Onun kibri artık katlanılır değil.His arrogance is no longer tolerable.
Onun maaşı yüzde on artırıldı.His salary was increased by ten percent.
Onun sağlığı artık bozulmaya başladı.His health has begun to decline now.
Ben artık onun zorbalığına katlanamam.I can't put up with his violence any longer.
O artık burada değil.He is no longer here.
O bir zamanlar onu tanıyordu ama onlar artık arkadaş değiller.He once knew her, but they are no longer friends.
Artık çalışmayı imkansız buldu.He found it impossible to work any longer.
O artık yürüyemiyor.He can't walk any more.
O artık burada çalışmıyor.He no longer works here.
O artık burada yaşamıyor.He is no longer living here.
O, artık orada yaşamıyor.He does not live there any more.
O artık eski utangaç çocuk değil.He is no longer the shy boy he was.
Artık bizim kulübün bir üyesi değil.He is no longer a member of our club.
O, artık çalışmıyor.He is no longer in business.
O artık bir çocuk değil.He is no longer a boy.
O artık bekleyemez.He can no longer wait.
O artık kendini tutamadı.He could no longer restrain himself.
O artık ebeveynlerine bağlı değil.He was no longer dependent on his parents.
Sigara içerdi fakat artık içmiyor.He used to smoke, but now he doesn't.
O, maaşının artırılmasını talep etti.He demanded that his salary be increased.
Sağlığını kurtardı, bu yüzden artık çalışmalarına devam edebiliyor.He has recovered his health, so he is now able to resume his studies.
Bir kazada yaralandığından beri, o artık yürüyemedi.Since he was injured in an accident, he could no longer walk.
Onlara nüfus artışını araştırmalarını emretti.He ordered them to survey population growth.
O çok değişti ve o artık eskisi gibi değil.He has changed a lot, and he is no longer what he used to be.
O, artık çalışamayacak kadar çok yaşlıydı.He was too old to work any more.
Yorgunluktan artık yürümeye hâli kalmamıştı.He was too tired to walk any more.
Onların geleneksel yaşam tarzı artık yok.Their traditional life style no longer exists.
Artık üç çocukları var.Now they have three children.
Artık kıt kanaat geçinmek zorunda olmayacakları zamanı dört gözle bekliyorlardı.They looked forward to a time when they would no longer have to live from hand to mouth.
Artık onların canı oynamak istemiyordu.They didn't feel like playing any more.
Artık çalışamayacak kadar çok yorgundular.They were too tired to work any more.
Onlar artık çocuk değil ama henüz yetişkin de değil.They aren't children any more, but not adults yet.
Maaş artışı istediler.They asked for an increase of salary.
Askeri bütçeyi artırmayı amaçladılar.They intended to increase the military budget.
Artık ekonomik olmadığı için feribot servisini kapattılar.They closed down the ferry service since it was no longer economical.
Onun üçüncü filmi ününü oldukça artırdı.Her third movie greatly added to her reputation.
O, artık beklemeyebilir.She may not wait any longer.
O artık eskisi gibi değil.She is no longer what she used to be.
Artık yalnız değil.She isn't lonely now.
Artık o tek başına saçını yıkamak için yeterince iyi.She is now well enough to wash her hair by herself.
O, bir günlük tutardı, ama artık tutmuyor.She used to keep a diary, but she no longer does.
Uçak hızı artırdı.The plane increased speed.
Hasta artık güvende.The patient is now safe.
Japonya'da gayrimenkul fiyatları anormal bir biçimde artıyor.The price of real estate has been rising abnormally in Japan.
Babam sigara içerdi fakat artık içmiyor.My father used to smoke, but now he doesn't.
Artık onun babası öldü, o dükkanın sahibiydi.Now that his father was dead, he owned the store.
Emtia fiyatları artıyordu.Commodity prices were rising.
Artık bu tür işlere tamamen alışkınım.I am completely accustomed to this kind of work now.
Aslına bakarsan, o artık onu sevmiyor.To tell the truth, she no longer loves him.
İthalattaki artışla talep aşağı düşürüldü.The demand was brought down by increases in imports.
İthalattaki hızlı artış bizi şaşırttı.The rapid increase of imports surprised us.
Yoko artık yalnız yaşamayı imkansız buluyor.Yoko found it impossible to live alone any longer.
Gelecek ay kirayı artıracağız.We will increase the rent next month.
Artık ebeveynlerime yük olmak istemiyorum.I don't want to be any more burden to my parents.
İşçiler ücret artışı istediler.The workers pushed for a raise in salary.
İşçiler maaş artışlarını sormak için geldi.The workers came to ask about their pay raises.
Artık onu bırakalım.Let's leave it at that.
Uyku yoksunluğu kalp krizi riskini artırır.Sleep deprivation increases risk of heart attacks.
Geçmiş hakkında bir şey bilmiyorum ama artık fakslarımız ve e-postalarımız var.I don't know about the past, but now we have faxes and emails.
Peter'in ofisindeki yazıcı bozuk ve artık yazdırmıyor.The printer in Peter's office is broken and doesn't print anymore.