armağanı ile cümle
armağanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.pa tudi, ko človek jé in pije in uživa dobro pri vsem trudu svojem, da je to vsakemu dar Božji.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Sebaiknya kita semua makan dan minum serta menikmati hasil kerja kita. Itu adalah pemberian Allah
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Y también, que es un don de Dios que todo hombre coma y beba y goce del fruto de todo su duro trabajo
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И если какой человек ест и пьет, и видит доброе во всяком труде своем, то это – дар Божий.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.И още всеки човек да яде и да пие, И да се наслаждава от доброто на всичкия си труд. Това е дар от Бога.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.וגם כל האדם שיאכל ושתה וראה טוב בכל עמלו מתת אלהים היא׃
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.وايضا ان يأكل كل انسان ويشرب ويرى خيرا من كل تعبه فهو عطية الله.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並 且 人 人 喫 喝 、 在 他 一 切 勞 碌 中 享 福 . 這 也 是 神 的 恩 賜
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.並且 人人 喫喝 、 在 他 一切 勞碌 中 享福 . 這 也 是 神 的 恩賜
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Albowiem łaską jesteście zbawieni przez wiarę, i to nie jest z was, dar to Boży jest;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Căci prin har aţi fost mîntuiţi, prin credinţă. Şi aceasta nu vine dela voi; ci este darul lui Dumnezeu.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Denn aus Gnade seid ihr selig geworden durch den Glauben, und das nicht aus euch: Gottes Gabe ist es,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.For av nåde er I frelst, ved tro, og det ikke av eder selv, det er Guds gave,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Kajti iz milosti ste rešeni po veri, in to ni iz vas, dar Božji je to;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.너희가 그 은혜를 인하여 믿음으로 말미암아 구원을 얻었나니 이것이 너희에게서 난 것이 아니요 하나님의 선물이라
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Lebo ste milosťou spasení skrze vieru, a to nie zo seba, je to dar Boží,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Mert kegyelembõl tartattatok meg, hit által; és ez nem tõletek van: Isten ajándéka ez;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Nebo milostí spaseni jste skrze víru, a to ne sami z sebe: darť jest to Boží,
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Per questa grazia infatti siete salvi mediante la fede; e ciò non viene da voi, ma è dono di Dio
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Porque pela graça sois salvos, por meio da fé; e isto não vem de vós, é dom de Deus;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Porque por gracia sois salvos por medio de la fe; y esto no de vosotros, pues es don de Dios
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Sillä armosta te olette pelastetut uskon kautta, ette itsenne kautta - se on Jumalan lahja -
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Thi af Nåden ere I frelste ved Tro, og det ikke af eder selv, Guds er Gaven;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Ty av nåden ären I frälsta genom tro -- och det icke av eder själva, Guds gåva är det --
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Διοτι κατα χαριν εισθε σεσωσμενοι δια της πιστεως και τουτο δεν ειναι απο σας, Θεου το δωρον
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Благодатю бо ви спасені через віру; і се не од вас: се Божий дар;
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.Ибо благодатью вы спасены через веру, и сие не от вас, Божий дар:
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.и в едно тяло да примири и двата с Бога чрез кръста, като уби на него враждата.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.כי בחסד נושעתם על ידי האמונה ולא מידכם היתה זאת כי מתת אלהים היא׃
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.لانكم بالنعمة مخلّصون بالايمان وذلك ليس منكم. هو عطية الله.
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.你 們 得 救 是 本 乎 恩 、 也 因 著 信 、 這 並 不 是 出 於 自 己 、 乃 是 神 所 賜 的
İman yoluyla, lütufla kurtuldunuz. Bu sizin başarınız değil, Tanrının armağanıdır.你 們 得救 是 本乎恩 、 也 因 著信 、 這並 不 是 出於 自己 、 乃是 神所賜的
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.이스라엘 자손에게 명하여 내게 예물을 가져오라 하고 무릇 즐거운 마음으로 내는 자에게서 내게 드리는 것을 너희는 받을지니라
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.«Ordina agli Israeliti che raccolgano per me un'offerta. La raccoglierete da chiunque sia generoso di cuore
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.Sage den Kindern Israel, daß sie mir ein Hebopfer geben; und nehmt dasselbe von jedermann, der es willig gibt.
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın."Suruhlah orang Israel membawa persembahan kepada-Ku. Siapa yang tergerak hatinya, harus membawa persembaha
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.דבר אל בני ישראל ויקחו לי תרומה מאת כל איש אשר ידבנו לבו תקחו את תרומתי׃
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.كلم بني اسرائيل ان يأخذوا لي تقدمة. من كل من يحثّه قلبه تأخذون تقدمتي.
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.你 告 訴 以 色 列 人 當 為 我 送 禮 物 來 、 凡 甘 心 樂 意 的 、 你 們 就 可 以 收 下 歸 我
‹‹İsraillilere söyle, bana armağan getirsinler. Gönülden veren herkesin armağanını alın.你 告訴 以色列人 當為 我 送禮物來 、 凡 甘心 樂意 的 、 你 們 就 可以 收下 歸我
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Folk som Kenneth Miller kunne kaldes en Guds gave til evolutions-lobbyen - (Latter)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Gente como Kenneth Miller podrían ser llamados "mensajeros de Dios" para el grupo de presión de la evolución.
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)케니스 밀러와 같은 사람을 진화론 진영에서는 신의 선물이라고 부를만 합니다. (웃음)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Lidé jako Kenneth Miller jsou jako dar z nebes pro evoluční lobby -- (Smích)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Ľudia ako Kenneth Miller by mohli byť označení ako bohom zoslaní pre evolučnú loby. (smiech)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Oameni ca Kenneth Miller pot fi considerați mană cerească de către lobbyul evoluționist -- (Râsete)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Orang seperti Kenneth Miller bisa dibilang 'utusan Tuhan' bagi kelompok lobi evolusi -- (Tawa)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Za take ljudi lahko rečemo, da so "poslani od boga" evolucijskemu lobiju-- (Smeh)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Άνθρωποι σαν τον Κέννεθ Μίλλερ θα μπορούσαν να χαρακτηριστούν Θεόσταλτοι για το λόμπυ της εξέλιξης -- [Γέλια]
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)Хора като Кенет Милър могат да бъдат наречени "дар от бога" на еволюционното лоби -- (смях)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)לאור העובדה שהוא נכתב ע"י נוצרי אדוק.
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)يمكن القول بأن أناس مثل كنيث ميلر عطية الله لمناصري نظرية التطور.. (ضحك)
Kenneth Miller gibi kişilerin Tanrı'nın evrim lobisine bir armağanı olduğunu söyleyebiliriz -- (Kahkahalar)(笑) なぜなら彼らは進化論が 実質的に無神論と同等だという指摘が
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Entonces Pedro le dijo: --¡Tu dinero perezca contigo, porque has pensado obtener por dinero el don de Dios
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.베드로가 가로되 네가 하나님의 선물을 돈 주고 살 줄로 생각하였으니 네 은과 네가 함께 망할지어다
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Mas disse-lhe Pedro: Vá tua prata contigo � perdição, pois cuidaste adquirir com dinheiro o dom de Deus.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Peter pa mu reče: Srebro tvoje naj s teboj vred pogine, ker meniš, da se more dar Božji dobiti za denar.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Tetapi Petrus menjawab, "Celakalah kau dan uangmu! Kaukira pemberian Allah dapat dibeli dengan uang
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın."Uw geld zal u te gronde richten!" antwoordde Petrus. "Wat God geeft, is niet te koop.
Petrus, ‹‹Paran da yok olsun, sen de!›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrının armağanını parayla elde edebileceğini sandın.Петр же рече до него: Нехай срібло твоє з тобою буде на погибель, бо дар Божий думав єси за гроші здобути.