Frédéric'in meşakkati artar ve eve dönmesini öneren Deslauriers ile yeniden rastlaşır.قال ساذرلاند بأنه يفضل أن يأكل رتيلاء على العمل مع لوريل ثانية.
1637 Şubat ayında, lale tüccarları iyice artan fiyatlardan alıcı bulamaz hale geldiler.في شباط/فبراير من عام 1637 لم يعد متداولو البصل يحصلون على عروض شراء أعلى مقابل البصل، وبدؤوا البيع.
Bu sayede gün ışığında ekranın okunabilirliği artar.شاشة قابلة للقرائة في ضوء الشمس.
Gaganın uzunluğu 50 gün boyunca doğrusal olarak artar.كما يذداد طول المنقار على مدار 50 يوم.
Godoy'a sık sık verilen terfiler, kral ve kraliçe üzerindeki artan etkisinin sinyalleriydi.كانت ترقيات جودوي المتلاحقة دليل على تأثيره المتزايد على الملك والملكة.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.كلما ازداد تقلص السحابة كلما ازدادت درجة حرارتها.
Boğazın derinliği Norveç sahillerine doğru artar.يقل عرضه عند مضيق دوفر، ويبلغ أقصى عمق له عند سواحل النرويج.
Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir.لكن بالطبع خلال فترة الكساد الاقتصادي الكبير تشهد الأجور والأسعار هبوطا كبيرا.
Görev esnasındaki fikre artan bir ilgiyle itibar edildi.وافق الحاضرون على الفكرة بحماس.
Bu oran kedilerin toplu yaşadığı yerlerde daha da artar.ويكثر وجود هذا الصرصور في الأماكن التي يسكنها البشر.
1539’da, bir öncekinden arta kalan daha geniş manastırların feshedilmesine girişti.وفي 1539، انتقل إلى حل الأديرة الكبيرة التي نجت في وقت سابق.
Parlaklığı 1.000 ile 100.000 kat arası artar.بذلك تنشأ أعداد من 0000 إلى 1001 .
Çiftyıldızların gözlemlenmesi 19. yüzyılda giderek artan bir önem kazanmıştır.ازدادت أهمية رصد النجوم المضاعفة المكتسبة خلال القرن التاسع عشر.
Çiftin şüphesi artar.سهرة خلافات زوجية.
Kısacası, sıcaklık artarsa basınç azalır.إذا انخفض الضغط الجوي انخفضت درجة الحرارة.
Seyreltiklik, sınırsız olarak artarsa, iyonlaşma da tam olur.في تمزق غير مكتمل، الصفاق لا يزال سليم .
Bu yoğunlaşma neticesinde karakterin fiziksel eylemleri ile birlikte gerilimin şiddeti de artar.والدافع إلى الضرب يصاحبه هذا الشعور الذاتي بالقوة.
Birden tekrar kızgısı artar.De repente depositam a sua raiva.
Akciğer kanserinin görülme oranı yaşla artar, genelde 50-70 yaşlarında görülür.عمر المريضة يمكن أن يحدث سرطان المبيض في أي عمر ولكنه أكثر انتشارًا في العمر ما بين 50-60 عامًا.
Bu türün yaşam sahasının büyük kısmı, artan insan nüfusunun etkisi altındadır.أغلب أسباب النفوق في الوقت الحالي يقف ورائها البشر.
Eşmerkezli daireler gittikçe artan günahkarlığı temsil eder.أي أنّ المتجهين الأصليين مستقلان خطيًا.
Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?فقال: هل أخذنا أموال الناس بغير حق فعلينا قضاؤها؟ فقال عمرو: ولا قيراط.
Mobil içerikte genelde WAP sitelerinden indirilen yeni yöntemler artarak kullanılmaktadır.لا يستفيد من حقن المياه عادة إلا محركات السيارات التي أُعيد ضبطها.
İşletme maliyetleri, uçuşun bakım maliyetleri ile bu rakam katlanarak artar.المسافات النسبية وطريقة النقل تجعل هذا الحساب معقدًا.
Eğer bu israfa devam ederse malından arta kalanı da kaybedeceğini gördü.ورأى أنه — إذا استمر على ذلك الإسراف — أضاع ما بقي من ثروته.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.O peso das crias aumenta rapidamente nas primeiras semanas chegando a ter 3,4 kg em 45 dias.
Antalas'ın adamları onların önünden kaçtı, Artabanes onları takip etmeyip, geri döndü.Os homens de Antalas fugiram diante dele, mas Artabanes não os perseguiu e voltou.
Artabanes kendisi Acacius'u öldürdü.O próprio Artabanes matou Acádio.
İkinci en büyük inanç, 1980 yılından bu yana göç nedeniyle artan İslam'dır.A segunda maior fé é o islamismo, devido à imigração iniciada na década 1980.
Görünümlerden/masivadan (appearances) uzaklaşıldığı ölçüde "Benliğin Lütfu" artar.Nãnã purãga yaú arama yawẽtu asuí purãga mĩgaú arama yuiri.
