Artık onu, içmekten alıkoymalıyız.We have to stop him from drinking any more.
Eski kocam artık bu kentte yaşamıyor.My ex-husband no longer lives in this city.
Artık o adamla geçinemiyorum.I can't get along with that man any more.
Artık gürültüye katlanamam.I can't put up with the noise any longer.
Artık içemem.I can't drink any more.
Artık yiyemem.I cannot eat any more.
Artık onunla ilgilenemem.I can't deal with her anymore.
Ben artık doktora gitmek zorunda değilim. Kendimi çok daha iyi hissediyorum.I don't have to go to the doctor any more. I'm feeling much better.
Artık çocuk değilim.I am no longer a child.
Artık yemek istemiyorum.I don't want to eat any more.
Artık onunla görüşmeyeceğim.I will not see him any more.
Onun öfkesine artık tahammül edemiyorum.I cannot put up with his temper any longer.
Artık onu sevmiyorum.I do not love him any longer.
Ben artık ona güvenmiyorum.I do not trust him any longer.
Ben artık yorgun değilim.I am no longer tired.
Artık korkmuyorum.I'm not afraid any more.
Badminton oynardım fakat artık oynamıyorum.I used to play badminton, but I don't anymore.
Patronumdan bir ücret artışı istedim.I asked my boss for a pay increase.
Yemek artıklarıyla köpeğimi besledim.I fed the leftovers to my dog.
Ben artık onun küstahlığına daha fazla dayanamam.I cannot stand his arrogance any longer.
Fiyat artışları reel ve nominal büyüme oranları arasındaki farkı açıklar.Price increases explain the difference between the real and nominal growth rates.
Artık okul bitti, eve gidebilirsiniz.Now that school is over, you can go home.
Kitaplar yaşamın zevklerini artırır.Books add to the pleasures of life.
Küçük araba artışı sona eriyor.The small car boom is ending.
Ben harçlıkta bir artış hakkında babamla görüştüm.I approached my father about an increase in allowance.
Çocuk suçluluğundaki artış ciddi bir sorundur.The increase in juvenile delinquency is a serious problem.
Yolcular artık trene binmeli.Passengers should board the train now.
Herkes artist olamaz.Not everybody can be an artist.
Nüfus artışı ciddi bir sorundur.The increase of the population is a serious problem.
Yoksulluğun nedeni nüfus artışıydı.It was the increase in population that caused the poverty.
Nüfus artışı, ciddi sosyal sorunlara yol açmıştır.Population growth has given rise to serious social problems.
Nüfusta sürekli bir artış vardı.There was a steady increase in population.
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
Dünya nüfusu bir yılda yaklaşık olarak 90 milyon kişi artıyor.The world population is expanding at the rate of nearly 90 million people a year.
Dünya nüfusunda hızlı bir artış var.There is a rapid increase in world population.
Hükümet artık evsizlik meselesinden kaçınamaz.The government cannot avoid the issue of homelessness any longer.
Artık İncil'i bilmeyen insanlarla tanışmak oldukça yaygın.It is quite common now to meet with young people who do not know the Bible.
Vergi reformu için baskı artıyor.The pressure for tax reform is growing.
Eskiden çok sigara içerdim ama artık sigara içmeyi bıraktım.I used to smoke a lot, but I have given up smoking now.
Petrol artık ucuz bir yakıt değil.Petrol is no longer a cheap fuel.
Nehir artık eskisi kadar temiz değil.The river is no longer as clean as it used to be.
Umarım artık savaşın olmadığı zaman yakında gelecektir.I hope the time will soon come when there would be no more war.
Sendika, % 5 oranında ücret artışı kazandı.The union won a 5% wage increase.
Gürültüdeki artışı fark etmediler.They didn't notice the increase in noise.
Vergi artışları hayatlarımızı önemli ölçüde etkiledi.The tax increases affected our lives greatly.
Birçok nehir o kadar çok kirlenmiş ki artık içme suyu için kullanılamıyorlar.Many rivers have been so polluted that they can no longer be used for drinking water.
Artık, bu çok önemli.Now, this is really important.
Çoğu Japon, vergi artışına karşı çıktı.Most Japanese opposed a tax increase.
Ben büyük bir ücret artışı aldım.I got a big pay raise.
Niçin ücret artışı istemiyorsun?Why don't you ask for a pay raise?
Tom artık ağrıya dayanamadı.He could no longer stand the pain.
Makul bir egzersiz kan dolaşımını artırır.Moderate exercise stimulates the circulation of blood.
Güzel gün keyfimizi artırdı.The fine day added to our pleasure.
Sigarayı bırakabileceğime artık eminim.I bet I can quit smoking from now on.
Çalışan kadın sayısı artıyor.The number of working women is increasing.
Havaalanında güvenlik bomba patlama tehlikesinden beri artırıldı.Security at the airport has been stepped up since the bomb scare.
Suç oranı sürekli olarak artıyor.The crime rate is rising steadily.
Onun büyük bir artist olduğu açık.It is clear that he is a great artist.
Onun büyük bir artist olduğu belli.It is clear that he is a great artist.
Yanağındaki yara izi artık neredeyse görünmüyor.The scar on his cheek hardly shows now.