Aristokrat kavramına sahiptiler.كان لديهم مفهوم الدم الأزرق ( مفهوم العائلات الملكية ).
Aristokrat kavramına sahiptiler.彼らの考え方は
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.아리스토텔레스는 행복을 "제1의 선(善)이라고 했습니다 궁극적으로 다른 모든 것들이 도달하고자 하는 목표 말입니다
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristote appelait le bonheur "le bien suprême", la finalité de tout.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotele chiamava la felicità "il bene principale", il fine a cui tutte le altre cose sono rivolte.
Aristo'nun dediği geçerli.Arisztotelésznek igaza van.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles kallade lycka för "det godaste", slutmålet som allt annat är riktat mot.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristóteles llamó a la felicidad "el bien supremo", el fin hacia el cual apuntan todas las otras cosas.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles nazval šťastie "najvyššie dobro", cieľ, ku ktorému všetko smeruje.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles nazýval štěstí něčím, k čemu všechny ostatní věci směřují.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristoteles noemde geluk 'het grote goed', in dienst waarvan al het andere staat.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotel numea fericirea "bunul cel mai de preț", un scop spre care toate celelalte converg.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotle gọi hạnh phúc là "thủ lĩnh tốt," một đích đến mà tất cả những thứ khác đều hướng tới.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Arisztotelész a boldogságot "a legfőbb jónak" nevezte, azt a célt, mely felé minden más dolog irányul.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Arystoteles uważał szczęście za główne dobro, cel, do którego prowadzą wszystkie drogi.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Ο Αριστοτέλης αποκάλεσε την ευτυχία "το τελειότερο αγαθό", το σκοπό προς τον οποίο αποσκοπούν όλα τ' άλλα.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотел нарече щатието "основното благо", това към което всички се стремят.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель назвал счастье "высшим благом" — целью, которой служат все средства.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Аристотель називав щастя "найвищим добром", кінцевим пунктом, до якого прагне все суще.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.אריסטו כינה לאושר "המעלה הראשית," היעד אליו מתכוונים כל הדברים האחרים.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.سمّى أرسطو السعادة بـ"القائد الجيد" ، النهاية التي تسعى نحوها جميع الأشياء الأخرى.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.幸福という到達点のことを 「最高善」と呼びました この見方に依れば 大きな家 素敵な車や
Aristo'nun bahsettiği budur.3つ目は意味のある人生です
Aristo'nun bahsettiği budur.Anche Aristotele ne aveva parlato.
Aristo'nun bahsettiği budur.C'est de ça dont parlait Aristote.
Aristo'nun bahsettiği budur.Das ist es, wovon Aristoteles sprach.
Aristo'nun bahsettiği budur.Dat is waar Aristoteles het over had.
Aristo'nun bahsettiği budur.De eso es lo que hablaba Aristóteles.
Aristo'nun bahsettiği budur.Despre asta a vorbit Aristotel.
Aristo'nun bahsettiği budur.Det är vad Aristoteles pratade om.
Aristo'nun bahsettiği budur.Det er det Aristoteles talte om.
Aristo'nun bahsettiği budur.Đó là điều mà Aristotle đã nói đến.
Aristo'nun bahsettiği budur.Ez az, amiről Arisztotelész beszélt.
Aristo'nun bahsettiği budur.Itulah yang Aristoteles maksudkan.
Aristo'nun bahsettiği budur.이것이 바로 아리스토텔레스가 이야기하던 것입니다.
Aristo'nun bahsettiği budur.O tem je govoril Aristotelj.
Aristo'nun bahsettiği budur.Siitä Aristoteles puhui.
Aristo'nun bahsettiği budur.To je to, o čem Aristotelés mluvil.
Aristo'nun bahsettiği budur.To miał na myśli Arystoteles.
Aristo'nun bahsettiği budur.Είναι εκείνο για το οποίο μιλούσε ο Αριστοτέλης.
Aristo'nun bahsettiği budur.За това е говорил Аристотел.
Aristo'nun bahsettiği budur.Об этом говорил Аристотель.
Aristo'nun bahsettiği budur.Це саме те, про що говорив Арістотель.
Aristo'nun bahsettiği budur.על זה דיבר אריסטו.
Aristo'nun bahsettiği budur.كما كان يقول أرسطو.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristote a raison.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristotel are dreptate.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristotele ha degli argomenti validi.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristoteles benar.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristóteles tem razão.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristóteles tiene razón.
Aristo'nun dediği geçerli.Arystoteles ma rację.
Aristo'nun dediği geçerli.아리스토텔레스는 핵심을 짚고 있습니다.
Aristo'nun dediği geçerli.Аристотел е прав.
Aristo'nun dediği geçerli.לאריסטו יש נקודה.
Aristo'nun dediği geçerli.لدى أرسطو فكرة.
Aristo'nun dediği geçerli.社会制度の目的や
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotel a avut un alt motiv sa spuna ca cele mai bune flaute ar trebui date celor mai buni flautisti.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotele aveva una motivazione diversa del perché i flauti migliori dovessero andare ai flautisti più bravi.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristoteles had een andere reden om te zeggen dat de beste fluiten naar de beste speler horen te gaan.