2000 ve 2008 yılları arasında Rus ekonomisi artan emtia fiyatlarıyla önemli bir ivme kazandı.Entre 2000 e 2008, a economia russa obteve um grande impulso com o aumento dos preços das commodities.
Sanal savaş savaş sırasında teknolojinin artan kullanımı ve bağımlılığını gösterir.Guerra virtual significa o aumento do uso e dependência de tecnologia no âmbito da guerra.
Artabanes'in babası Sittas'ın halefi Bouzes ile uzlaşmaya varmaya çalıştı, ancak Bouzes tarafından öldürüldü.O pai de Artabanes tentou negociar um acordo com o sucessor de Sitas, Buzes, mas foi morto.
Çerçeve: olumlu gözlemler + olumsuz gözlemler + artalan bilgisi ⇒ hipotez.Esquema: exemplos positivos + exemplos negativos + conhecimento prévio ⇒ hipótese.
Bunun yanında, uzay aracının jiroskopu artan birçok hata gösterdi.Em particular, os giroscópios da espaçonave muitas vezes exibiram erros.
Bölgesel tehditler arasında su havzalarının kuruması ve Güney Afrika'da giderek artan karışıklık sayılabilir.Ameaças regionais incluem a drenagem de zonas úmidas e o aumento da perturbação no sul da África.
ABD'nin arta oranda Vietnam Savaşı'na müdahalesi, 1962.Aumento do envolvimento americano na Guerra do Vietnã, 1962.
Kazanılan her sayıda oyuncunun puanı 15, 30, 40 ve oyun şeklinde artar.Cada game foi disputado em uma contagem de quatro pontos denominados 15, 30, 40 e game.
Šrámek ve yandaşları komünist partisinin giderek artan rolünden endişe duymuşlardır.Šrámek e seus co-partidários se preocupavam com o crescente papel do partido comunista.
Artaphernes baskına uğramıştır.Ele, porém, se negou a abrir passagem.
Prokopius, Sittas'ın ya isyanın lideri Artabanes ya da Solomon isimli belirsiz bir asi tarafından öldürüldü.Procópio registra que Sitas foi morto por Artabanes, o líder da revolta, ou por outro armênio chamado Salomão.
Böylece, pleb senatörlerinin sayısı iyice artacaktı.Assim, o número de senadores plebeus provavelmente aumentou rapidamente.
Dobby'nin Harry Potter'a büyük bir bağlılığı vardır, Harry onu özgür bıraktığında bu bağlılık daha da artar.Dobby ficou muito grato à Harry Potter e se tornou leal a ele para sempre.
Modulo işlemi, hesaplamada bir sayının diğer bir sayıya bölümünden arta kalan sayıyı verir.A operação módulo encontra o resto da divisão de um número por outro.
Günümüzde methan gazı önemi artan bir hidrojen kaynağıdır.Metano é uma fonte de hidrogênio de crescente importância.
Şiddet olayları artarken enflasyon oranı yüzde 600'ün üzerine çıktı.Após a promulgação, as denúncias de violência contra a mulher aumentou em 600%.
Bilen’in bu dönemde etkisi çok artar.O paciente é muito contagioso nesta fase.
Bunun anlamı; eğer iletkendeki akım 2 katına çıkarsa güç kaybı 4 kat artacaktır.Isto significa que se a velocidade de um veículo dobrar, ele tem quatro vezes mais energia.
Daha sonra, askeri kariyerinde giderek artan rütbesiyle, sırasıyla Brunswick, Metz ve Magdeburg'a gönderildi.Depois, o exército alemão o enviou para Brunswick, Metz e Magdeburg.
Bu klasik deneyler artan hassasiyetle birçok kez tekrarlandı.Os experimentos foram repetidos muitas vezes desde então, com precisão crescente.
T4 olarak artar.T4 é como A4.
NATO’nun artan hava saldırıları sonucu tarafların ateşkesi kabulü.A intervenção da aviação da OTAN irá pôr fim ao incidente.
Sayılar artarak verilirler ve özel bir anlam içermezler.Os números são atribuídos cronologicamente e não têm significação particular.
Kullanıcı Yandex.Launcher ile ne kadar çok etkileşime girerse yapılan önerilerin doğruluğu da o kadar artar.Quanto mais o usuário interagir com o Launcher, mais precisas serão as recomendações.
Gaganın uzunluğu 50 gün boyunca doğrusal olarak artar.O tamanho do bico aumenta linearmente durante cerca de 50 dias.
Yahudi karşıtı düşmanlık, bölgedeki artan Yahudi nüfusuyla artmaya başladı.Mais recentemente cresceu o interesse pelas raízes judaicas entre os habitantes do oblast.
554 yılında Artabanes, Pisaurum'da Bizans ve Hun birlikleri ile konuşlandı.Em 554, Artabanes estava estacionado em Pisauro com tropas bizantinas e hunas.
Cephe geçtikten sonra artarApós a instalação acesse en
Haliyle istekleri de artar.Ainda acende vossos desejos?
Halkımızın geçimi ve sayıları artan insanlarımızın yerleşmesi için toprak (koloni) istiyoruz.Pedimos terras e colônias para nutrir o nosso povo e reabsorver a nossa população.