art ile cümle

art kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Artık onu yapmaya çalışmıyorum.I try not to do that anymore.
Onu artık kim yapıyor?Who does that anymore?
Çek git! Seni artık dinlemeyeceğim.Go away! I won't listen to you any longer.
Tom'dan artık onu yapmaması istendi.Tom was asked not to do that anymore.
Artık atlara ihtiyacımız yok.We don't need any more horses.
Artık ata ihtiyacımız yok.We don't need any more horses.
Artık kimseyle görüşmüyor musun?Aren't you seeing anybody now?
Bunun artık çalıştığını düşünmüyorum.I don't think this is working out anymore.
Artık bunun işe yarayacağını sanmıyorum.I don't think this is working out anymore.
Leyla art arda iki ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Layla was sentenced to two consecutive life sentences.
Leyla'nın babası onu artık istemiyordu.Layla's father didn't want her anymore.
Artık onu yapamadım.I couldn't do that any longer.
Tom artık onu yapmaz.Tom never does that anymore.
Leyla'nın ölme şansı her saat artıyordu.Layla's chances of dying were increasing with every hour.
Artık buna ihtiyacımız olduğunu sanmıyorum.I don't think we need this anymore.
Artık Boston'da olmalıyım.I should be in Boston now.
Artık kedi istemiyorum.I don't want any more cats.
Ben artık kedi istemiyorum.I don't want any more cats.
Sami artık hiçbir şey diyemez.Sami can't say anything now.
Artık zamana ihtiyacımız yok.We don't need any more time.
Artık paraya ihtiyacımız yok.We don't need any more money.
Artık okula gitmek istemiyorum.I don't want to go to school anymore.
Tom'un artık Boston'da yaşamadığını fark etmedim.I didn't realize that Tom didn't live in Boston anymore.
Tom'u artık onu yapmamaya ikna eden kişi bendim.I was the one who convinced Tom not to do that anymore.
Tom artık onu yapamadı.Tom couldn't do that any longer.
Tom'u artık bunu yapmamaya ikna eden kişi benim.I'm the one who convinced Tom not to do that anymore.
Sami art arda bıçaklandı.Sami was stabbed repeatedly.
Sami artık elli yaşında.Sami is now fifty years old.
Tom artık ipi tutamadığını bağırdı ve sonra bıraktı.Tom yelled that he couldn't hold onto the rope any longer, and then he let go.
Tom, Mary'nin artık onu yapmak zorunda olmadığını biliyordu.Tom knew Mary didn't have to do that anymore.
Belki bunu artık Tom ile yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that with Tom anymore.
Tom bana artık onu yapmamamı söyleyen kişiydi.Tom was the one who told me not to do that anymore.
Tom artık bunu yapmasına gerek olmadığını fark etti.Tom realized he no longer needed to do that.
Tom artık bunu yapmamam gerektiğini söyledi.Tom said I shouldn't do that anymore.
Tom, Mary'nin artık ona aşık olmadığını biliyordu.Tom knew Mary was no longer in love with him.
Tom artık gerekli olmadığını düşündü.Tom thought he was no longer needed.
Tom artık gerekli olmadığını fark etti.Tom realized he was no longer needed.
Tom artık Mary'ye aşık olmadığını fark etti.Tom realized he was no longer in love with Mary.
Tom artık onun bunu yapmasına gerek olmadığını biliyordu.Tom knew he no longer needed to do that.
Lütfen artık Tom'a yardım etme.Please don't help Tom anymore.
Tom artık bunu yapmayı tercih etmeyeceğini söyledi.Tom said he'd rather not do that anymore.
Tom, artık bunu yapmamamı önerdi.Tom suggested that I not do that anymore.
Tom artık Mary'yi sevmediğini fark etti.Tom realized he didn't love Mary anymore.
Tom artık bunu yapması gerektiğini bilmiyordu.Tom didn't know he no longer needed to do that.
Tom ve Mary artık yalnız değildiler.Tom and Mary weren't alone anymore.
Sanırım Tom'u artık onu yapmamaya ikna ettim.I think I've convinced Tom not to do that anymore.
Tom onu yapmaya artık direnemedi.Tom just couldn't resist doing that.
Artık onu yapmak için neredeyse hiç zaman bulamıyorum.I can hardly find time to do that anymore.
Artık burada kalmak istemiyorum.I don't want to stay here any longer.
Belki artık onu yapmamalısın.Maybe you shouldn't do that anymore.
Tom artık hapiste değil.Tom isn't in prison anymore.
Tom artık hapishanede değil.Tom isn't in prison anymore.
Sami artık bu polis üniformasını giymeyecek.Sami isn't going to wear this police uniform anymore.
Dil yeteneğimi artırmak için avantaj elde etmeliyim.I must take advantage to enhance my language ability.
Artık seni anlayamıyorum.I'm beginning to no longer understand you.
Ücretlerin artışı enflasyonla uyuşmuyor.The growth of wages does not keep up with inflation.
Artık iyi görünüyorsun.You seem OK now.
O artık cevap vermeyecek.He won't answer any more.
Dokuz bin dokuz yüz doksan dokuz artı bir bindir.Nine thousand nine hundred and ninety nine plus one is one thousand.
Tom artık tek başına yaşıyor.Tom is living by himself now.

İlgili Sayfalar