Ana içeriğe geç
Sözlük

artı ile cümle

artı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Şimdi ona söyleyemem. Artık o kadar basit değil.I can't tell her now. It's not that simple anymore.
Artık seni sevmiyorum.I don't like you anymore.
Artık ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do anymore.
Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.It's useless to keep on thinking any more.
Yaşamın maliyetini büyük ölçüde artırmıştır.The cost of life increased drastically.
Tatil bitti artık.The vacation is over now.
Artık daha fazla dayanamıyorum! Üç gündür uyumadım!I can't take it anymore! I haven't slept for three days!
Artık ilhamlı değilim.I'm not inspired anymore.
Artık şikâyet ettiğini duymak istemiyorum.I don't want to hear any more of your complaining.
Mario bana yalan söylediğinden beri artık onunla konuşmuyorum.Since Mario lied to me, I don't speak to him anymore.
Artık onu istemiyorum.I don't want it anymore.
Artık genç olmadığını dikkate alsan iyi olur.You had better take into consideration that you are no longer young.
Artık sadece bir çocuk değilsin.You are no longer a mere child.
Artık büyüdün, bir çocuk gibi davranmamalısın.Now that you are grown up, you must not behave like a child.
Artık sınavı geçtiğine göre, kendi başına araba kullanabilirsin.Now that you have passed your test, you can drive on your own.
Sen artık bir çocuk değilsin.You are not a child any more.
Kızınız artık bir çocuk değildir.Your daughter is not a child anymore.
Sumida artık yüzmemiz için iyi bir nehir değil.The Sumida is not a good river for us to swim in any more.
Son yıllarda fiyatlar giderek artıyor.Prices have been gradually rising in recent years.
Yakın gelecekte uzay yolculuğu artık sadece bir hayal olmayacak.In the near future, space travel will no longer be just a dream.
Bir açık artırmada tablo satın aldım.I obtained the painting at an auction.
Geçen yıl fiyatlarda keskin bir artış vardı.There was a sharp rise in prices last year.
Tatil için yurt dışına seyahat eden öğrenci sayısı artıyor.The number of students who travel abroad for vacation is increasing.
Sigara içmek artık tüm yerli uçak seferlerinde yasaklandı.Smoking is now banned on all domestic plane flights.
Makineler artık atıl durumda.The machines are idle now.
O, artık mükemmel bir daire gibi görünmüyor.It no longer seems to be a perfect circle.
Öğrenim ücretlerindeki bir artışı duyurdular.They announced an increase in tuition fees.
Şirket onların ücretlerini artırmayı reddettiğinde onlar greve gitti.When the company refused to increase their wages, they walked out.
Artık planını izleyemeyiz.We cannot follow your plan any longer.
Son beş yıldır fiyat artışımız yok.We haven't had a price increase in the last five years.
Ev fiyatlarındaki artış onun evini büyük bir kârla satmasına olanak sağladı.The rise in house prices enabled him to sell his house at a big profit.
Bay Kato çalışmak için artık çok yaşlıydı.Mr Kato was too old to work any longer.
İthal arabalar için talep daha düşük fiyatlardan dolayı artıyor.Demand for imported cars is increasing due to lower prices.
Ses gittikçe zayıfladı, artık duyulmayıncaya kadar.The noise grew fainter, till it was heard no more.
Konuşan sözlük artık bir fantezi değil.A talking dictionary is no longer a fantasy.
Tuz ilavesi lezzeti adamakıllı artırdı.The addition of salt greatly improved the flavor.
Büyük Britanya artık dünya politikalarının kontrolünde değil.Great Britain is no longer in control of world politics.
Büyük Britanya artık dünya siyasetini kontrol etmiyor.Great Britain is no longer in control of world politics.
İngilizce artık dünyadaki çeşitli ulusların ortak dili haline gelmiştir.English has now become the common language of several nations in the world.
Uzay yolculuğu artık bir hayal değil.Space travel is no longer a dream.
Bir uzay gemisinde aya yolculuk artık bir rüya değil.A voyage to the moon in a spaceship is no longer a dream.
Genel olarak, tasarruflar artıyorlar.Generally speaking, savings are increasing.
Ona hayranlık duyardım ama artık duymuyorum.I used to look up to him, but not anymore.
Londra artık bir sis şehri değil.London is no longer a city of fog.
TV ve radyo ile haber iletişimi artık çok yaygın.The communication of news by TV and radio is very common now.
Kes artık!Cut it out!
Uzatma artık!Cut it out!
Eğer iyi bir bahçeniz varsa, o, evinizin değerini artıracaktır.If you have a good garden, it will enhance the value of your house.
Artık ona inanmıyorum.I don't believe him any longer.
Ona artık güvenmiyorum.I don't trust him any longer.
Artık şüphe için herhangi bir yer yok.There is no longer any room for doubt.
Artık şüpheye yer yok.There is no longer any room for doubt.
Artık hiç kimse bu dili konuşmuyor.No one speaks this language anymore.
Gece vakti bile olsa, artık sessiz ve huzurlu değil.Even at nighttime, it was not quiet and peaceful any more.
Artık onu bekleyemem.I can wait for him no longer.
Artık onunla konuşmayacağım.I won't talk with him anymore.
Artık ona hiç kimse güvenmiyor.No one trusts him any more.
O artık genç değil.He's no spring chicken.
Beni artık baban gibi sayma.Don't regard me as your father anymore.
Lütfen artık bana mektup yazmayın.Please don't write letters to me anymore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod