Ana içeriğe geç
Sözlük

arta ile cümle

arta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kortizol hormonu seviyesi artar.Sanctorius a măsurat greutatea corporală.
Maliyet, yatırımın süresi boyunca artar; yatırım süresi ne kadar uzunsa maliyet de o kadar büyük olur.Problema care se pune este valoarea acelui venit și în ce măsură siguranța aceasta este pe termen lung.
Skufas, 1779'da Arta yakınlarındaki Kompoti köyünde doğdu.Regimentul Hopior a primit în 1779 propriul lui district administrativ.
1920'li yılların sonlarında memleketinin yerli kültürü artan bir büyüleyicilikle kendisine tesir eder.Sfârșitul anul 1989 găsește orașul cuprins de febra dorinței de schimbare.
Genel olarak, metalin elektriksel direnci sıcaklık ile artar.De exemplu, o rezistență convertește energia electrică în căldură.
Böylece eşlenme sayısı artacağından çatışma riski azalır.Utilizarea prezervativului scade riscul în oarecare măsură.
Protestoların en belirgin sonuçlarından biri de gitgide artan internet özgürlüğüydü.A tüntetések leginkább kézzel fogható eredménye az internetes szabadság kivívása volt.
1825 yazında artan serveti sayesinde Allan Moldavia adı verilen iki katlı tuğla bir ev satın aldı.1825 nyarán Allan egy kétemeletes téglaházat vásárolt, amit Moldaviának hívtak.
Yapı 2004 m yüksekliğinde olacak ve Tokyonun giderek artan boş yer sorununa bir çözüm olacaktı.A szerkezet 2004 méter magas lenne, és csökkentené Tokió helyhiányát.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Bernoulli törvénye értelmében a sebesség növekedésével a nyomás csökken.
Her bir köydeki ninjaların artan sayıları nedeniyle sınavlar yılda iki kez düzenlenir.Köszönhetően a növekvő nindzsa létszámnak, a vizsgákat minden évben kétszer rendezik meg.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.Mikor Jack látja ezt, féltékeny lesz.
Bilen’in bu dönemde etkisi çok artar.Ilyenkor jó szolgálatot tesz a vaku.
Ertesi yıl da Artak ve civarını ele geçirdi.A következő napokban Nagykanizsán és környékén toborzott.
Matt'in gördüğü halüsinasyonlar artar ve evde garip olaylar gerçekleşir.Közeleg Halloween és furcsa dolgok történnek a városban.
Rüzgâr gücü, dünyada kullanımı en çok artan yenilenebilir enerji kaynaklarından biri haline gelmiştir.A szélenergia hasznosítása ma a leggyorsabban növekvő megújuló energiaforrás.
Bu indirim yıldan yıla artar.Ez a szám évről évre csökken.
Amerika'da streptokoklarda sefalosporin direnci gittikçe artan oranda bulundu.Eközben Amerikában a valóságot egyre precízebben visszaadó animációs színvonalat céloztak meg.
Son olarak,xenon dan daha ağır elementler için, atomik kütle artarken birleşme enerjisinde bir azalma görülür.Végül a xenonnál nehezebb elemekben a nukleononkénti kötési energia csökken, ahogy az tömegszám növekszik.
Çiftin şüphesi artar.A levelek kétsorosan állnak.
Mor ekonominin bağlamı çağdaş toplumda önemi gittikçe artan kültürel bağlamdır.A mályva gazdaság összefügg a műveltség növekvő jelentőségével a mai társadalomban.
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.A lakosság számának visszaesése az iskolák bezárásával járt.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .Mindkét épület még ma is áll, és értékes műemléket képez.
Portland giderek artan liberal yaklaşımları ile dikkati çekti.Wallacet úgy ismerték, mint aki viszonylag liberális elveket követ az ilyen ügyekben.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Ha esik, itthon maradunk.
Bunun yanında, uzay aracının jiroskopu artan birçok hata gösterdi.Az űrhajó forgatása ráadásul sok hajtóanyagot emésztett fel.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.Ezért amilyen mértékben nő a munka ellenszenvessége, olyan mértékben csökken a munkabér.
Banliyö Tren Hattı üzerinde gecekondular süratle artar.A vonalon gyerekvasutasok teljesítettek szolgálatot.
Yüksek sıcaklıklarda, metalin direnç sıcaklığı doğrusal olarak artar.Az ott lévő hőmérséklet hatására a mérőellenállás előjel helyesen megváltoztatja az ellenállását.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Ahogy nőnek a hernyók, úgy nagyobbítják a zsákot.
