Çin Halk Cumhuriyeti'nde gıda güvenliği, tarımla ilgili artan bir sorundur.La proprietà immobiliare è una questione decisamente complicata in Cina.
Kongre turizmi, giderek artan kongre ve konferans faaliyetlerinin ortaya çıkardığı turizm koludur.Si tratta di un importante centro congressi che accoglie principalmente congressi e manifestazioni.
Bu durum, bazı etnik gruplarda Batılı yaşam tarzına karşı artan hassasiyetten kaynaklanıyor olabilir.Questo può essere dovuto ad una maggiore sensibilità a uno stile di vita occidentale.
Artan baskılar sonucu ancak 1493 yılında ailesine dönmesine izin verilir.Suo figlio poté ritornare in patria solo nel 1313.
Yazın mahalle nüfusu dört kat artar.In alcune zone la popolazione quadruplica nei mesi estivi.
1996 yılında Artaşat Belediye Başkanı oldu ve 1998 yılında Ararat İdari Bölgesi valisi oldu.Nel 1996 entra in Ansaldo Segnalamento Ferroviario e ne diventa Amministratore delegato nel 1998.
Bu bölgede derinlik artar.Lì lui conobbe a fondo quelle regioni.
Böylece bir anda güçleri artar.Per questo parte subito forte.
Dünya gitgide artan bir hızla değişiyor.Мир меняется всё быстрее и быстрее.
İkinci aşamada konseyler ve sendikaların rolü daha da artacaktır.На втором этапе роль советов и профсоюзов возрастёт.
Acısı şiddetlenerek artar, ancak zirve yaptığı anda birden kesilir.Он совершает зло, но ему горько, когда приходится так поступать».
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.В течение 1990-х напряжение между Andersen Consulting и Arthur Andersen нарастало.
Sonbaharda hastalık artar.Осенью началось обострение болезни.
Talep olduğunda bu sayı artabilir.При желании их количество можно увеличить.
Sanal savaş savaş sırasında teknolojinin artan kullanımı ve bağımlılığını gösterir.Также виртуальная война показывает увеличенное использование и зависимость от технологий в ходе войны.
İlk iki ay içinde şiddet artacak ve 2000 beyaz öldürülecek, 280 şeker çiftliği yakılmıştır.В ближайшие 2 месяца восставшими рабами убито 2000 белых и уничтожено 280 сахарных плантаций.
En zayıf yüklü bileşikler kolondan ilk çıkar, onun ardından çıkanlar giderek artan yüklü bileşiklerdir.Гашёные (то есть употреблённые) марки были гораздо дешевле, хотя марки первых выпусков были также дороги.
Artabanes kendisi Acacius'u öldürdü.И именно он убил Акинфа.
Gaz miktarı ve yıldız sayısı galaksinin merkezine doğru gittikçe artar.Плотность количества звёзд возрастает по мере приближения к центру большинства галактик.
O gece diş ağrısı artan Muhsin Bey fenalaşır.Однажды его начала мучить сильная зубная боль.
Ancak, işten arta kalan zamanında, futbol topuyla vakit geçirmekteydi.При этом все свободное время он посвящал футболу.
Bu durumda ülkede işsizlik artacaktır.Они, в свою очередь, приводят к безработице.
Kar yağışlı gün sayısı da zirveye doğru artar.Количество снежных дней зависят от рельефа.
Bunun yanında İsa'ya yönelik artan nefret İsa'yı öldürme tasarısı ile sonuçlanıyor.Ради этого он, в частности, пошёл на ликвидацию ордена иезуитов.
Şovun bitiminde ağrıları artan sanatçı daha sonra hastaneye kaldırıldı.Сразу же после спектакля актёра отвезли в больницу.
10-12. haftaya kadar artar ve 16-18. haftadan sonra sabit hale gelir.Что не пропустить на неделе с 12 по 18 декабря.
Nabız, bazen artar, bazen azalır.Дыхание перехватывает — и часто.
İşletme arası iletişim artar.Мастерство делового общения.
Arta kalan dört günü ise "artık günler" olarak adlandırırlar.Рабочим названием фильма было «Четыре дня».
Hippias'ın bu çabaları başarısız oldu ve Artaphernes'e sığındı.Продвижение хазар было успешным, и они вышли за Аракс.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Нас всё ещё поздравляют, напряжение спало.
Anti otomobil eylemcilik giderek artar.Активно модернизируется серия мотоциклов Elefant.
Üretim karanlıkta artar, aydınlıkta azalır.Часовой ощущает, что Мрак слабеет в Негативной зоне.
İşletme maliyetleri, uçuşun bakım maliyetleri ile bu rakam katlanarak artar.Она с лихвой окупала расходы на снаряжение такой экспедиции.
Bu ikilik başkentte giderek artan bir karışıklığa yol açmıştır.Эти слова вызвали в Гааге новую растерянность.
İki taraf arasında artan çatışmalar, 1936'da Arapların ayaklanmasıyla sonuçlandı.Евреи были по обе стороны восстания 1956 года.
Ama parası günden güne azalır, borçları artar.Но как минимум рвать задницу каждый день он обязан.
Bazen platform sabit kalır taşların ağırlığı artar.Иногда в основу печи клали большую каменную плиту.
Eğer katılımcı yanlış cevap verirse tutarlılık adım büyüklüğü tarafından artar.Если участник даёт неверный ответ, то право угадывать переходит к его сопернику.
10 hafta süren ziyaret sonrasında işbirliği artararak devam eder.После трёхнедельного перерыва путешествие продолжилось.
Bu noktaların sayısı kurbağa yaşlandıkça artar.В этом возрасте молодь достигает размера воробья.
Fizyolojik gelişim süreci 30lu yaşlara kadar artarak devam etmektedir.Способность к размножению сохраняется до 30-летнего возраста.
Türkiye yıldan yıla artan bir ekonomik gelişme göstermiştir.Из года в год добивалась высоких технологических показателей.
1981'de, Solidarność'un artan gücüyle iktidarın zayıflayan direnişi arasındaki sürekli çatışma sürüp gitti.В Сальвадоре с 1984 начались переговоры и накал противостояния постепенно снижался.
Ancak bu sırada toksik etki de artar.В настоящее время остаётся токсичным.
Yükselti de bu yöne doğru gidildikçe artar.Думаю, что он идёт прямо вниз.
Sürat: Kazanılan hareket hızı ilaveleri %10 artar.Допустимые отклонения напряжения питания ±10 %.
Dönemin artan politik gerilimi grubun konselerini de etkiliyordu.Также при нем возросло политическое значение Консультативного совета.
Yıllardır durgunluk yaşayan Sovyet ekonomisi için artan petrol fiyatları olumlu etki sağlamıştır.Основной проблемой израильской экономики многие годы является отрицательное сальдо торгового баланса.
1970'li yıllardan sonra mahallede sosyal ilişkiler doğal olarak giderek artar.В течение 1970-х годов социально-экономическое положение в стране постоянно осложнялось.
1950 -1970 arasında dünya otomobil üretimi üç kat artarak 10 milyondan 30 milyona çıkmıştır.ومن بين عامي 1950-1970 تضاعف إنتاج السيارات ثلاثة مرات من 10مليون إلى 30مليون.
Mihail Artamonov 1951 yılında Hermitage Müzesi'nin müdürü olarak atanmıştır.تم تعيين أرتامونوف مديرا لمتحف هيرميتاج في عام 1951.
Philips eğrisine göre işsizlik oranının düşük olduğu ekonomilerde enflasyon artar.ففي البداية، كان شاغل فيليبس هو معرفة أثر البطالة على مستوى الأجور.
Kısa zamanda otomobil sayısı artan Paris gibi bazı şehirlerde, bazı caddeler trafiğe kapatılır.وأغلقت بعض الشوارع أمام حركة المرور في بعض المدن مثل باريس التي زيد بها عدد السيارات في وقت قصير.
Gelir arttıkça vergi miktarı da artar.بحيث يزيد معدل الضريبة كلما ارتفع دخل المكلف.
Artan Yemenli gençlere bilgi ve tecrübe paylaşımı.زيادة الوعي بين الشباب اليمني وتبادل المعارف والخبرات.
Bu şekilde motorun gücü çok artar.وبالتالي يزيد من كفاءة المحرك.
Aktif D vitamini seviyesi artar.إفراز فيتامين د النشط.
İlk birkaç haftada yavruların vücut ağırlığı hızla artar ve 45 gün içinde 3,4 kg'a ulaşır.وبعد عدة أسابيع يذداد وزن الصغير بشكل سريع حيث يصل بعد 45 يوم إلى 3,4كجم.
Dünya üzerinde otomobil üretimi büyük ölçüde artar.وزاد انتاج السيارات في العالم إلى حدٍ كبير.