Ana içeriğe geç
Sözlük

arta ile cümle

arta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun üzerine artan partizan hareketlerini bastırabilmek için görevlendirildi.Así obtuvieron la oportunidad de realizar agitaciones antipartición.
Bu şekilde hem sayfaların görüntülenme hızı artar, hem de internet hat kullanımı azaltılmış olur.Esto los hace a ambos más rápidos y reduce la cantidad de grupos visuales.
Ekonomileri ağırlıklı olarak artan ihracata dayanıyordu.En conjunto la coyuntura económicas sufría fuertes fluctuaciones.
Supapların açık kalma süreleri ve liftleri artar.Fabricación y mantenimiento de ascensores.
Böylece tarımsal ürün artacak, bazı alanlarda yılda birden fazla ürün alınabilecektir.Para el cuidado de su cultivo la planta se debe fertilizar en pequeñas cantidades al menos una vez al año.
Bu türün yaşam sahasının büyük kısmı, artan insan nüfusunun etkisi altındadır.La mayor parte de estos ecosistemas se encuentran intervenidos por la acción del hombre.
Üst üste sürprizlerle artan gerilim, oyunun finalinde doruğa ulaşıyor.Sólo es accesible en el Modo Desafío, al terminar el juego.
Streste artabilir ve uykuda kaybolabilir.Ella sólo quiere dormir y desaparecer.
Pek fazla oyuncu yoktur, oyun devam ettikçe gerilim de artar.Tienden a aparecer cuando el jugador tiene mucho oro.
Bu şekilde toksinler okyanustaki besin zinciri boyunca yukarıya doğru konsantrasyonları artarak ilerler.De esta manera, las toxinas se concentran hacia arriba dentro de las cadenas alimentarias marinas.
Fakat HMÖ bu eylemi, rejimin artan saldırganlığına karşı kaçınılmaz bir reaksiyon olarak tanımlamaktaydı.De todos modos, los resultados de estos comicios fueron un claro rechazo al régimen dictatorial.
Böylece paranın tedavül sürati artarak para değerinin düşmesine sebep olur.Como resultado, los precios caen debido a la disminución del volumen de dinero que los persigue.
Kozu belirleyen oyuncu yerdeki kartları almazsa her rengin değeri 10 para artar. .Si cuando se cae el jugador no tiene monedas, él le dará 10 monedas.
Böylelikle genelevler artarak kısa sürede işçi sınıfının eğlence mekanları halini almıştır.Más tarde usa de la palabra en una entusiasta asamblea de obreros.
Birden tekrar kızgısı artar.Sin embargo, rápidamente volvió a encumbrarse.
Daktilo çift elle aynı anda birkaç harfe basılmak suretiyle kullanılabildiği için sürat çok artar.La voladera es más recomendable porque incluso se puede poner un macho con dos hembras al mismo tiempo.
Tom akşam yemeği için bazı artan yemekleri ısıttı.Tom ha riscaldato un po' di avanzi per cena.
Artaphernes tarafından kurulan barış, uzun süre adil ve dürüst olarak kabul edilmiştir.Il periodo di pace iniziato da Artaferne fu a lungo ricordato come giusto ed equo.
Giderek artan sayıda yazar, Milanlı Edict'i gerekçe göstererek doğru tarihin 314 olduğunu ileri sürmektedir.Un numero crescente di autori sostiene che la data corretta è il 314 sulla base dell'editto di Milano.
1990'lı yıllar boyunca, Andersen Consulting ve Arthur Andersen arasında giderek artan bir gerilim vardı.Nel corso degli anni novanta aumentò la tensione tra la Andersen Consulting e la Arthur Andersen.
O zamandan beri spor sayısı artarak 2000-2008 arası dönemde 28'e ulaştı.Da allora il numero di sport è incrementato fino ai 28 in programma nel periodo 2000-2008.
Godoy'a sık sık verilen terfiler, kral ve kraliçe üzerindeki artan etkisinin sinyalleriydi.Le frequenti promozioni di Godoy erano un chiaro segno della sua crescente influenza sul re e sulla regina.
Lichas da Dejanira'nın giderek artan kıskançlığını gözlemektedir.Anche Lica osserva la progressione incontenibile della gelosia di Deianira.
Sayıları binlerce ve binlerce kat artacak.I suoi numeri cresceranno di migliaia in migliaia.
Zeki Validi Togan, Mikhail Artamonov ve George Vernadsky gibi bilim adamlarından da etkilenmiştir.Le sue ricerche hanno influenzato studiosi quali Zeki Validi Togan, Mikhail Artamonov e George Vernadsky.
Bu duvardan arta kalan kısımlar Kudüs'ün Eski Şehir'inde bulunmaktadır.Questo modello stradale è tuttora conservato nella Città Vecchia di Gerusalemme.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.La ragazza, disperata, fugge sotto la pioggia.
Aynı zamanda kalıcı bir dostluk olacak ve bu dostluk gittikçe daha artacaktır.Con quest'ultimo instaurerà una sorta di amicizia, che però si deteriorerà sempre più.
