Ana içeriğe geç
Sözlük

arta ile cümle

arta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.I februar 1637 var det ikke lenger mulig for tulipanhandlere å finne nye, villige kjøpere til høyere priser.
Onlar ne yaratılmış, ne yok edilmiştir; ne kirlidir, ne de temiz; ne artarlar, ne de azalır.Siden verden er skapt og ødelagt, forgjengelig, er de ikke-ekte (sann).
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.Etter sigende gjorde dette synet Stalin sjalu.
Çiftin şüphesi artar.Tvilen stiller spørsmål.
Šrámek ve yandaşları komünist partisinin giderek artan rolünden endişe duymuşlardır.Šrámek og hans partifeller engstet seg for den økende rolle til kommunistpartiet.
Mihail Artamonov’un bilimsel hayatı Leningrad Üniversitesi'nde odaklanmıştır.Artamonovs vitenskapelige karriere var på Universitetet i Leningrad.
1976'da kurulan parti, 1970'lerde Danimarka'da artan gençlik radikalizminden doğdu.Partiet vokste fram på 1970-tallet, blant unge radikale i Danmark.
Bir foton bir atmosferik molekül ile etkileşime girerse, molekül hızlanır ve sıcaklığı artar.Hvis et foton vekselvirker med et atmosfærisk molekyl, akselereres molekylet og temperaturen øker.
Zeki Validi Togan, Mikhail Artamonov ve George Vernadsky gibi bilim adamlarından da etkilenmiştir.Hans verk var påvirket av forskere som Zeki Validi Togan, Mikhail Artamonov, og George Vernadskij.
Önce yavaş başlar, gittikçe coşku artar ve sonunda zirveye ulaşır.Den blir stadig smalere og ender til slutt oppe på fjellet.
Eğer artan paralar varsa bu yoksullara hibe edilecektir.Om det er rikelig, vil begge ungleungene bli foret.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.Jo mer konsentrert skyen blir, jo høyere blir temperaturen.
AMB’ler herhangi bir işlemi yürütecek şekilde tasarlanabilir fakat işlem ne kadar karmaşıksa maliyet artar.Poteten kan brukes til alt Hvordan har egentlig dyra det?
1374 yılında Peter Losha, Arta'da veba öldü, sonra Gjin Bua Shpata şehri aldı.Peter Losha døde av pesten i Arta i 1374, og Johannes Spata overtok makten.
İnsanlarda gebelik sırasında artan miktarda progesteron üretilir.Hos mennesker ses økende mengder progesteron i løpet av graviditeten.
Enflasyon artarken, ücretler düşer.Mens handelen blomstret gikk lønningene opp.
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.Ellers risiker skoler nedleggelse.
Mihail Artamonov 1951 yılında Hermitage Müzesi'nin müdürü olarak atanmıştır.Artamonov ble utpekt som direktør av museet Eremitasjen i Leningrad i 1951.
Bu sayede gün ışığında ekranın okunabilirliği artar.I tillegg kan disse skjermene leses i sollys.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Antalas’ styrker ga straks etter og flyktet, men Artabanes nektet sine egne menn å følge dem.
Bu şekilde motorun gücü çok artar.Kjøling av motoren blir derfor viktig.
Firmalar işsizlik oranı uygun şekilde artana kadar ücretleri kısamayacak (bir uyum problemi).Hvor mye av inntektsforskjellene før skatt bør skattesystemet bidra til å redusere?
Bu yiyecekler tüketilince de oyuncunun enerjisi artar.Lunsjpauser fyller opp arbeiderens energi.
Su tüketim miktarları son yıllarda artarak devam etmektedir.Vannproblemet forventes å bli verre i årene som kommer.
Avrupa'nın toplumsal kurumları gittikçe artan bir şekilde matrizmden patrizme geçti.Soul Asylum ble mer og mer populær.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Når kjøpekraften synker stiger samtidig prisene.
Artan ününe karşın hiçbir zaman ne eşini ne de işitme engellileri göz ardı etmedi.Så langt kjent omtalte hun heller aldri sine krigsopplevelser overfor familiemedlemmer eller venner.
Bu zaman zarfında ekonomik sabitlilik artarken kronik enflasyon da büyük ölçüde düşürüldü.Inflasjonen økte, samtidig som landet hadde en kronisk varemangel.
Tohum iriliği arttıkça dekara atılacak tohum miktarı da artar.Silogaffelen har også tettere tinder da volumet av gress som skal løftes blir mindre.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Etter hvert som lånet nedbetales opphører kreditten, og pengemengden minker igjen.
Her seviyede istenilen puan sayısı da artar.Det samme gjør antall personer som innkvarteres på hver lugar.
Bu oran daha da artarak nüklitin artık kararlı olmadığı bir noktaya gelir.I tillegg gjelder forenklingen at det er et tolegemeproblem, ikke lenger.
Bu tabakada sıcaklık yükseklikle artar.I dette laget avtar temperaturen med økende høyde.
Göz bebeklerinin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlanır.Uheldigvis gjør den økte hjernekapasiteten haiene også smartere, raskere og farligere.
Sezon sonunda artan performansı ile FC Porto'ya transfer oldu.Sesongen etter ble han derfor leid ut til FC Porto.
Sistemin entropi, enerji ve sıcaklığı artar ve hesaplanabilir.Entropi, energi, dan suhu sistem meningkat dan dapat dihitung.
Bu aynalar yüzeye doğrudan güneş ışığını alabilecek ve doğrudan Mars'ın yüzey sıcaklığı artabilecektir.Hal ini akan mengarahkan sinar matahari ke permukaan dan dapat meningkatkan suhu permukaan Mars langsung.
ABD'nin arta oranda Vietnam Savaşı'na müdahalesi, 1962.Meningkatna keterlibatan Amerika Serikat di Perang Vietnam, 1962.
Bunda 1504 ve 1508 mali reformları ve vergi toplama süreçlerinde artan verim sebeptir.Reformasi fiskalnya pada tahun 1504 dan 1508 diperketat dan ditingkatkan prosedurnya untuk pemungutan pajak.
Mor ekonominin bağlamı çağdaş toplumda önemi gittikçe artan kültürel bağlamdır.Konteks ekonomi ungu adalah semakin pentingnya unsur budaya dalam masyarakat kontemporer.
Kalıntı, bir işlem veya süreç sonucunda arta kalan şeydir; artık, bakiye.Sedangkan rukun itu hal-hal, cara, tahapan atau urutan yang harus dilakukan dalam melaksanakan ibadah itu.
Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler.Ujung atap berbunga sepanjang tahun, dan berbuah hampir sepanjang tahun pula.
Bu metaller ve dünya ekonomisinin iyileşmesi ve artan fiyatlar nedeniyledir.Karena ekonomi dunia pulih dan meningkatnya harga logam.
T4 olarak artar.Aksi T4
Bundan dolayı gerçekte pompa için gereken güç ihtiyacı artar ve türbinden elde edilen iş azalır.Hal ini meningkatkan tenaga yang dibutuhkan oleh pompa dan mengurangi energi yang dihasilkan oleh turbin.
1980'lerde, gelişmiş elektrot malzemeleri artan kapasitans değerleri sonunda.Pada akhir 1980-an, bahan elektrode yang lebih baik ditemukan, sehingga nilai kapasitansinya lebih tinggi.
Sayıları binlerce ve binlerce kat artacak.Jumlah oplah-nya berjumlah ribuan tiap terbit.
Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.Artinya, uang yang nilainya turun akan mendesak uang yang nilainya naik.
Artaphernes tarafından görevden alınması her an beklenebilirdi.Dia cemas dirinya akan dipecat dari jabatannya oleh Artaphernes.
Cisim asla görünmez olmaz, hatta görünür ışığın ışıması monoton olarak sıcaklıkla birlikte artar.Benda tidak mungkin menjadi tak terlihat - radiasi cahaya terlihat meningkat secara monotonik terhadap suhu.
Kullanıldığında giderek artan hareket hızı sağlar.Jika digunakan, kecepatan pemakaianya akan bertambah.
Nüfusu 275 bin dolaylarındadır(2006) ama giderek artan bir nüfusa sahiptir.Kota ini memiliki jumlah penduduk sebanyak 210.000 jiwa (2006) dan memiliki luas wilayah 15 km².
Artabasdos, İmparator III. Leon (717-741 arası hükümdar) hükümdarlığında.Artabasdos, di bawah Kaisar Leo III orang Isauria (berkuasa 717–741).
Böcek ilaçlarının kullanım oranı 1950'lerden günümüze artarak yıllık 2.5 milyon tona erişmiştir.Penggunaan pestisida telah meningkat sejak tahun 1950an, menjadi 2.5 juta ton per tahun di seluruh dunia.
Zamanla artan yabancı karşıtlığı, 1900'da Boxer Ayaklanması'na önayak olmuştur.Kerusuhan anti-misionaris menjadi bagian dari lanskap tersebut, berpuncak pada Pemberontakan Boxer pada 1900.
Aksine; kendisini çeşitli eksikliklere karşı artan hoşgörü şeklinde gösterir.Yang kedua, menolak kesyirikan dengan berbagai macam bentuknya.
0 ile 40 arasında değişen CAT skalasında sayı arttıkça hastalığın şiddeti artar.Angka-angka pada CAT berkisar antara 0–40 di mana semakin tinggi angkanya, semarin parah penyakitnya.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .Ciri menarik kedua gulungan ini adalah urutan unik mazmur-mazmur.
Bu dönemde Parlamento yanlısı donanmanın gücü de gittikçe artar.Sejak saat itu, kekuatan angkatan laut sangat ditekankan.
Başarısı ve popülaritesi bugün artarak devam etmektedir.Popularitas dan popularitasnya berlanjut melalui peran ini.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod