Bu, ARPA 'nın işi başlatmak için verdiği ilk milyon dolarlık sözleşme.هذا العقد كان هو الذي منح لوكالة المشاريع البحثية المتقدمة المليون دولار الأول لها. لبدء العمل بهذا الشيء.
Bu, ARPA 'nın işi başlatmak için verdiği ilk milyon dolarlık sözleşme.出資をしました 「宇宙船計画開始 求人 ダイソン」
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.do zeme pšenice, jačmeňa, viníc, fíkov a granátových jabĺk, do zeme olejových olív a medu,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.et Land med Hvede og Byg, med Vinstokke, Figentræer og Granatæbletræer, et Land med Oliventræer og Honning,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.et land med hvete og bygg og vintrær og fikentrær og granatepletrær, et land med oljetrær og honning,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ett land med vete och korn, med vinträd, fikonträd och granatträd, ett land med ädla olivträd och med honung,
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.밀과 보리의 소산지요 포도와 무화과와 석류와 감람들의 나무와 꿀의 소산지라
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.Negeri itu menghasilkan macam-macam gandum, anggur, buah ara, buah delima, pohon zaitun dan madu
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.paese di frumento, di orzo, di viti, di fichi e di melograni; paese di ulivi, di olio e di miele
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.pays de froment, d`orge, de vignes, de figuiers et de grenadiers; pays d`oliviers et de miel;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ţară cu grîu, cu orz, cu vii, cu smochini şi cu rodii; ţară cu măslini şi cu miere;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.terra de trigo e cevada; de vides, figueiras e romeiras; terra de oliveiras, de azeite e de mel;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.tierra de trigo, de cebada, de vides, de higueras y de granados; tierra de olivos ricos en aceite y de miel
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.xứ có lúa mì, lúa mạch, dây nho, cây vả, cây lựu; dầu ô-li-ve và mật;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.xứ có lúa_mì , lúa_mạch , dây nho , cây vả , cây lựu ; dầu ô - li-ve và mật ;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.za-, árpa-, szõlõtõ- fige- és gránátalma-[termõ] földre, faolaj- és méz-[termõ] földre.
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.γην σιτου και κριθης και αμπελων και συκων και ροδιων γην ελαιων και μελιτος
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.в земя богата с жито, ечемик, лозя, смокини и нарове; в земя богата с маслини и мед;
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ארץ חטה ושערה וגפן ותאנה ורמון ארץ זית שמן ודבש׃
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.ارض حنطة وشعير وكرم وتين ورمان. ارض زيتون زيت وعسل.
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.那 地 有 小 麥 、 大 麥 、 葡 萄 樹 、 無 花 果 樹 、 石 榴 樹 、 橄 欖 樹 、 和 蜜
buğdayı, arpası, üzümü, inciri, narı, zeytinyağı, balı vardır.那 地 有 小麥 、 大麥 、 葡萄樹 、 無花果樹 、 石榴樹 、 橄欖樹 、 和蜜
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.Het komt van een of andere soort lager - een licht lager of een ale - dus tarwe en gerst die geroosterd zijn.
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.이것은 어떤 라거 맥주 제조에서 나온 것입니다. 가벼운 라거 맥주나 에일 맥주든 밀과 보리를 볶아서 만듭니다.
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.lager ligero o un ale, esto es trigo y cebada tostados.
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.שמקורה למעשה הוא בסוג כלשהו של בירת לאגר - בירת לאגר קלה או שיכר מחיטה ושעורה קלויים.
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.وهذه هي شاكلة .. تشبه خلطة كبيرة من حبوب قمح ونخالة تم تحميصها
Bugün hafif oluşturan harcanmış tohum kullandık -- hafif bira -- ısıtılmış buğday ve arpa.ライトラガーかエールビール つまりトーストされた小麦と大麦です つまりビール職人も穀物からおいしさを引き出す方法を 知っているということです
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Acum, domnul meu să trimeată slujitorilor tăi grîul, orzul, untdelemnul şi vinul de care a vorbit.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Agora mande meu senhor para os seus servos o trigo, a cevada, o azeite, e o vinho, de que falou;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Ahora pues, envíe mi señor a sus siervos el trigo, la cebada, el aceite y el vino que ha prometido
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Azért most, a mely búzát, árpát, olajat és bort igért az én uram, küldje el az õ szolgáinak;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Kami menantikan kiriman kedua jenis gandum, anggur dan minyak zaitun yang Tuan janjikan itu
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.내 주의 말씀하신 밀과 보리와 기름과 포도주는 주의 종들에게 보내소서
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Lähettäköön siis herrani palvelijoillensa nisut, ohrat, öljyn ja viinin, niinkuin on sanonut.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Må alltså nu min herre sända till sina tjänare vetet och kornet, oljan och vinet som han har talat om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Maintenant, que mon seigneur envoie à ses serviteurs le froment, l`orge, l`huile et le vin dont il a parlé.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Min Herre skal derfor sende sine Trælle Hveden, Byggen, Vinen og Olien, han talte om;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Nu kan min herre sende sine tjenere hveten og bygget, oljen og vinen som han har talt om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Poslej naj pošilja torej gospod moj hlapcem svojim pšenice in ječmena, olja in vina, kakor je obljubil.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Pšenice však toliko a ječmene, oleje a vína, což řekl pán můj, nechť pošle služebníkům svým.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.So sende nun mein Herr Weizen, Gerste, Öl und Wein seinen Knechten, wie er geredet hat;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Stuur mij de tarwe, de gerst, de olijfolie en de wijn waarover u sprak,
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Teraz tedy pšenicu a jačmeň, olej a víno, o čom hovoril môj pán, nech pošle svojim služobníkom.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Vậy bây giờ xin chúa tôi hãy gởi cho các tôi tớ chúa lúa miến, lúa mạch, dầu, và rượu, mà chúa tôi đã nói đến;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.А пшеницу и ячмень, оливковое масло и вино, о которых говорил ты, господин мой, пошли рабам твоим.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.ועתה החטים והשערים השמן והיין אשר אמר אדני ישלח לעבדיו׃
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.والآن الحنطة والشعير والزيت والخمر التي ذكرها سيدي فليرسلها لعبيده.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小 麥 、 大 麥 、 酒 、 油 、 願 我 主 運 來 給 眾 僕 人
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小麥 、 大麥 、 酒 、 油 、 願我 主運來 給眾 僕人
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Gdzież są bogowie Emat i Arfad? Gdzie są bogowie Sefarwaim? Azaż wybawił Samaryję z ręki mojej?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Hol vannak Hamáth és Arphádnak istenei? hol Sefarvaimnak istenei? talán bizony megmentették Samariát kezembõl?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Hvor er Hamats og Arpads guder? Hvor er Sefarva'ims guder? Har vel Samarias guder reddet det av min hånd?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Kde jsou bohové Emat a Arfad? Kde jsou bohové Sefarvaim? Zdaliž jsou vysvobodili i Samaří z ruky mé?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Kde sú bohovia Chamatu a Arpadu? Kde sú bohovia Sefarvajima? A či vytrhli Samáriu z mojej ruky?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Kje so bogovi Hamata in Arpada, kje bogovi Sefarvaima? Ali so neki oteli Samarijo iz moje roke?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?하맛과 아르밧의 신들이 어디 있느냐 스발와임의 신들이 어디 있느냐 그들이 사마리아를 내 손에서 건졌느냐
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Où sont les dieux de Hamath et d`Arpad? Où sont les dieux de Sepharvaïm? Ont-ils délivré Samarie de ma main?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Var äro Hamats och Arpads gudar? Var äro Sefarvaims gudar? Eller hava de räddat Samaria ur min hand?
Hani nerede Hamanın, Arpatın ilahları? Sefarvayimin ilahları nerede? Samiriyeyi elimden kurtarabildiler mi?Που οι θεοι της Αιμαθ και Αρφαδ; που οι θεοι της Σεφαρουιμ; μηπως ελυτρωσαν εκ της χειρος μου την Σαμαρειαν;