0.72 Astronomik birim uzaklığında (Venüs'e ait yörünge uzaklığı) bu oran daha da artacaktır (%0.65).A 0,72 UA (la distanza orbitale di Venere) la probabilità è leggermente maggiore, circa lo 0,65%.
Haliyle istekleri de artar.Devono anche assecondare i suoi desideri.
Bu yöntemin tercihi hızla artan bir grafik göstermektedir.Con questa modalità si ottiene grafica in movimento molto veloce.
Artan çocuk ve bebek ölüm oranları bunun acı bir göstergesidir.L'uccisione di donne e fanciulli si dimostrò un grave errore.
Kan basıncı normal olarak yaşla artar.La pressione arteriosa è normale.
Genç yaşlarda görülebilmesine karşın, ileri yaş gruplarında bu risk artar.Tuttavia nelle persone anziane sembra che possano diminuire il rischio.
Çiftin şüphesi artar.La coppia venne incontrata tra i sospetti.
Hızla artan işsizliğin bir diğer nedeni, sanayi sektörünün yeniden yapılanmasıydı.Altro punto importante dell'accordo era la riassunzione degli operai disoccupati.
Sonbaharda hastalık artar.La malattia si evidenzia in autunno all'invaiatura.
Elektronik sektöründe odak giderek artan minyatürcülük üzerine yöneldi.Nel settore elettronico l'attenzione si sposta sulla miniaturizzazione progressiva.
İlaç ilişkili Parkinsonizm insidansı yaşla birlikte artar.L'incidenza di parkinsonismo è indotto da farmaci con l'aumentare dell'età.
İklim değişikliği insan yaşamı için giderek artan bir tehdit haline gelmiştir.Di fatto stanno diventando una seria minaccia per gli umani...
1945'ten günümüze kadar hâlâ artan ve azalan oranlarda göçler yaşanmaktadır.Solo dal 1945 in Italia sarà effettivo e stabile.
Time Machine daha sonraki bir tarihte geri yüklenebilecek artan yedek dosyalar oluşturur.FlyBack crea dei backup incrementali di file che possono essere recuperati in una data successiva.
Yuvanın çapı birkaç metreye kadar artabilir.Si riesce in questo modo a scalare la parete per qualche metro.
Bu olaydan sonra Artabanes hakkında bir bilgi yoktur.Non si sa cosa succede all'alieno dopo quest'episodio.
Bernoulli Kanunu'na göre hızı artan akışkanın basıncı azalır.Dall'equazione di Bernoulli, un aumento di velocità provoca una diminuzione della pressione.
Dünya üzerinde otomobil üretimi büyük ölçüde artar.Nel nostro mondo sviluppa un grande amore per le automobili.
Bununla beraber atarcanın periyodu oldukça yavaş artar.Il mantello superiore può scorrere però soltanto molto lentamente.
Sıcaklığa bağlı olarak bu enerji artar ya da azalır.Deve resistere alla temperatura di esercizio, alta o bassa che sia.
Bir noktanın güneyine doğru gidildikçe gündüzlerin süresi artar gecelerin süresi ise kısalır.Quando Salomone scopre quello che è accaduto durante la notte, perdona la coppia e libera Sulamita.
Filistin'de Britanya, Araplar ile artan Yahudi nüfus arasında yaşanan birtakım sorunlarla karşılaştı.In Palestina, la Gran Bretagna fu alle prese con il problema di mediare tra le comunità arabe ed ebraiche.
Artan gerginlikler Sovyetler Birliği ile Çin arasında nükleer savaş olasılığını ortaya çıkarmıştır.Mi sono preoccupata a proposito di una possibile guerra nucleare tra Russia e Stati Uniti.
Borç ve kamu para yardımları önemli ölçüde artarken, kalkınma harcamaları keskin bir şekilde azaltıldı.I profitti e le perdite per un centro di profitto sono calcolate separatamente.
Çizgiler sadeleşir, grafik düzeyi artar.Tendini di indice e vincula tendina.
Bonuslar; Her çalışma için tecrübe puanı 5% artar.Denti di cinghiale: Aumentano di 5 il livello d'esperienza del possessore.
Ne kadar bulut büzüşürse, sıcaklık o kadar artar.Più si arrabbia, più diventa caldo.
Stomanın turgor basıncı artar.Metallo mentale interno per Spingere.
Tukididis Artabazus'tan söz etmez.Funeralopolis non parla di eroina.
WGA DVD arta kalanlarından olan kazancın ikiye katlanmasını talep ettiler.Infine, venne chiesto il raddoppio dei fondi disponibili del FMI.
Mağrip'teki Yahudiler, artan gerginlik sebebiyle bölgeden ayrılmak zorunda kaldılar.Gli ebrei del Maghreb furono costretti a emigrare a causa delle tensioni crescenti.
Ekonomik ve sosyal kargaşa artarken yüzyıllara dayanan kültürel değerler de tahrip ediliyordu.Ciò ovviamente ha sconquassato equilibri economici e giuridici che si erano stabilizzati ormai da secoli.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod