Ana içeriğe geç
Sözlük

arta ile cümle

arta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Artan okun üstindisi büyükse, bunun için özel ifadeler uygulanabilir.Parágrafo único. A capacidade dos indígenas será regulada por legislação especial.
Matt'in gördüğü halüsinasyonlar artar ve evde garip olaylar gerçekleşir.Dennis percebe que desde que Toby apareceu, coisas estranhas têm acontecido na casa.
Sürekli artan bir tonlamayla bir ifade cümlesinin cümledeki yeri.Sempre tem uma resposta na ponta da língua.
2010 yılında, HTC’nin sattığı telefon sayısı 2009 yılına göre %111 artarak 24,6 milyon adedin üzerine çıktı.Em 2010 a HTC vendeu por volta de 24.6 milhões de telefones móveis, um aumento de 111% em relação a 2009.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .A obra realizada por ambos resultou num trabalho monumental.
Buharlaşma ısısı artan sıcaklık ile azalır.Passar por cima de uma seta reduz imediatamente a temperatura.
11 ^ Artam, Nurettin.Consultado em 11 set.
Ve teoriler ile olgular artan kesinliğe dayalı bir hiyerarşinin basamakları değil, farklı şeylerdir.E fatos e teorias são coisas diferentes, não degraus em uma hierarquia crescente de certezas.
Anadolu'daki Sünni birlik artan Şii sempatizanlarıyla büyük bir risk altındaydı.O regime doentio em Ava estava vulnerável a todos os rivais em potencial.
Hareketlilik ve artan reaktivite özellikleri, onları sadece bazı yönlerden riskli yapar.Seus efeitos tóxicos e acumulativos o tiraram da corrida.
Çiftin şüphesi artar.Porém, o relacionamento é duvidoso.
Gebelikte tüm lipidler artar.Todas as faixas são ao vivo.
Bu arada kapasitans değeri artar.Ou seja, é a sua capacidade de pagamento.
Kozu belirleyen oyuncu yerdeki kartları almazsa her rengin değeri 10 para artar. .Se o jogador não tem moedas, Toad vai dar a ele dez moedas.
Artabanes ve diğerlerini çağırırken, Areobindus asi ile yüzleşmeye karar verdi.Por insistência de Artabanes e os outros oficiais, Areobindo decidiu confrontar o rebelde.
İşletme arası iletişim artar.O que é Comunicação Empresarial.
Gebelikte demir ihtiyacı artar.O Wikcionário tem o verbete Ferro.
Glomerüler hidrostatik basıncın artması ile glomerüler filtrasyon oranı (GFR) de artar.Como conseqüência, há um aumento da pressão hidrostática glomerular, e uma maior taxa de filtração.
Fakat bu özellikler de Bizans bölgesinde artan güvensizliğe neden olmuştur.Tal desenvolvimento é, sem dúvida, altamente improvável no atual ambiente de segurança benigna.
Sera ürünlerinin kalitesi sürekli artan kalite kontrolleri ile devamlı yükselmiştir.As Cabras melhoraram sob a posse de Stöger continuamente.
Bu türün yaşam sahasının büyük kısmı, artan insan nüfusunun etkisi altındadır.A maioria das raças existentes é resultado de seleção humana.
Kandaki T3, T4 miktarları düşerse TSH üretimi artar, T3, T4 seviyeleri arttıkça da TSH üretimi düşer.No hipotiroidismo a produção de TSH está aumentada, mas a T3 e T4 estão diminuídas.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Se chover, vamos ficar em casa.
Artan sayıda köylüler çelik üretimine kaydırıldı.Assim, muitas empresas produtoras ampliaram o interesse na siderurgia.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.Gedurende de jaren 90 groeide de spanning tussen Andersen Consulting en Arthur Andersen.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?Hij zei: 'wie ben jij om dit te beweren?' en voegde daaraan toe: 'We worden afgeslacht als we dit uitzenden.'
Görünümlerden/masivadan (appearances) uzaklaşıldığı ölçüde "Benliğin Lütfu" artar.Dit werd destijds als een barmhartige daad gezien die blijk gaf van een godvruchtig leven.
Okudukça O’nun terbiye ediciliğine ve O’nun rahmetine olan marifetimiz artar.Wij herdenken hem met diepe dankbaarheid en bewondering."
Sıcaklık arttıkça moleküllerin hızları da artar.Naarmate de temperatuur wordt verhoogd bewegen de moleculen zich sneller.
Bunlardan elimize kalan yeganesi Karnamak-ı Artaksşir-i Papakan'dır (Ardeşir'in faaliyetleri).Er is slechts een werk van haar overgebleven, Palmzondag (ca.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Daar reken je zoveel voor per dag en dat betalen wij je dan.
