Tom artık burada bir öğrenci değil.Tom is no longer a student here.
Tom artık burada çalışmıyor.Tom doesn't work here anymore.
Tom artık beklemek istemiyor.Tom doesn't want to wait any longer.
Tom artık sigara içmiyor.Tom doesn't smoke anymore.
Artık Tom'un gözlük takması gerekmiyor.Tom doesn't need to wear glasses anymore.
Tom artık ne yapacağını bilmiyor.Tom doesn't know what to do anymore.
Tom artık yemeği ne yapacağını bilmiyordu.Tom didn't know what to do with the leftover food.
Tom artık bizim komitenin bir üyesi olamaz.Tom can no longer be a member of our committee.
Tom patronundan ücret artışı istedi.Tom asked his boss for a pay raise.
Tom'un açık artırmada ortaya çıkacağından hiç şüphem yok.I have no doubt in my mind that Tom will show up at the auction.
Tom Mary'yi severdi. Artık ona katlanamıyor.Tom used to love Mary. Now he can't stand her.
Tom Mary'nin davranışına artık katlanamayacağını söylüyor.Tom says he can't put up with Mary's behavior any longer.
Tom artık Mary'den ödünç para almaması gerektiğini biliyor.Tom now knows that he shouldn't have borrowed money from Mary.
Tom artık Mary'yi sevmiyor.Tom no longer loves Mary.
Tom artık Mary'ye güvenmiyor.Tom doesn't trust Mary anymore.
Tom Mary'ye artık güvenmiyor.Tom doesn't trust Mary any longer.
Tom artık Mary hakkında üzülmek zorunda değil.Tom doesn't have to worry about Mary anymore.
Tom Mary ile artık takılmıyor.Tom doesn't hang out with Mary anymore.
Tom ve Mary artık konuşmuyor.Tom and Mary are no longer on speaking terms.
Bugünlerde çocuklar artık sokakta oynamıyorlar.These days, kids no longer play in the street.
Tom yaşlandı ve artık hardal kesemiyor.Tom has grown old and can't cut the mustard anymore.
Artık seninle konuşmak için zamanım yok.I don't have time to talk with you anymore.
Ben artık ona katlanamıyorum.I can't stand her any longer!
Artık benimle konuşma.Don't talk to me anymore.
Düşük kalorili bir diyet benimsemek yaşam sürenizi artıracaktır.Adopting a low calorie diet will increase your lifespan.
Artık senden hoşlanmıyorum.I no longer like you.
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom artık Mary ile yaşayamayacağını söylüyor.Tom says he can't live with Mary any longer.
Tom artık belki yemek yiyemiyeceğini söyledi.Tom said that he couldn't possibly eat any more.
Tom ağrıkesicileri sadece artık ağrıya dayanamadığı zaman alır.Tom only takes painkillers when he just can't stand the pain any longer.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Tom yemek artıklarını bu gece tekrar yemeyeceğini umuyor.Tom hopes he won't be eating leftovers again tonight.
Tom masa artıklarıyla köpeğini besler.Tom feeds table scraps to his dog.
Tom artık kime güvenebileceğini bilmiyor.Tom doesn't know who he can trust anymore.
Tom artık Mary ile konuşmuyor bile.Tom doesn't even talk to Mary anymore.
Tom artık mağarada yaşamak istemiyordu fakat seçimi yoktu.Tom didn't want to live in the cave anymore, but he had no choice.
Tom artık gerçeği Mary'den saklayamaz.Tom can't hide the truth from Mary anymore.
Tom artık gerçeği saklayamaz.Tom can't hide the truth anymore.
Tom ve Mary artık birbirlerini çok fazla görmüyorlar.Tom and Mary don't see much of each other anymore.
Tom ve Mary artık arkadaşlar değiller.Tom and Mary are no longer friends.
Sana söyleyemem. Bu bir sır ve eğer sana söylersem artık sır olmaz.I can't tell you. It's a secret and if I told you, it wouldn't be a secret anymore.
O, artık önemli değil.That no longer matters.
Bu artık önemli değil.This no longer matters.
Artık önemli değil.It no longer matters.
Bizim artık ona ihtiyacımız yok.We don't need it anymore.
Sakin ol artık!Calm down!
Artık bir evim yok.I no longer have a home.
Baba, artık yürüyemiyorum. Beni taşı.Daddy, I can't walk any more. Carry me.
Ben artık kocan olmak istemiyorum.I no longer wish to be your husband.
Artık bu projenin bir parçası olmak istemiyorum.I no longer wish to be a part of this project.
Tom artık seni rahatsız etmeyecektir.Tom won't bother you anymore.
Bu kurallar artık geçerli değil.These rules don't apply anymore.
Bu kuralların artık neden uygulanmadığını bana açıklar mısın?Could you explain to me why you think these rules don't apply anymore?
Tom artık yaşlanıyor.Tom is past his prime.
Başım artık ağrımıyor.My head doesn't ache anymore.
Tom ve Mary artık aynı fikirde değiller.Tom and Mary no longer see eye to eye.
Artık çalışmalısın, makinene geri gitmen gerekir.You should work now, you should go back to your machine.
Bir sonraki nesile olan inancım artıyor.My faith in the next generation is increasing.
Cam şişeler artık çok kullanılmaz.Glass bottles aren't used much anymore.
Artık hatalarını hoş görmeyeceğim.I won't excuse your mistakes again.