Herkes Japonya'da artık kötü bir şey asla olmayacağını umuyor.Everyone is hoping nothing bad will ever happen in Japan.
O bana yalan söyledi. Artık ona güvenemem.He lied to me. I cannot trust him any longer.
Onlar artık bir protesto yapma ihtiyacı duymadı.They no longer felt a need to protest.
Ücret artışını kabul etmeyi reddettiler.They refused to accept the pay raise.
Denetimlerin artırılması gerektiğini söylediler.They said inspections should be increased.
Onlar artık bir iç savaş başlatmanın zamanı olmadığını hissettiler.They felt that now was not the time to start a civil war.
O, artık para alamadı.He could get no more money.
Artık orada az sayıda arkadaşı vardı.He had few friends there anymore.
O, vergileri artırdığı için eleştirildi.He was criticized for raising taxes.
Almanya artık bir düşmanla iki cephede savaşmak zorunda kaldı.Germany no longer had to fight an enemy on two fronts.
Lee'nin artık Petersburg'daki askerlerini ikmal edecek bir yolu yoktu.Lee no longer had a way to supply his troops in Petersburg.
Gerginlikler artıyordu.Tensions were increasing.
Sarıhumma ve çiçek artık bir tehdit değildi.Yellow fever and smallpox were no longer a threat.
Şirket, ücretlerimizi artırmadığı için grevdeyiz.We're on strike because the company hasn't improved our wages.
Belirli bir artikel mi arıyorsun?Are you looking for a definite article?
Hızlı nüfus artışını önlemeliyiz.We must prevent rapid population growth.
Örümcekkuşu artık bize zarar veremez.The shrike can't harm us anymore.
Kazadan beri onun arabası artık güçlükle ayırt edilebilir olmuştur.His car has barely been distinguishable anymore since the accident.
Bebek artık ağlamıyor.The baby isn't crying anymore.
Artık alkol içmesen iyi olur.You had better not drink alcohol any more.
Ben artık sigara içmiyorum.I don’t smoke any more.
O, artık yalnız değildir.He isn't alone anymore.
Çocuk artık ağlamaz.The child doesn't cry anymore.
O kadar yoğun yandı ki çocukları onu artık tanımadı.She was burned so extensively that her children no longer recognized her.
Beş artı üç sekiz eder.Five plus three is eight.
Artık bu boku alamam.I can't take this shit anymore.
Otelde iki tanınmış artist vardı.There were two famous artists at the hotel.
O onu artık sevmese bile o hâlâ onu seviyor.She still loves him even though he doesn't love her anymore.
Köpeğini masa artıkları ile beslemenin iyi bir fikir olduğunu düşünüyor musun?Do you think it's a good idea to feed your dog table scraps?
Artık hiçbir şey hakkında düşünmek istemiyorum.I don't want to think about anything anymore.
Favori artistik patinajcın kim?Who's your favorite figure skater?
Bu kadar savsakladığın yetti artık. Bu gece bitireceksin!You've put this off for far too long. You will finish it tonight!
Ben artık buna inanmıyorum.I don't believe it any longer.
Ekmekte küf var. Yani artık onu yiyemeyiz.There's mold on the bread. This means that we can't eat it anymore.
Girişim, köylüler için yaşam kalitesini ölçülebilir şekilde artırdı.The initiative measurably improved quality of life for the villagers.
Hayatta kalma arzusu ve ölüm korkusu artistik duygulardır.The desire to survive and the fear of death are artistic sentiments.
Bir defa öldüğümüzde artık ölmüyoruz.Once we are dead, we are no longer dying.
Sen kesinlikle artık çok aç olmalısın.You must certainly be very hungry now.
Arada sırada artık yaşamayan annemi düşünüyorum.From time to time, I think about my mother who is no longer living.
Birçok insan artık allerjilerin üstesinden geliyorlar.A lot of people are dealing with allergies now.
Birçok insan artık saman nezlesinin üstesinden geliyorlar.A lot of people are dealing with hay fever now.
Görünüşe göre, biz iki ay içerisinde bir artış alacağız.Apparently, we'll be getting a raise within two months.
Ben artık pizzayı sevmiyorum.I don't like pizza anymore.
Sanırım artık o önemli değildir.I guess it doesn't matter anymore.
Keşke bunu artık yapmak zorunda olmasak.I wish we didn't have to do this any longer.
Annemizin yemek artıklarıyla akşam yemeği yapmaktan başka seçeneği yoktu.Our mother had no choice but to make dinner with leftovers.
Artık genç olmadığım için, onu artık yapamam.Since I'm no longer young, I can't do that anymore.
Artık bizi durdurabilecek hiçbir şey yok.There's nothing that can stop us now.
Artık yiyemeyinceye kadar yedik.We ate until we couldn't eat any more.
Sıcaklık artık pek çok gün boyunca sıfırın altında oldu.The temperature has been below zero for many days now.
Beş artı iki eşittir yedi.Five plus two equals seven.
Yazıcının içinde bir kağıt parçası sıkıştı ve artık çalışmıyor.A piece of paper got jammed in the printer and now it doesn't work.
Tom artık ağrıya tahammül edemediği zaman, hastaneye gitti.When Tom couldn't bear the pain any longer, he went to the hospital.
Tom lekros oynardı fakat ben artık oynamıyorum.Tom used to play lacrosse, but he doesn't anymore.
Tom artık yemek yiyemeyeceğini söylüyor.Tom says that he can't eat any more.
Tom gürültüyü artık görmezden gelemiyeceğini söylüyor.Tom says he can't ignore the noise any longer.
Tom artık Fransızca çalışmıyor.Tom is no longer studying French.
Tom artık bizim birinci dereceden şüphelimiz değil.Tom is no longer our prime suspect.
Tom artık benim arkadaşım değil.Tom is no longer my friend.
Tom artık Boston'da yaşamıyor.Tom is no longer living in Boston.