Yabancı değiş tokuşlar artar; seyyahlar gittikçe çoğalır.Het onderlinge contact nam af; de varianten begonnen steeds meer uit elkaar te groeien.
Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da ilgilenmeye başladı.Tijdens de studie in St. Niklaas begon hij zich ook voor de menselijke figuur te interesseren.
Bir kanadın hücum açısı arttıkça indüklenmiş sürükleme de artar.Denk aan het verloop van lichtafname in een buis naarmate je er dieper in komt.
Aksi halde kalbe yüklenen iş daha da artacağı için durumu daha da kötüye götürür.Indien het probleem van fysieke aard is, maakt u het hierdoor alleen maar erger.
1908 yılından sonra oldukça tanınarak, artan tiyatro toplulukları arasında büyük talep gördü.Vanaf 1908 was hij een veel geziene gast in artistieke kringen.
İngiliz medyası, yarışmanın "NextGen Serisinin artan etkisini sınırlamak" için oluşturulduğunu belirtti.Zdaniem brytyjskich mediów, rozgrywki zostały utworzone, by "ograniczyć rosnące wpływy NextGen Series".
Her bir köydeki ninjaların artan sayıları nedeniyle sınavlar yılda iki kez düzenlenir.Ze względu na wzrastającą w każdej wiosce liczbę geninów, egzaminy przeprowadzane są dwa razy do roku.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.Masa ciała piskląt wzrasta gwałtownie w ciągu pierwszych kilku tygodni i osiąga poziom około 3,4 kg w 45 dni.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.Pamiętam ten dzień, bo strasznie bolał mnie ząb.
Onlar ne yaratılmış, ne yok edilmiştir; ne kirlidir, ne de temiz; ne artarlar, ne de azalır.Nie posiadają poprzecznych przegród (czyli nie są septowane) ani sprzążek i nie rozgałęziają się.
Daha sonra bu değişkenlik, 40-44 yaş arası kadınlar için biraz artar.Następnie zmienność ta wzrasta, zwłaszcza u kobiet od 40 do 44 roku życia.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Vân Phong spytał: "Kiedy przychodzą narodziny i śmierć, to jak możemy tego uniknąć?"
İşte artakalmış şarkılarım, bunları dinleyin.Słuchaj, brzmi aniołów pieśń lub Słysz!
1976'da kurulan parti, 1970'lerde Danimarka'da artan gençlik radikalizminden doğdu.Ugrupowanie powstało w latach 70 wraz z falą radykalizmu wśród duńskiej młodzieży.
Artan uluslararası talebe cevap verecek şekilde Vinho Verde ihracatı artış göstermektedir.Coraz większym uznaniem cieszy się młode Vinho Verde.
Böylece eşlenme sayısı artacağından çatışma riski azalır.Minimalizując przy tym ryzyko przypadkowych strat.
Sayıları binlerce ve binlerce kat artacak.Za wami pójdą setki i tysiące.
Bahar aylarında karların erimesi ile su miktarı artar.Wiosną w ich menu włączają się bezkręgowce wodne.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Niekiedy, by zwiększyć cierpienie, ciało obciążano kamieniami.
Bu değişimlere ilişkin genlikler, değişimin artan zaman ölçeği ile artış göstermektedir.Wartość tych zmiennych ulega wahaniom wraz z upływem czasu.
Bu rakam bazen duruma göre çok da olmasa artabilir.Mimo takiego charakteru czasem można na niej polegać.
22 Ocak 1973, Artaşat), Ermeni serbest güreşçi.Արայիկ Գևորգյան; ur. 22 stycznia 1973) – ormiański zapaśnik walczący w stylu wolnym.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.W tym typie biegunki zwiększa się ilość tłuszczów w kale.
Modulo işlemi, hesaplamada bir sayının diğer bir sayıya bölümünden arta kalan sayıyı verir.Dodawanie modulo polega na obliczaniu reszty z dzielenia sumy liczb.
Postmodern sanat, gittikçe artan çeşitlilik ve popülerlikte sergiyle sahneye girmiştir.Architektura postmodernistyczna cechuje się pluralizmem i złożonością.
Bu olayın ardından, Weber artarak uyku problemine ve sinirliliğe düçar oldu.Po tym wydarzeniu Weber zaczął miewać nastroje depresyjne, stał się nerwowy i cierpiał na bezsenność.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Większej prędkości musi odpowiadać mniejsze ciśnienie – zgodnie z prawem Bernoulliego.
Köle iş gücünü korumak için kölelerin serbest kalmasına artan yasal kısıtlamalar konulmuştur.Zaostrzono prawo, ograniczając przemieszczanie się niewolników.
Gebeliğin 5. haftasında idrarla atılımı artar.Piętnastego dnia miesiąca matka przychodzi zapłakana.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.Z ukrycia wychodzą w czasie deszczu.