Şimdi biz bu fonksiyonu geri çağırıyoruz ve her ikisi monoton artandır .De twee molens hebben deze functie niet meer en zijn nu maalvaardig in circuit.
Nemorino sahneye gelir ve noterin içeri girdiğini görünce Adina'yı kaybettiğine inancı artar.Dan komt Nemorino ten tonele, hij heeft de notaris gezien en realiseert zich dat hij Adina kwijt is.
Bu dönemde Almanya’da Nazi etkisi gittikçe artar ve Eberhard da bundan nasibini alır.Duitsland gaat steeds meer op deze wereld lijken, vindt Wallraff.
Çok doğal olarak backlinklerin sayısı da artar.Er zijn oneindig veel palindroom-Smithgetallen.
Ama artık her gece cevabımızı gittikçe artan oranlarda veriyoruz.Iedere dag neemt ge weer de vaat ter hand.
Matt'in gördüğü halüsinasyonlar artar ve evde garip olaylar gerçekleşir.Als Appie het onderzoekt, gebeuren er vreemde dingen in het huis.
Shinigami vücudunda iken, zaten etkileyici olan gücü daha da artar.Als hij in zijn Shinigami-vorm is heeft hij al een grote snelheid en is zijn kracht veel groter.
T4 olarak artar.Twee DIT's vormen T4.
Artan internet kullanımı ve alışveriş sebebiyle giderek daha çok kullanılmaya başlanmıştır.Ook steeds populairder worden de online veilingen voor vakanties en reizen.
1976'da kurulan parti, 1970'lerde Danimarka'da artan gençlik radikalizminden doğdu.De partij is ontstaan uit het groeiende jongerenradicalisme in Denemarken gedurende de jaren '70.
Kazanılan her sayıda oyuncunun puanı 15, 30, 40 ve oyun şeklinde artar.Afhankelijk van het soort kampioenschap worden nu partijen van 50, 40 of 30 punten gespeeld.
Bu duruma dönemsel düşük güneş radyasyonu ve artan volkanik faaliyetlerin neden olduğu öne sürülmüştür.Deze periode kenmerkte zich door minder zonnestraling en verhoogde vulkanische activiteit.
Böylelikle tahıl üretim maliyeti de artacaktı.Bovendien ging ook de grootte van de oogst achteruit.
Bu durumda ülkede işsizlik artacaktır.Hoe dan ook, in dit evenwicht zal er werkloosheid zijn in de stedelijke omgeving.
Çiftin şüphesi artar.Het verband is dubieus.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.Een rugblessure eind dat jaar hield hem geruime tijd buiten strijd.
Her oyuncu 800 dolar ile başlar ve her tur başına bu miktar artar.Elke speler begint met dit bedrag.
Modulo işlemi, hesaplamada bir sayının diğer bir sayıya bölümünden arta kalan sayıyı verir.Modulo betekent de rest na deling van een deeltal door een deler.
Bu takvime göre bir yıl 365 gün sürer ve her yıldan 6 saat artar.Dit levert een gemiddelde op van 365 dagen en 6 uur per jaar.
Bunun yanında, artan mezhep çatışmaları da savaşın bitmeden yeniden başlamasına neden olmuştu.Ook hier moest eerst deze uitgeschakeld worden alvorens de rebbelen deze konden vernietigen.
Böylece kurşunun verdiği hasar artardı.Wie zich verzette kreeg de kogel.
Yazları nüfusu artar.In de zomer vertienvoudigt de bevolking.
Sovyet devleti tarafından artan antisemitizm yüzünden kovuldu.Hierna werd hij vrijgesproken van antisemitisme.
Serbest bilirubin miktarının artması ile kandaki indirekt bilirubin miktarı artar.Hierdoor is de hoeveelheid ongeconjugeerde bilirubine in het bloed verhoogd.
Büyüklüğü bir insanda, üç yaşına kadar artar.Ze groeien tot ze circa drie jaar oud zijn.
Eşmerkezli daireler gittikçe artan günahkarlığı temsil eder.De aanwezigheid van de immigranten leidt tot een verhoogde criminaliteit.
Son yıllarda "eksiklik sendromu" giderek artan biçimde ilgi çekmektedir.De laatste jaren lijkt de aandacht in het sensorisch onderzoek langzaam te verschuiven.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Een grotere bedreiging voor zijn voortbestaan is echter de mens.
Sezon sonunda artan performansı ile FC Porto'ya transfer oldu.In de halve finale werd Deportivo uitgeschakeld door FC Porto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod