa öyküleri basılmıştır ancak, giderek artan bir depresyondadır.קונסטנטין פרסם מספר סיפורים קצרים, אולם דיכאונו הולך ומחמיר.
İç savaştan sonra Kızıl Ordu giderek profesyonellik düzeyi artan bir askerî kurum olmuştur.לאחר סיום מלחמת האזרחים הפך הצבא האדום בהדרגה לצבא מקצועי ומאורגן.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.אנו דורשים אדמה וטריטוריה (מושבות) עבור קיומו של העם שלנו והתיישבות עבור אוכלוסייתנו העודפת.
Eğer artan paralar varsa bu yoksullara hibe edilecektir.ואם ספק - יש להשאירו לעניים.
Artan kitaplarla birlikte kütüphanenin yeni bir binaya geçme ihtiyacı büyüdü.לאחר המלחמה עברה הספרייה לבניין אחר.
Ancak bu şekilde yatırılan para miktarı artar.אנו יודעים רק אותו סכום שהוקצב.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .אולם בהמשך נזנחה הגישה הזו ובשתי המערכות הללו יש בפועל ליבה מונוליטית.
T4 olarak artar.דגם זה נקרא T4.
Sonbaharda hastalık artar.ההזדווגות חלה בסתיו.
Sigara içenlerde vasküler hastalıkların riski artar.בטווח ארוך יותר יורד הסיכון למחלות עישון.
Bu yöntemin tercihi hızla artan bir grafik göstermektedir.אני אשלח לך בקרוב ציור יותר טוב מסקיצה זו.
Birden tekrar kızgısı artar.מזועזעת, היא שוב בורחת.
Yaklaşık 4-5 saat sürer ve bu süre içinde şiddeti azalır ya da artar.אולי רק ארבע או חמש שנים (אם לא פחות) עומדות בינינו לבין היום הנורא ההוא".
Daha sonra bu değişkenlik, 40-44 yaş arası kadınlar için biraz artar.טיפול כזה מתאים בעיקר לנשים מעל גיל 40 - 45.
Şovun bitiminde ağrıları artan sanatçı daha sonra hastaneye kaldırıldı.מיד בסיום ההופעה פונתה לבית החולים.
Elementler artan atom numarasına göre sıralanmıştır.כברירת מחדל היסודות מסודרים לפי המספר האטומי שלהם.
Birkaç hafta sonra ise, artan taraftar baskısı sebebiyle kulüp yönetimi istifa etti.כעבור יומיים נאלץ מנהל מסע הבחירות שלו להתפטר עקב מקרה חירום משפחתי.
Bunda 1504 ve 1508 mali reformları ve vergi toplama süreçlerinde artan verim sebeptir.ילידי 1508 נפטרים ב-1508 מדיה וקבצים בנושא 1508 בוויקישיתוף
Bu olaydan sonra Artabanes hakkında bir bilgi yoktur.מכאן ואילך לא ידוע על טבלוס דבר.
Katlar aşağıdan yukarıya doğru artar.הקלט עולה מלמטה למעלה.
Bunun yanında, artan mezhep çatışmaları da savaşın bitmeden yeniden başlamasına neden olmuştu.דומה כי גורלו של הקרב נגזר עוד בטרם החל.
Bu durumda ülkede işsizlik artacaktır.אז יעלם גם הצורך במדינה.
Böylece şehrin Yahudi nüfusu çoğunluk olarak artacaktı.יהודי העיירה היו ברובם מתנגדים.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Това може да се дължи на повишената чувствителност към западния начин на живот при определени етнически групи.
Böcek ilaçlarının kullanım oranı 1950'lerden günümüze artarak yıllık 2.5 milyon tona erişmiştir.В световен мащаб използването на пестицидите е увеличено от 1950 година до сега на 2,5 милиона тона годишно.
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.Имунната система предпазва организмите от инфекция чрез многослойна защита с нарастваща специфичност.
Artan sayıda köylüler çelik üretimine kaydırıldı.На много общности е възложено производството на една и съща стока – стомана.
Boğazın derinliği Norveç sahillerine doğru artar.Тези течения стигат до крайбрежието на Норвегия.
Mayınlar artan manyetik alanı tespit ediyordu.Жителите промиват магнетитов пясък.
Bu göçler, ülkenin siyasi, idari ve ekonomik olarak zayıfladığı dönemde artarak devam etmiştir.С това страната бавно, но необратимо, навлиза в период на политически, обществен и икономически застой.
Gitgide artan bu rahatsızlıklar ileride isyanlara sebep oldu.И наистина кои са били причините, които са предизвикали тоя бунт?
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Когато доходите от капитал изпреварват ръста, неравенството расте.
"Duygusal esenlik" son yıllarda artan kullanım görmüş bir terimdir.Термин, който през годините се придобива етническо значение.