Artan kapsamlılıkta cihaz bir dereceye kadar özerk hareket edebilir.Potrafią to robić już nawet pisklęta w gnieździe.
1943 yılı boyunca da bombardıman artarak devam etti.W 1944 roku zniszczeń dopełniły bombardowania.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.Wraz z wysokością, wzrasta natomiast suma opadów.
Protestoların en belirgin sonuçlarından biri de gitgide artan internet özgürlüğüydü.Warto nadmienić, iż spośród głosów nadesłanych przez internautów kolejka zdobyła pierwsze miejsce.
1924 yılında yahudilere karşı artan tepkilerden ötürü istifasını verdi.W 1942 potępił jednak jego politykę za deportacje Żydów.
Her geçen sene artan bu sayı altıncısında 110'a çıkmıştır.Pod koniec miesiąca powiększył swoje konto o dwa Me 110.
Artabasdos'un nasıl ve ne zaman öldüğüne dair bilgi bulunmamaktadır.Nie wiadomo dokładnie, kiedy i gdzie zmarł Bagoas.
Stalin artan gücünü Mdivani ve diğer muhalifleri diplomatik görevlere kaydırmak için kullandı.Stalin wykorzystał urzędy do obsadzania ich swoimi zausznikami.
Sovyet otoriteleri ulaşım altyapısı ve hizmetleri için artan talebi yeterince karşılayamadı.Rząd radziecki nie radził sobie z rosnącymi wymaganiami w stosunku do usług transportowych i infrastruktury.
Altın ve gümüş biriktirerek millî zenginliğin artacağını öne sürmüş, devlet müdahalesini savunmuşlardır.Bił srebrne i brązowe monety, aby zademonstrować swoją niezależność.
Bu nedenle, artan sayıda uluslararası şirket Freeport'u ticaretleri için bir merkez olarak kullanmaktadırlar.Följaktligen, ett växande antal internationella företag använder Freeport som sin plats för verksamheten.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Detta kan bero på en ökad känslighet för en västerländsk livsstil hos vissa etniska grupper.
Kazanılan her sayıda oyuncunun puanı 15, 30, 40 ve oyun şeklinde artar.Enligt tradition räknas varje vunnen boll i ordning som 15, 30, 40 och game.
Giderek artan bir gerçekçiliğin ortaya çıktığı görülmektedir.Och att det därför är en idé som ständigt tycks återkomma.
Alcantara, yaklaşık% 68 polyester ve% 32 poliüretandan oluşur, artan dayanıklılık ve leke direnci sağlar.Alcantara består av 68% polyester och 32% polyuretan.
Ayrıca takyonların hızı enerjileri azaldıkça artar.En speciell egenhet hos takyoner är att deras energi ökar, när deras hastighet minskar.
Gaganın uzunluğu 50 gün boyunca doğrusal olarak artar.Den egentliga dräktigheten uppskattas med 50 dagar.
Verdiği cevap yanlış ise, her yanlış cevap sonucu giderek artan elektrik şoklarına maruz kalıyordu.Försökspersonen trodde att varje felaktigt svar ledde till att eleven fick kraftiga elektriska stötar.
Sayılar artarak verilirler ve özel bir anlam içermezler.Modellen vänder ryggen till, och inga särskilda kännetecken visas upp.
Onlar hakkındaki şüphesi git gide artar.För andra betydelser, se Dubti.
6:10 Kohenler, öğün sunularından arta kalanları yemeli Lev.11:30, Andra frukost Fler övningar Hästvård Kl.
Okudukça O’nun terbiye ediciliğine ve O’nun rahmetine olan marifetimiz artar.Vi minns honom med stor tacksamhet och vördnad."
Bu durumda RAM'e hiç hızaşırtma yapmadan işlemci gücü artabilir.Alla kunde köra R4 utan att skämmas.
Ancak felci daha da artar ve yazdıkları "Therese ve Laurent bana iyi bakıyorlar" olarak anlaşılır."Jag är villig att veta allt detta och mer", sade Zarathustra.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.Denna linje försvinner ju mer ormen åldras.
Uzun atlayışlar için puan artarken, kısa atlayışlarda puanlar düşer.Vill de uppnå hög hastighet hoppar de endast med de bakre fötterna.
Stomanın turgor basıncı artar.Här testas förarens stresstålighet.
Görev esnasındaki fikre artan bir ilgiyle itibar edildi.Platsen för bruket hade valts med omsorg.
Kişi sürekli belli bir olayı düşündüğü için o problemi halledecek çözüm yollarını görme şansı artar.Kan den lösa eventuella problem som en person skulle lösa genom att tänka?
Antonio Elena'yı aldatmaya başlar, çiftin arasındaki kavgalar oldukça artar.Alexandra konfronterar Emelie och bråk utbryter mellan de två.