armağanı ile cümle
armağanı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.因 為 罪 的 工 價 乃 是 死 . 惟 有 神 的 恩 賜 、 在 我 們 的 主 基 督 耶 穌 裡 、 乃 是 永 生
Çünkü günahın ücreti ölüm, Tanrı'nın armağanı ise Rabbimiz Mesih İsa'da sonsuz yaşamdır.因 為罪 的 工價乃 是 死 . 惟有 神 的 恩賜 、 在 我 們 的 主 基督 耶穌裡 、 乃是 永生
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.Da sa Herren til Moses: La høvdingene komme med sin gave til alterets innvielse hver sin dag!
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.Entonces Jehovah dijo a Moisés: "Presentarán su ofrenda para la dedicación del altar, un dirigente cada día.
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.i capi presentarono l'offerta uno per giorno, per la dedicazione dell'altare
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.여호와께서 모세에게 이르시기를 족장들은 하루 한 사람씩 단의 봉헌 예물을 드릴지니라 하셨더라
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.Tedaj reče GOSPOD Mojzesu: Naj prinese darilo svoje vsak knez v svoj dan za posvečenje oltarja.
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.И Господ рече на Моисея: Нека принасят приносите си за освещаването на олтара по един първенец на ден.
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.И сказал Господь Моисею: по одному начальнику в день пусть приносят приношение свое для освящения жертвенника.
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.ויאמר יהוה אל משה נשיא אחד ליום נשיא אחד ליום יקריבו את קרבנם לחנכת המזבח׃
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.فقال الرب لموسى. رئيسا رئيسا في كل يوم يقربون قرابينهم لتدشين المذبح
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.耶 和 華 對 摩 西 說 、 眾 首 領 為 行 奉 獻 壇 的 禮 、 要 每 天 一 個 首 領 來 獻 供 物
Çünkü RAB Musaya, ‹‹Sunağın adanması için her gün bir önder kendi armağanını sunacak›› demişti.耶和華 對 摩西說 、 眾首領為 行 奉獻壇 的 禮 、 要 每天 一 個 首領來獻 供物
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?Dam ci tę talię w prezencie, więc pozwól sceptykom ją obejrzeć. Przypomnij mi.
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?Dit kaartspel krijg je na afloop, dan kunnen de sceptici het zelf controleren.
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?E dopo -- il mazzo te lo regalo, fallo poi esaminare agli scettici che -- ci sono in sala, Ok?
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?Ja -- saat pakan lahjaksi lopussa, joten anna skeptikoiden täällä -- tutkia sen, okei?
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?그리고 이카드는 선물로 드릴께요. 저기 의심많은 분을 위해서요.
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?А... колодата е подарък за вас после, за да могат скептиците тук, в тази... да ги прегледат, нали?
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?И стол это подарок вам, после позвольте скептикам попасть сюда, проверим их.
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?והחפיסה היא מתנה בשבילך אחר כך, אז תני לספקנים כאן
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?و اوراق اللعب هذه هي هدية لك بعد البرنامج، لذلك دعي المشككين هنا وهنا--
Deste sana armağanım şovdan sonra, buradaki ve şuradaki kuşkuculara gösterirsin -- incelesinler, tamam mı?疑い深い人のために チェックしてください 後であげますから
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.A ház és marha atyától való örökség; az Úrtól van pedig az értelmes feleség.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Casa e riquezas são herdadas dos pais; mas a mulher prudente vem do Senhor.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Casa şi averea le moştenim dela părinţi, dar o nevastă pricepută este un dar dela Domnul. -
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Dom a majetok sú dedičstvom po otcoch, ale od Hospodina rozumná žena.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Dom i majętność dziedzictwem przypada po rodzicach; ale żona roztropna jest od Pana.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Dům a statek jest po rodičích, ale od Hospodina manželka rozumná.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Gård och gods får man i arv från sina fäder, men en förståndig hustru är en gåva från HERREN.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Haus und Güter vererben die Eltern; aber ein vernünftiges Weib kommt vom HERRN.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Hiša in blago je dedina po očetih, od GOSPODA pa je žena pametna.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Huis en goederen zijn een erfenis van de ouders, maar een verstandige vrouw is een gave van de HERE.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Hus og Gods er Arv efter Fædre, en forstandig Hustru er fra HERREN.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Hus og gods er en arv fra foreldre, men en forstandig kvinne er en gave fra Herren.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.집과 재물은 조상에게서 상속하거니와 슬기로운 아내는 여호와께로서 말미암느니라
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.La casa e il patrimonio si ereditano dai padri, ma una moglie assennata è dono del Signore
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Nhà cửa và tài sản là cơ nghiệp của tổ phụ để lại; Còn một người vợ khôn ngoan do nơi Ðức Giê-hô-va mà đến.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.On peut hériter de ses pères une maison et des richesses, Mais une femme intelligente est un don de l`Éternel.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Rumah dan harta bisa diperoleh dari orang tua, tetapi istri yang bijaksana adalah karunia dari TUHAN
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Talo ja tavara peritään isiltä, mutta toimellinen vaimo tulee Herralta.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Una casa y riquezas son herencia de los padres, pero una mujer prudente lo es de Jehovah
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Οικος και πλουτη κληρονομουνται εκ των πατερων αλλ' η φρονιμος γυνη παρα Κυριου διδεται.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Дом и имение – наследство от родителей, а разумная жена – от Господа.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.Къща и богатство се оставят наследство от бащите, Но благоразумна жена е от Господа.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.בית והון נחלת אבות ומיהוה אשה משכלת׃
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.البيت والثروة ميراث من الآباء. اما الزوجة المتعقلة فمن عند الرب.
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.房 屋 錢 財 、 是 祖 宗 所 遺 留 的 . 惟 有 賢 慧 的 妻 、 是 耶 和 華 所 賜 的
Ev ve servet babadan mirastır, Ama sağduyulu kadın RABbin armağanıdır.房屋 錢財 、 是 祖宗 所 遺留 的 . 惟有 賢慧 的 妻 、 是 耶和華 所 賜的
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Ač i to, když všeliký člověk jí a pije, a užívá dobrých věcí ze všelijaké práce své, jest dar Boží.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Acz i to, gdy każdy człowiek je i pije, i używa dobrze wszystkiej pracy swojej, jest dar Boży.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Ale aj to, keď ktorýkoľvek človek jedol a pil a videl dobré z ktorejkoľvek svojej práce, je dar Boží.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.De még az is, hogy az ember eszik és iszik, és jól él az õ egész munkájából, az Istennek ajándéka.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Dog også det at spise og drikke og nyde det gode under al sin Flid er for hvert Menneske en Guds Gave.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.e também que todo homem coma e beba, e goze do bem de todo o seu trabalho é dom de Deus.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.사람마다 먹고 마시는 것과 수고함으로 낙을 누리는 것이 하나님의 선물인 줄을 또한 알았도다
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Lại , ai_nấy phải ăn , uống , và hưởng lấy phước của công_lao mình , ấy cũng là sự ban cho của Ðức_Chúa_Trời .
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Lại, ai nấy phải ăn, uống, và hưởng lấy phước của công lao mình, ấy cũng là sự ban cho của Ðức Chúa Trời.
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.ma che un uomo mangi, beva e goda del suo lavoro è un dono di Dio
Her insanın yiyip içmesi, yaptığı her işle doyuma ulaşması bir Tanrı armağanıdır.Men om någon kan äta och dricka och njuta vad gott är under all sin möda, så är också detta en Guds gåva.