İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yıla göre %8 artarak %75’e ulaştı.Det högsta, till vilket jag någon gång hunnit, är 75 procent".
Otobüs filosu % 20 oranında artacak.En ökning av bogserbåtsflottans storlek med 20 procent.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.I motsats till detta är energiinnehållet ofta relativt låg.
İleride kullanıcı sayısının artacağı tahmin edilmektedir.Nedanstående gruppnummer kan förekomma.
Bundan dolayı gerçekte pompa için gereken güç ihtiyacı artar ve türbinden elde edilen iş azalır.Detta ökar mängden elektricitet som måste tillföras pumpen och minskar det arbete som kan tas ut ur turbinen.
Maliyet artarken üretim azaldı.Trots att man ökade på produktionen sjönk vinsten.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.Ju mer molnet kontraherar, desto mer kommer temperaturen att öka.
Artan petrol fiyatları, silah harcamalarını da artırmış ve savaş tehlikesini yükseltmiştir.Rökaren påför sig själv kostnader av en förbrukad cigarett och ökad risk för hälsoproblem.
Girişimci sayısı ne kadar artarsa , istihdam oranı da o kadar artar.Ju mer någon tränat, desto mer avancerad intellektuell kunskapsnivå.
Ford bunu görünce kıskançlığı daha da artar.För andra betydelser, se Lac Jaloux.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.När T4 och T3 är låga produceras mer TSH, och när T4 och T3 är höga bildas mindre TSH.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Enligt Boyles lag expanderar gaser när trycket minskar.
Yavrunun en iyi gelişebileceği mevsimlerde bu davranışlar artar.Och förhoppningsvis tycker barnen att kalaset blir mer lyckat.
Vücut sıcaklığı artar.Hettan leder till högre kroppstemperatur.
Fosfor, azot ve diğer besin maddeleri yaşlı su ekosistemlerinde yavaş yavaş artar.Reningen av fosfor och kväve är undermålig i äldre reningsanläggningar.
Genel olarak, metalin elektriksel direnci sıcaklık ile artar.Den elektriska strömmen värmer metallen genom metallens elektriska resistivitet.
Artabasdos ve iki oğlu Konstantinopolis'te yakalandı.Tsar Boris II och hela hans familj fördes till Konstantinopel.
Giderek artan bütçe açıklarının önce dış kaynaklarla karşılanması hedeflendi.Slutfinansiering av projektet skulle ske genom att söka externa medel.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Назва: «А у вас дім далеко від нас?», м. Миколаїв.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Згідно із законом Бернуллі, із збільшенням швидкості тиск зменшується.
İlk iki ay içinde şiddet artacak ve 2000 beyaz öldürülecek, 280 şeker çiftliği yakılmıştır.У найближчі 2 місяці повсталими рабами вбито 2000 білих і знищено 280 цукрових плантацій.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Це може бути зумовлене підвищеною чутливістю до західного стилю життя у певних етнічних групах.
Giderek artan sayıda araştırma grup dinamiği prensiplerine evrimsel psikolojiyi uygulamıştır.Все частіше в дослідженнях групової динаміки застосовуються принципи еволюційної психології.
Çiftin şüphesi artar.Інакодумство на Сумщині.
Bu artan çekimsel potansiyel daha sonra kozmolojik zamanı hızlandıracaktı.Збільшення гравітаційного потенціалу в свою чергу прискорює космологічний час.
Kar yağışlı gün sayısı da zirveye doğru artar.Кількість снігових днів залежать від рельєфу.
Sınırlı imkânları ile bu durum artarak devam ettirilmektedir.На превеликий жаль, цим їх функції обмежуються.
Artan kitaplarla birlikte kütüphanenin yeni bir binaya geçme ihtiyacı büyüdü.Через брак місця для нових книжок було споруджено нову будівлю бібліотеки.
Nabız, bazen artar, bazen azalır.Пульс лабільний, частий, іноді аритмічний.
Zamanla artan kitaplar medreseye sığmaz oldu.Самвидавні книги не приймаються до розгляду.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.При цьому гострі зубці роздирають шкіру господаря.
Kırklareli’nde sanayi artan bir hızla gelişmektedir.Круїзний сектор туризму розвивається феноменальними темпами.
Maliyet artarken üretim azaldı.Виробництво зменшувалось швидше ніж зменшувалась енергозатратність.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.З кожним роком чисельність цього птаха збільшується.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Якщо ви помиєте машину, одразу піде дощ.
Bu durumda, yinelenen eşlendirmelerin sayısı oldukça artabilir.Тому в такому випадку порівняно складних показань може бути вже досить багато.
Böylece şehrin Yahudi nüfusu çoğunluk olarak artacaktı.Саме тут розташовувались більшість єврейських громадських організацій міста.
Elektron verme isteği (metalik karakter) artar.Клей електропровідний “Метаконт”.
Zaman içinde üzerinde bitkilerin kök salmasıyla sağlamlığı artabilir.Цілком можливо, що в ті часи нею возили сіль з Прикарпаття на Волинь.
Saatin entropisi artacaktır.Уночі циферблат годинника підсвічується.
Parlamento ile devlet başkanı arasındaki çekişme giderek artar.Референдум був викликаний загостренням відносин між президентом і парламентом країни.
Karbon sayısı ve -OH grubu sayısı arttıkça kaynama noktası da artar.Чим нижче атомні відношення Н/С і О/С, тим вище вміст ароматичних сполук.
"Duygusal esenlik" son yıllarda artan kullanım görmüş bir terimdir.Кінетичні фасади в останні роки набули шаленої опулярності.
Okulların kapanmasıyla nüfus artar.Невдоволення всередині школи наростало.
Megabates, I. Darius'un kuzeni, Artaphernes'in kardeşidir.Кербер — двоюрідний брат Даріо.
Philips eğrisine göre işsizlik oranının düşük olduğu ekonomilerde enflasyon artar.Згідно з кривою Філіпса, з ростом безробіття інфляція зменшується.
Bu yiyecekler tüketilince de oyuncunun enerjisi artar.Споживання продуктів також вимагає певних енерговитрат.
Lannister ve Stark Haneleri arasında gerilim artar.Сприяв початку війни між домами Ланністерів і Старків.
PHÖ, son zamanlarda gittkiçe artan ilgi ve araştırmaların konusu olmuştur.Твір неодноразово був предметом різноманітних досліджень і суперечок.
Gebelikte ihtiyaç % 50 kadar artar.Жирність складає 50 %.
Direnç artarak elektrik enerjisi yavaş bir şekilde gelir.Енергія костюма витрачається повільно.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.V průběhu 90. let se mezi Andersen Consulting a Arthur Andersen začalo objevovat napětí.
1976'da kurulan parti, 1970'lerde Danimarka'da artan gençlik radikalizminden doğdu.Byla založena v roce 1976, u jejího zrodu stál vzrůstající radikalismus mládeže v Dánsku v 70. letech.
Sovyet otoriteleri ulaşım altyapısı ve hizmetleri için artan talebi yeterince karşılayamadı.Sovětské orgány nebyly schopné uspokojit rostoucí poptávku po dopravní infrastruktuře a službách.
Okudukça O’nun terbiye ediciliğine ve O’nun rahmetine olan marifetimiz artar.Bohu, jenž pomocí svou nám umožnil skončiti práci, za jeho přispění vzdána buď chvála a čest.)
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Může tomu tak být v důsledku zvýšené citlivosti některých etnických skupin na západní životní styl.
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Žádáme zem a půdu (kolonie) pro obživu našeho lidu a usídlení přírůstku našeho obyvatelstva.
Çiftyıldızların gözlemlenmesi 19. yüzyılda giderek artan bir önem kazanmıştır.Význam pozorování dvojhvězd rostl v průběhu 19. století.
Deniz ve göl kıyılarında içerilere doğru yükseltiler artar.O dění na zemi k němu docházejí zprávy skrz řeky, potoky, jezera a moře.
Zamanla artan yabancı karşıtlığı, 1900'da Boxer Ayaklanması'na önayak olmuştur.Zbývajících asi 30 kusů pak bylo vybito během povstání boxerů roku 1900.