‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››da skal du si: Din tjener Jakob; det er en gave han sender til min herre Esau, og snart kommer han selv efter.
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››대답하기를 주의 종 야곱의 것이요 자기 주 에서에게로 보내는 예물이오며 야곱도 우리 뒤에 있나이다 하라 하고
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››Řekneš: Jsem služebníka tvého Jákoba, a dar tento jest poslán pánu mému Ezau; a teď i sám jde za námi.
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››Vtedy povieš: Tvojho služobníkov, Jakobov. Je to dar, poslaný môjmu pánovi Ezavovi. A hľa, i sám ide za nami.
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››то скажи: раба твоего Иакова; это подарок, посланный господину моемуИсаву; вот, и сам он за нами.
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››ואמרת לעבדך ליעקב מנחה הוא שלוחה לאדני לעשו והנה גם הוא אחרינו׃
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››تقول لعبدك يعقوب. هو هدية مرسلة لسيدي عيسو. وها هو ايضا وراءنا.
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››你 就 說 、 是 你 僕 人 雅 各 的 、 是 送 給 我 主 以 掃 的 禮 物 、 他 自 己 也 在 我 們 後 邊
‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››你 就 說 、 是 你 僕人 雅各 的 、 是 送給 我 主 以掃 的 禮物 、 他 自己 也 在 我 們後邊
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.A čo do Levitov. Achiáš bol nad pokladmi domu Božieho a pre poklady svätých vecí.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Av levittene hadde Akia opsyn over skattene i Guds hus og over de til Herren helligede ting.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.A z drugich Lewitów Achyjasz był nad skarbami domu Bożego, to jest nad skarbami rzeczy poświęconych.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Deres Brødre Leviterne, som havde Tilsyn med Guds Hus's Skatkamre og Skatkamrene til Helliggaverne:
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.E dos levitas, Aías tinha cargo dos tesouros da casa de Deus e dos tesouros das ofertas dedicadas.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.I leviti loro fratelli, addetti alla sorveglianza sui tesori del tempio e sui tesori delle cose consacrate
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Iz levitov pa je bil Ahija nad zakladi hiše Božje in nad zakladi posvečenih reči.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.레위 사람 중에 아히야는 하나님의 전 곳간과 성물 곳간을 맡았으며
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Leeviläisistä hoiti Ahia Jumalan temppelin aarrekammioita ja pyhien lahjojen aarteita.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Léviták közül: Ahija volt az Isten háza kincsének, és az [Istennek] szentelt kincsnek [fõgondviselõje.]
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Tito také Levítové: Achiáš byl nad poklady domu Božího, totiž nad poklady věcí posvátných.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Trong người Lê-vi có A-hi-gia quản lý khung-thành các vật thánh.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Trong người Lê-vi có A-hi-gia quản_lý khung - thành các vật thánh .
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Unul din Leviţi, Ahia, avea grija vistieriilor Casei lui Dumnezeu şi vistieriilor lucrurilor sfinte.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Von den Leviten aber war Ahia über die Schätze des Hauses Gottes und über die Schätze, die geheiligt wurden.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Και εκ των Λευιτων ο Αχια ητο επι τους θησαυρους του οικου του Θεου και επι τους θησαυρους των αφιερωματων.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.А от левитите Ахия бе над съкровищата на Божия дом и над съкровищата на посветените неща.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.Левиты же, братья их, смотрели за сокровищами дома Божия и за сокровищницами посвященных вещей.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.והלוים אחיה על אוצרות בית האלהים ולאצרות הקדשים׃
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.واما اللاويون فاخيا على خزائن بيت الله وعلى خزائن الاقداس.
