Lemma 5 gelişigüzel seçilmiş Artin halkaları ile genellenemezLemma 5 cannot be generalized to arbitrary artinian rings.
Güneş rengini artırdı.The sunshine improved his color.
İki artı iki dört yapar.Two plus two makes four.
Yeni bir rekor kırması, onun şöhretini artırdı.Setting a new record added to his fame.
Sigara içen adam "O artık buraya gelmez" dedi.The man who was smoking said, "He doesn't come here any more."
Ben artık ne düşüneceğimi bilmiyorum.I don't know what to think anymore.
Burslar artık geçen yıl olduğu gibi bu yaz aynı öğrencilere verilmedi.This summer, no scholarships were awarded to students who received one last year.
Artık gözlük takmıyorum.I don't wear glasses anymore.
Öl artık!Die already!
Artık umurumda değil.I can't care anymore.
O artık iyi bir adam, bu yüzden gelecekte iyi bir koca olacak.He's a good guy now, so he'll make a good husband in the future.
Artık, bu bir sorundur.Now, this is a problem.
Artık Japonya'da bir tek güvenli yer yok.There's not a single safe place anymore in Japan.
Artık ne olduğunu hatırlamıyorum.I don't remember what happened anymore.
Bu, İngilizce'nin artık sadece İngilizler için olmadığını göstermektedir.This shows that English isn't just for the British anymore.
Sadako daha fazlasını demek istiyordu ama dudakları artık kımıldamak istemedi.Sadako wanted to say more, but her lips just didn't want to move anymore.
Cesaretimi artırdım ve oraya gittim.I screwed up my courage and went there.
Bu kadarı yeter. Ben artık istemiyorum.That's enough. I don't want any more.
Doların değeri artıyor.The value of the dollar is going up.
Bu artistler bir gün ünlü olacaklar.These artists are going to be famous some day.
Bir artı iki üç eder.One plus two equals three.
Bir artı iki üçe eşittir.One plus two is equal to three.
Artık iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.It's good now; neither too heavy nor too light.
Artık bu tarafta yaşayamazsın.You can't live on this side anymore.
Artık göğüs ağrısı ile başa çıkamıyorum.I am no longer able to handle the chest pain.
Dünyanın nüfusu yıldan yıla artıyor.The world's population is growing from year to year.
O artık genç değil. O en azından otuz yaşında.She isn't young anymore. She's at least 30 years old.
Onun tablolarından biri, açık artırmada bir milyon dolardan daha fazla getirdi.One of his paintings fetched more than a million dollars at auction.
Artık büyüdün.You're grown up now.
Artık onun için endişelenmene gerek yok.You don't have to worry about her anymore.
Artık onun için endişelenmenize gerek yok.You don't have to worry about her anymore.
Doğu Asya ekonomileri enerji fiyat artışlarından çok etkilenmiştir.The East Asian economies were hit hard by energy price increases.
Artık aynı fikirde değilim.I can't agree more.
O artık öfkesini tutamadı.He couldn't hold his temper any longer.
Buraya kadar geldim artık, o yüzden devam edeceğim.I've come this far, so I'll keep going.
Bunun için gerçekten çok sarhoşum artık.I'm really too drunk for this now.
Artık içmemeye söz veriyor.He promises not to drink anymore.
Kelime artık kullanılmıyor.The word is no longer in use.
O artık doktora güvenmiyor.He doesn't trust the doctor any more.
Artık onu görmeyeceğim.I won't see her anymore.
Yeter artık!Enough is enough!
Onlar vergileri artırmayı tartışacaklar.They'll debate raising taxes.
Üyelerin sayısı çabucak artıyor.The number of members will grow quickly.
Onların satışları artıyor.Their sales are growing.
Mary notlarını artırmalı.Mary needs to improve her grades.
Kelime haznemi artırmak istiyorum.I want to increase my vocabulary.
Şirketin karları artıyor.The company's profits have been increasing.
Kızın artık bir kız değil.Your daughter isn't a girl anymore.
Senin hizmetlerin artık gerekli değil.Your services are no longer required.
İki artı iki kaç yapar?What is two plus two?
O, bana artık gülmüyor.She doesn't smile for me anymore.
Aslında artık kurşunlu benzini satan var mı?Does anyone actually sell leaded gasoline anymore?
Ben artık bunu yapamam.I can't do it anymore.
Artık bu nehirde yaşayan herhangi bir balık yok.There aren't any fish living in this river anymore.
Bu artık benim şehrim.This is my city now.
Artık beklemek istemiyoruz.We don't want to wait any longer.
Artık beni görmüyorlar.They don't see me anymore.
Artısı da var eksisi de.It's swings and roundabouts.
Artık beni arama.Don't call me anymore.
Artık sana katlanamam.I cannot stand you anymore.