Bazıları arkeolojik alanlarda bulunur.Een voorbeeld daarvan is als bepaalde terreinen archeologische waarde hebben.
1896 yılında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu bulunmuştur.Sinds 1816 heeft er gefaseerd archeologische onderzoek plaatsgevonden.
Parkın kuruluş amacı, bölgede bulunan önemli arkeolojik ve paleontolojik alanları korumaktır.Doel is het waardevolle geologische en archeologische erfgoed in deze regio te beschermen.
Su Nuraxi, Barumini, Sardinya, İtalya'da bulunan bir nuragik arkeolojik alanıdır.De Su Nuraxi di Barumini is een Nuraghische archeologische opgraving in Barumini, Sardinië, Italië.
Sangiran, Endonezya'daki Cava'da arkeolojik bir kazı alanıdır.Sangiran is een archeologische opgraving op het eiland Java in Indonesië.
Omo Nehir havzası jeolojik ve arkeolojik açıdan da önemlidir.Basen rzeki Omo jest niezwykle ważny ze względów antropologiczno-archeologicznych, jak i geologicznych.
Ancak bu tezi savunacak hiçbir arkeolojik kanıt yoktur.Brakuje na to jednak dowodów archeologicznych.
1978 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir.W 1978 roku przeprowadzono tu prace archeologiczne.
Arkeolojik Haber.Komunikaty archeologiczne.
Ayrıca valilik sınırlarında 100'den fazla arkeolojik sit alanı vardır.Na jego terenie zlokalizowano ponad 100 stanowisk archeologicznych.
Bilgilerin bir kısmı da Hitit kayıtlarından ve arkeolojik bulgulardan elde edilmiştir.Pewne informacje można czerpać z dzieł sztuki i znalezisk archeologicznych.
Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir.Większość znalezisk na stanowiskach archeologicznych stanowią wyroby garncarskie.
Tarxien Tapınakları, Malta, Tarxien'de yer alan bir arkeolojik komplekstir.Świątynie w Tarxien – ruiny maltańskich świątyni megalitycznych w Tarxien.
Brunley'de hiçbir antik Romalı yerleşkesinin arkeolojik izi bulunmamaktadır.Nie istnieją jednak żadne archeologiczne dowody irlandzkiego osadnictwa.
Restorasyon ve arkeolojik çalışmalar 1970'lerde başladı ve günümüze kadar devam etmektedir.Badania archeologiczne rozpoczęto w latach trzydziestych XX wieku i są kontynuowane do chwili obecnej.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Liczba archetypów jest ograniczona.
Fakat bu köklü tarihin ortaya çıkarılması ancak yapılacak arkeolojik kazılarla mümkün olabilecektir.Badanie tego okresu możliwe jest jedynie metodami archeologicznymi.
1930'ların politik kargaşası ve savaşın başlaması nedeniyle arkeolojik kazılara ara verildi.Wykopaliska archeologiczne i rekonstrukcja Po 1930 roku przeprowadzono pierwsze wykopaliska archeologiczne.
1954'ten itibaren de çeşitli arkeolojik kazılar gerçekleştirdi.Już od grudnia 1935 r. były prowadzone niektóre obserwacje meteorologiczne.
Bölgede Roma ve önceki uygarlıklara ait birçok arkeolojik mağara ve kalıntı gözlemlenmiştir.Na jego brzegach znajdują się ważne prehistoryczne i rzymskie pozostałości archeologiczne.
Fakat Rieti'de 19. ve 20. yüzyıl yapılan arkeolojik kazılarda bir zengin kalıntılar bulunmamıştır.W XVIII i XIX wieko nie dokonano żadnych ważnych odkryć archeologicznych.
Kente yakın olan iki tane önemli arkeolojik alan da bulunur: Talietumu ile Tonga Toto.Nära staden finns även två arkeologiska områden Talietumu och Tonga Toto.
9 Mayıs 2004'te arkeolojik kazılar başladı.I maj 2013 påbörjades arkeologiska utgrävningar.
Restorasyon ve arkeolojik çalışmalar 1970'lerde başladı ve günümüze kadar devam etmektedir.Restaureringsarbeten och arkeologiska studier påbörjades 1954 och pågår fortfarande.
Bu gemilerin keşfi Red Bay'i Amerika'daki en değerli su altı arkeolojik alanlarından biri haline getirmiştir.Upptäckten av dessa fartyg gör Red Bay till en av de främsta undervattensarkeologiska platserna i Amerika.
Günümüzde Meksika’nın en çok ziyaret edilen ikinci arkeolojik sit alanıdır.Mitla är den näst mest besökta arkeologiska platsen i delstaten Oaxaca.
Fakat arkeolojik yazında daha çok Tepecik olarak geçmektedir.Hierarkier blir emellertid allt tydligare i det arkeologiska materialet.
Ölü Deniz Yazmalarının bulunması, 20. yüzyılın en önemli arkeolojik keşiflerinden biridir.Upptäckten är en av 1900-talets största arkeologiska fynd.
Bu sebeple C 14 ten arkeolojik tarihlendirmede yararlanılmaktadır.Detta är för sent i förhållande till C14-dateringen.
Arkeolojik araştırmalar ise çalgıların 5000 yıl önce kullanıldığını göstermektedir.Arkeologiska fynd visar att näver användes som taktäckning för mer än 5 000 år sedan.
Vadisi arkeolojik açıdan zengindir.Området är rikt på arkeologiska lämningar.
Yağmacılar ve kuraldışı kazılar minare çevresindeki arkeolojik alanı büyük zarara uğratmıştır.Nedskräpning och illegala utgrävningar har också förstört omgivningarna runt minareten.
Kroniklerin ve arkeolojik verilerden de bunu anlıyoruz.Detta vet vi säkert både genom arkeologiska och historiska källor.
Arkeolojik kazılarda, kurban edilen çocukların 100'den fazla değerli süslemeyle gömüldükleri tespit edildi.I över hälften av gravarna har arkeologer hittat ben efter barn.
Birçok arkeolojik metinde Pendik Höyük olarak geçmektedir.I högen har flera arkeologiska fynd gjorts.
Alacahöyük arkeolojik kazı sitesi.Utgrävningsområdet Carnuntum med arkeologiparken.
Kapsamlı bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır.Någon arkeologisk undersökning har inte gjorts.
Çevredeki önemli arkeolojik buluntulara göre, Fikirtepe yöresinin tarihi çok eskilere gider.Genom omfattande arkeologiska undersökningar vet man nu mycket om den forna borgmästarens hem.
Cam'daki arkeolojik alan 2002 yılında Afganistan'ın ilk Dünya Mirası Alanı adayı gösterilmiştir.Fornlämningsområdet i Jam nominerades framgångsrikt som Afghanistans första världsarv 2002.
Arkeolojik bulgulara göre kasaba, 13. yüzyıl başlarında madencilerin yerleşimiyle kurulmuştur.Det finns arkeologiska belägg för att platsen har varit bebodd åtminstone sedan 900-talets början.
Ancak bu tezi savunacak hiçbir arkeolojik kanıt yoktur.Det finns inget arkeologiskt stöd för dem.
Scladina ya da Sclayn Mağarası, Belçika'daki Andenne tepelerinde yer alan arkeolojik bir sitedir.Scala, även Scala & Kolacny Brothers, är en kör från Aarschot i Belgien.
Şu anda Hindistan Arkeolojik Araştırması (ASI) tarafından yönetilmektedir.Зараз парк знаходиться під охороною Археологічного нагляду Індії (ASI).
Fakat bu konuda mevcut arkeolojik kanıtlarla uyumlu farklı açıklamalar vardır.Про це свідчать різні археологічні знахідки.
Çünkü bu güne kadar ulaşılan arkeolojik kanıtlar bu yöndedir.Майже всі археологічні свідоцтва що дійшли до нас належать до цього періоду.
Arkeolojik buluntular tarih öncesi insanların burada 50.000 yıl önce yaşadığını göstermekte.Археологічні розкопки свідчать, що ще 15 тисяч років тому тут жили люди.
Fakat arkeolojik yazında daha çok Tepecik olarak geçmektedir.Надалі термін «психотехніка» стає менш поширеним у літературі.
Mahallede arkeolojik araştıma yapılmamakdadır.Археологічних досліджень на території села не проводилось.
Alacahöyük arkeolojik kazı sitesi.Існує окремий фонд археологічних знахідок.
Enstitü de her sene İç Anadolu'da genel arkeolojik arşatırmalar yürütmektedir.Щороку ця територія дає нові археологічні знахідки.
Augusta Raurica İsviçre'deki bir Roma arkeolojik siti ve bir Açık hava müzesi.Augusta Raurica je římské archeologické naleziště a venkovní muzeum ve Švýcarsku.
Ancak bu tezi savunacak hiçbir arkeolojik kanıt yoktur.Neexistuje však žádný archeologický důkaz podporující tuto teorii.
Bölgede 700'den fazla arkeolojik varlık tespit edilmiştir. ^Na lokalitě je identifikováno více než sto archeologických areálů.
Orta doğu’daki en geniş arkeolojik alanlarından biridir.Bejt Še'an Jedno z největších archeologických nalezišť Blízkého východu.
Kapsamlı bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır.Neprobíhají zde žádné archeologické práce.
Değerlendirme komitesi, parkta 4.500 yıllık 50 Prehistorik arkeolojik alan bulunduğunu kaydetti.Vyhodnocovací komise poukázala na 50 prehistorických archeologických nalezišť, zahrnující přibližně 4500 let.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Jsou zde archeologické nálezy dokazující, že lidé zde žili již v pravěku od doby kamenné.
Arkeolojik araştırmalar ile daha iyi neticeler alınabilir.Bližší poznatky byl mohl přinést archeologický průzkum.
Günümüzde kalıntılar süregiden bir arkeolojik projenin parçasıdır.V současnosti všechny slouží potřebám architektonického studia.
Sangiran, Endonezya'daki Cava'da arkeolojik bir kazı alanıdır.Sangiran je archeologické naleziště na ostrově Jáva v Indonésii.