Ben artık söylemiyeceğim.I'll say no more.
Artık tartışmayalım.Let's not argue anymore.
Artık gözlük takmak zorunda değilim.I don't have to wear glasses any more.
Artık onu alamam.I can't take it any more.
Ona artık katlanamıyorum.I can't stand it anymore.
Artık kalmak istiyor musun?Do you want to stay any longer?
Artık onun hakkında konuşmayalım.Let's not talk about it any more.
Artık komşularla geçinemiyorum.I can't get along with the neighbors any more.
Onun terbiyesiz davranışlarına dayanamıyorum artık.I can't stand that nasty attitude of his any longer.
Artık bekleyemem.I can't wait any longer.
Artık beklemesen iyi olur.You had better not wait any longer.
Artık birbirimizi görmememiz daha iyi olur.It would be better for both of us not to see each other anymore.
Onu artık erteleyemem.I can't put it off any longer.
Artık it gibi sürünmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Artık mutsuz bir hayat sürmek istemiyorum.I don't want to lead a dog's life any more.
Artık bira içemem.I can't drink the beer any more.
Artık sessiz kalamam.I can no longer remain silent.
Ben artık istemiyorum.I don't want any more.
Artık beni dövemezsin.You can't kick me around any more.
Artık onsuz yaşayamam.I can't live any longer without him.
Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.Mary decided never to see him any more.
Kitapların fiyatı bugünlerde artıyor.The price of books is getting higher these days.
Çoğu gelişmekte olan ülkelerde kentsel nüfus çok hızlı artıyor.The urban population in most developing countries is increasing very fast.
Peter ücret artışı için patronuna başvurdu.Peter applied to his boss for a raise.
Sarımsak yemeğin lezzetini artırmak için kullanılır.Garlic is used to improve the taste of food.
Onun ücret artışı ile ilgili ricasını neden geri çevirdin?Why did you turn down his request for a pay rise?
Tom artık başıboş bir çocuk değil.Tom is not an idle boy any longer.
Artık yürüyemeyecek kadar çok yorgunum.I am too tired to walk any more.
Çok miktarda yemek artığı içeride kaldı.Lots of leftovers remained inside.
Bugün Dow Jones ortalama iki puanlık artış ilan etti.The Dow Jones average posted a gain of two points today.
Artık civarda çok fazla çevirmeli telefon görmezsin.You don't see many dial phones around anymore.
Böyle saçma bir batıl inanç artık yok.Such a ridiculous superstition no longer exists.
Bu şimdiye kadar çektiğim en artistik resim.It is the most artistic picture I have ever taken.
İnsanlar artık onu söylemiyorlar.People don't say that anymore.
İnsanlar onu artık söylemiyor.People don't say that anymore.
Çift için artık birlikte yaşamak zordur.It is hard for the couple to live together any longer.
Uçak artık kullanıma hazırdır.The plane is now operational.
Mecazi anlam artık kullanımda değildir.The figurative meaning is no longer in current use.
Kasabayı ziyaret edenler yıldan yıla artıyor.Visitors to that town increase in number year by year.
Bu ilçe yaşamak için güvenli bir yer değil artık.That district is no longer a safe place to live in.
O semt, yaşanılacak güvenli bir yer değil artık.That district is no longer a safe place to live in.
Haberler mutluluğumuzu artırdı.The news added to our happiness.
Köy artık on yıl önce olduğundan çok farklı.The village is now very different from what it was ten years ago.
Antlaşma artık ölü bir evrak.The treaty is now a dead letter.
Binanın iskeleti artık tamamlandı.The frame of the building is now complete.
Öğretmen ilgimizi artırdı.The teacher aroused our interest.
O kurallar öğrenciler arasındaki hoşnutsuzluğu artırdı.Those rules fostered discontent among students.
Yöntem artık zamanın gerisinde.The method is behind the times now.
Artık ona katlanamıyorum.I can't put up with it any longer.
Güzel hava keyfimizi artırdı.The beautiful weather added to our pleasure.
John bu günlerde çok içiyor. Biz onu artık içmemesi için durdurmak zorundayız.John drinks too much these days. We have to stop him from drinking any more.
Artık parti için her şey hazır.Everything is ready now for the party.
Artık onu beklemenin faydası yok.There is no use waiting for her any longer.
Artık onu beklemenin hiçbir faydası yok.There is no use waiting for her any longer.
Artık onlarla konuşmanın faydası yok.It is no use talking with them any longer.
Artık peşimden koşma.Don't run after me any more.
Artık yalan söylemek istemiyorum.I don't want to lie anymore.
Gürültüye artık katlanamıyorum.I can't bear the noise any longer.
Artık sana itaat etmeyi reddediyorum.I refuse to obey you any longer.
Bu, ailenin gelirini artırdı.This has increased family income.