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.利 未 子 孫 中 有 亞 希 雅 、 掌 管 神 殿 的 府 庫 、 和 聖 物 的 府 庫
Levili Ahiya Tanrının Tapınağının hazinelerinden ve Tanrıya adanmış armağanlardan sorumluydu.利未 子孫 中 有 亞希雅 、 掌管 神殿 的 府庫 、 和 聖物 的 府庫
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.I capi presentarono l'offerta per la dedicazione dell'altare, il giorno in cui esso fu unto
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.단에 기름을 바르던 날에 족장들이 단의 봉헌을 위하여 예물을 가져다가 그 예물을 단 앞에 드리니라
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.Trong ngày bàn thờ được xức dầu, các quan trưởng dâng lễ vật mình trước bàn thờ về cuộc khánh thành nó.
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.Trong ngày bàn_thờ được xức dầu , các quan trưởng dâng lễ_vật mình trước bàn_thờ về cuộc khánh_thành nó .
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.ויקריבו הנשאים את חנכת המזבח ביום המשח אתו ויקריבו הנשיאם את קרבנם לפני המזבח׃
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.وقرّب الرؤساء لتدشين المذبح يوم مسحه. وقدم الرؤساء قرابينهم امام المذبح.
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.用 膏 抹 壇 的 日 子 、 首 領 都 來 行 奉 獻 壇 的 禮 、 眾 首 領 就 在 壇 前 獻 供 物
Meshedilen sunağın adanması için önderler armağanlarını sunağın önüne getirdiler.用膏 抹壇 的 日子 、 首領 都 來行 奉獻壇 的 禮 、 眾首 領 就 在 壇 前 獻 供物
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››A mint meg van írva: Szórt, adott a szegényeknek; az õ igazsága örökké megmarad.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››come sta scritto: la sua giustizia dura in eterno
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››como está escrito: Esparció; dio a los pobres. Su justicia permanece para siempre
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››conforme está escrito: Espalhou, deu aos pobres; a sua justiça permanece para sempre.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››după cum este scris: ,,A împrăştiat, a dat săracilor, neprihănirea lui rămîne în veac.``
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››efter skriftens ord: »Han utströr, han giver åt de fattiga, hans rättfärdighet förbliver evinnerligen.»
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››jako je napísané: Rozsypal a dal chudobným; jeho spravedlivosť trvá na veky.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››Jako napisane: Rozproszył, dał ubogim, sprawiedliwość jego zostaje na wieki.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››Jakož psáno jest: Rozsypal a dal chudým, spravedlnost jeho zůstává na věky.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››kakor je pisano: „Razsipal je, dal je ubogim, njegova pravičnost ostane na vek.“
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››기록한바 저가 흩어 가난한 자들에게 주었으니 그의 의가 영원토록 있느니라 함과 같으니라
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››như có chép rằng : Người đã rải ra , đã thí cho kẻ nghèo ; Sự công_bình của người có đời_đời .
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››như có chép rằng: Người đã rải ra, đã thí cho kẻ nghèo; Sự công bình của người có đời đời.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››niinkuin kirjoitettu on: "Hän sirottelee, hän antaa köyhille, hänen vanhurskautensa pysyy iankaikkisesti".
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››selon qu`il est écrit: Il a fait des largesses, il a donné aux indigents; Sa justice subsiste à jamais.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››som der er skrevet: "Han spredte ud, han gav de fattige, hans Retfærdighed bliver til evig Tid."
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››som skrevet er: Han strødde ut, han gav de fattige; hans rettferdighet blir til evig tid.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››wie geschrieben steht: "Er hat ausgestreut und gegeben den Armen; seine Gerechtigkeit bleibt in Ewigkeit."
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››καθως ειναι γεγραμμενον Εσκορπισεν, εδωκεν εις τους πενητας η δικαιοσυνη αυτου μενει εις τον αιωνα.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››как написано: расточил, раздал нищим; правда его пребывает в век.
Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Armağanlar dağıttı, yoksullara verdi; Doğruluğu sonsuza dek kalıcıdır.››(яко ж писано: Розсипав, дав убогим; праведність його пробував по вік.