Kara deliklerin büyüklükleri arttıkça, sahip oldukları enerji de artar ama sıcaklıkları düşer.Minél kisebb a fekete lyuk tömege, annál magasabb a hőmérséklete.
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.Később nagyon jó barátok lesznek és ebből a barátságból szerelem lesz.
Hamming sayılarını artan sırada hesaplama algoritmaları Edsger Dijkstra tarafından yaygınlaştırılmıştır.A szabályos számok emelkedő sorrendbeli generálásának algoritmusait Edsger Dijkstra hozta be a köztudatba.
Kullanım süresi uzadıkça görülme sıklığı artar.Az efölötti munkaidőt túlórának kell tekinteni.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Minden nap közlekedik, a csúcsidőszakban sűrűbben.
Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Egyre inkább úgy érezte, hogy egy látásmódbeli problémáról van szó.
11 ^ Artam, Nurettin.Ekkor 11–9-re álltak.
Artan veri kapasitesi ile birlikte Blu-ray 36 Mbps veri iletim hızını kullanmaktadır.A DVD 10 Mbps gyorsaságával szemben a Blu-ray lemez mintegy 36 Mbps sebességet nyújt a használóknak.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.A hatalmat keresni: elhagyni az Erő útját.
İnsanlar azalacak, kötülük artacak, Erlik Han dünyaya yaklaşacaktır.A várost megátkozták; bármely pletyka amit elég ember ismer valóra válik.
Anti otomobil eylemcilik giderek artar.A helyközi buszpark elöregedett.
Ağacın tacı (tepesi), yaklaşık olarak artan boy kadar her sene genişler.Kis termetű, egész évben termő fa.
Bu durumda, özelliğin varyansı artar ve popülasyon iki ayrı gruba ayrılır.Ilyenkor a jelleg sokfélesége növekszik, és a populáció a jelleg alapján két eltérő csoportba oszlik.
Görev esnasındaki fikre artan bir ilgiyle itibar edildi.A munkánk iránti igények elborítottak minket.
Yahudi karşıtı düşmanlık, bölgedeki artan Yahudi nüfusuyla artmaya başladı.Egy pénzkölcsönzéssel kapcsolatos vita miatt sikerült szembekerekednie a területen élő zsidó lakossággal.
Seçimlerden sonra, siyasal ortamdaki gerginlik artarak devam etti.A választás után mégis feszült légkör ülte meg a várost.
Sera ürünlerinin kalitesi sürekli artan kalite kontrolleri ile devamlı yükselmiştir.A szabadklór értékét betáplálással növelték, azt folyamatosan ellenőrizve.
Artabanus bu sefer yine 224'te kendisi saldırdı.Artabanos hyökkäsi itse Ardaširin kimppuun vuonna 224.
IV. Artabanus orduların çarpıştığı Hormizdeghan'da öldürüldü.Armeijat kohtasivat Hormizdeghanissa, missä Artabanos IV tapettiin.
Haliyle istekleri de artar.Se pystyy myös totetuttamaan toivomuksia.
Yazın mahalle nüfusu dört kat artar.Kesäisin alueen asukasluku nelinkertaistuu.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.Hammassärky on hampaassa tuntuvaa kipua.
Ancak bu birleşme Norveç'in artan huzursuzluğundan dolayı 1905 yılında sona erdi.Unionia kesti vuoteen 1905, kunnes se raukesi rauhanomaisesti norjalaisten tahdosta.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Saaliin koko vain kasvaa saalistajan koon kasvaessa.
Homofil örgütlerinin (o dönemdeki gey örgütlerin adı) sayıları artarak Doğu Yakası'na yayıldılar.Homofiiliset järjestöt, joiksi homojen ryhmittymiä kutsuttiin, lisääntyivät ja levittäytyivät itärannikolle.
Bu dönemde Suriye’de Türkmen yerleşimi artarak devam etmiş ve bölgede önemli bir Türk nüfusu oluşmuştur.Tilanne Xinjiangissa oli siihen aikaan edelleen vaarallinen, ja alueella tarvittiin voimakasta kenraalia.
Bu kuraldan, eğer bir akışkanın hızı artarsa basıncı azalır sonucu çıkmaktadır.Lain mukaan virtauksessa nopeuden kasvaessa paine alenee.
Kan basıncı normal olarak yaşla artar.Verenpaine on saatava normalisoitumaan tällöin välittömästi.
Çiftin şüphesi artar.Tiilikka kiisti epäilyn.
Köy, son yıllarda artan güvenlik sorunu nedeniyle göç verdi.Kärjenniemen kylä on viime vuosina kasvanut runsaan rakentamisen takia.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod