Ana içeriğe geç
Sözlük

arta ile cümle

arta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.鳥羽と共に「海よ海よ」を熱唱した。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初代以外では跡地を通過してもダメージを受ける。
Görünümlerden/masivadan (appearances) uzaklaşıldığı ölçüde "Benliğin Lütfu" artar.“引き寄せる恩恵(アポート)”と“送り付ける恩恵(アスポート)” 空間転移の恩恵。
Atom numarası artar.原子番号。
Vücut sıcaklığı artar.体を温める。
1950'lerin başlarında, kalıplanmış plastik yemek takımlarının artan kullanımı bir dizi sorun ortaya koymuştur.1950年代になると、プラスティック材を金型に射出したプロペラが市販された。
Kullanım süresi uzadıkça görülme sıklığı artar.視機能障害は起床時にみられることが多い。
(Beta) Limit dekstrin arta kalan polimerdir.防具の装備上限は皮鎧(Leather)まで。
Özellikle son yıllarda sayıları oldukça artan gruplar sayesinde daha uzun süre popülerliğini koruyacaktır.30年以上の長きにわたって、読者から高い人気を保ち続けているのもそういった理由からだろう。
Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler.枝ごとに隔年結実する種では木全体としては毎年実をつける。
0.72 Astronomik birim uzaklığında (Venüs'e ait yörünge uzaklığı) bu oran daha da artacaktır (%0.65).もし軌道半径が0.72天文単位(金星の公転軌道と同じ)場合、その確率は0.65%とやや大きくなる。
17. yüzyılın sonlarında nüfusu hızla artan en önemli başkent Londra oldu.11世紀までにロンドンはイングランド最大の町となった。
Gücü artar ve vücudu geçici olarak gelişir.力もついたし体も大きくなっています。
Gelmedikçe köylünün öfkesi artar.市の怒りの居合い抜きが炸裂する。
Skorların sırasıyla artan 1 puan ile başlayan duyurulan prosedür, 1980 yılına kadar yapılmadı.1度の拡大で1か国だけが加盟したという事例は、1981年のギリシャのとき以来行われていなかった。
Aksine; kendisini çeşitli eksikliklere karşı artan hoşgörü şeklinde gösterir.しかしそんな彼女には様々な困難が容赦なく降りかかる。
Supapların açık kalma süreleri ve liftleri artar.エレベーターやビルの耐用年数を延ばすことが可能なる。
Çin Halk Cumhuriyeti'nde gıda güvenliği, tarımla ilgili artan bir sorundur.中国では食品の安全性の悪さが大きな社会問題になっている。
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.そのことが人類にとって彼らをより一層脅威としている。
Bu ekim bundan sonra da artarak devam edecek gibi görünmektedir.どうやらこの春は向こうで過ごすことにしたようです。
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.踏み入れれば雨が降り行く。
İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yıla göre %8 artarak %75’e ulaştı.NOx排出基準は1973年4月以前比約8%まで強化。
Kan emmiş halde büyüklüğü yaklaşık 2 kat artabilir.・謝英傑の体から、血液を2リットル以上抜き取れ。
Platformun yüksekliği gitgide artabilir.センタリングの高さに関係なく発進が可能である。
WGA DVD arta kalanlarından olan kazancın ikiye katlanmasını talep ettiler.WWEタッグ王座を2度獲得するなどの功績を築く。
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.一方、花は雨の捜索の中で滑落してしまう。
Ayrıca, kansıvısının asitleşmesi (asidoz) ile de bireşimi artar.そして、彼の提案に乗ってイーターと同化してしまう。
Onlar hakkındaki şüphesi git gide artar.合気の技にはやらせ疑惑がつきものである。
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?后曰:‘不管有無罪名,難道留我們遭洋人毒手麽?你先下去,我也下去。
Nabız, bazen artar, bazen azalır.父:心脏不好,有时候会停。
1943 başında, yeni gaz odaları ve krematoryumlar, artan sayıları karşılamak için inşa edildi.在1943年早期,新的毒气室和火葬场被建造,以适应众多的人数。
Işık kirliliği şehirleşmiş bölgelerde giderek artan ıık kaynağıdır.光汙染是城市化地區的天空亮度不斷增加的來源。
Bağışıklık sistemi, gittikçe artarak özelleşen katmanlı savunmalarla canlıları enfeksiyonlardan korur.免疫系统通过特异性不断增加的分层防御来保护生物体免受感染。
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.宅钱都未还,债利日日厚。
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.这可能是由于這些群体对西方的生活方式更为敏感。
Birden yedinciye kadar uzunlukları artar.提把縮短到原來一半的長度。
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .然而,不少文獻都未來得及恢復這兩個科,仍然保持這兩個科物種合併。
Kanda dolaşan beyaz küre (akyuvar) sayısı hafifçe artar.菌蓋以下的其餘部份都是白色的。
Maliyet, yatırımın süresi boyunca artar; yatırım süresi ne kadar uzunsa maliyet de o kadar büyük olur.金錢不會自動隨時間而增值,金錢的時間價值經過實際的投資才能實現。
Böcek ilaçlarının kullanım oranı 1950'lerden günümüze artarak yıllık 2.5 milyon tona erişmiştir.農藥的用量從1950年來已成長了50倍之多,每年的用量約為250萬噸。
Sonraki birkaç on yıl boyunca Robbins Raporu'ndan ötürü öğrenci ve çalışan sayısı artar.並響應羅賓斯報告,學生和教職員人數在未來十幾年內持續增長。
Artaşat yakınlarında Aras ile birleşir.與連橫往來密切。
19. yüzyılda demir-orman ürünlerinin önemi artarak devam etmiştir.进入19世纪后,铁和木材产量的重要性进一步增强。
İşletme arası iletişim artar.) 业务连络。
Dalaman Havalimanı 'nın artan yolcu trafiğini karşılamak amacı ile yeni tesisler yapılmıştır.只有吸引第二种乘客才能解决交通问题。
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.在這樣的生活中,他們的友情也在逐漸加深。
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.河流和地下水接近海邊時,還要考慮鹽度。
Parlamento ile devlet başkanı arasındaki çekişme giderek artar.其詆毀國家元首及政府首長之處更難卒述。
Turne sırasında grup içi kavgalar artarak devam etmekteydi.乐队内部的争吵持续着。
Çiftin şüphesi artar.恭宗有疑色。
Artan değişimler yine de boşluklar bırakacaktır.漢人為避文帝諱,改姮為嫦。
Yanmadan artan hava aslında azot ve karbondioksitin karışımıydı.此時排出的氣體主要是氮氣與氧氣的混合。
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.一些学校关闭。
İlk başta önemsememelerine rağmen ilk arkadaşlarını gölde boğulmuş olarak bulduktan sonra endişeleri artar.初次亮相時,當初口耳相傳而知道他的愛好者其實不少。
Türkiye yıldan yıla artan bir ekonomik gelişme göstermiştir.这意味着他们每年必须表现出一些进步。
İşte bu nedenle bugün Radyo Tiyatrolarina artan bir ilgi göze çarpmakta.這就是為什麼我很自豪這部激速電影。
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.債權的標的即為債權之客體,也就是債務人所應為之給付。
Artan saldırılarına karşın Kurucu Meclis seçimleri önceden belirlendiği gibi Haziran 1977’de yapıldı.폭력 사태에도 하원 선거는 1977년 6월 예정대로 치러졌다.
Otobüs filosu % 20 oranında artacak.이로 인해 버스 승객이 20% 정도 증가할 예정이다.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.이 연합은 1905년 노르웨이의 요구에 의해 평화롭게 해제된다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod