Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristóteles estaba muy interesado en ver cómo trabajaban los artesanos a su alrededor.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristóteles mostrava muito interesse em observar como os artesãos à sua volta trabalhavam.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristoteles preto so záujmom pozoroval ako robotníci okolo neho pracovali.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristoteles s obrovským zaujetím pozoroval, jak pracovali řemeslníci kolem něho.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristoteles war also sehr interessiert daran zu beobachten, wie die Handwerker um ihn herum arbeiteten.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristoteles was daarom erg geïnteresseerd in hoe de ambachtslieden werkten.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Aristotle cảm thấy rất thú vị khi quan sát phương pháp làm việc của các thợ thủ công xung quanh ông ấy.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Arystoteles bardzo lubił obserwować rzemieślników podczas pracy.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Deci Aristotel a fost foarte interesat să urmărească modul în care lucrau meseriaşii din jurul lui.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Dunque, Aristotele era molto interessato a guardare come lavorassero gli artigiani intorno a lui.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Jadi, Aristoteles sangat tertarik untuk memperhatikan bagaimana para pengrajin yang bekerja disekeliling dia.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.아리스토텔레스는 주변의 공예가들이 어떻게 일하는지 지켜보는 것에 관심이 많았습니다.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Så Aristoteles var meget interesseret i at se hvordan fagmændene rundt om ham arbejdede.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Tehát, Arisztotelész nagyon érdeklődve figyelte, hogyan dolgoznak körülötte a mesteremberek.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Ο Αριστοτέλης ενδιαφερόταν για τον τρόπο που εργάζονταν οι τεχνίτες γύρω του.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.Аристотелю было интересно смотреть, как работали ремесленники.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.И така Аристотел с интерес е наблюдавал как работят майсторите около него.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.והיכולת המוסרית לגלות מהו הדבר הנכון לעשות.
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.لذا كان أرسطوا مهتماً جداً بمشاهدة كيف يقوم الحرفيون بأعمالهم
Aristo etrafındaki ustaların nasıl çalıştıklarını izlemeye meraklıydı.観察することに関心を持ち 彼らが- 予測もしていなかった
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu.다윈은 아리스토텔레스의 우주에서는 이치에 맞지 않을것이고,
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Darwin byłby bez sensu w arystotelejskim świecie, nie miałby też sensu w świecie newtońskim.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristotle có một điểm cần nhắc tới.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Darwin n-ar avea sens într-un univers aristotelic, și n-ar avea cu adevărat sens nici într-unul newtonian.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Darwin sẽ không có ý nghĩa trong vũ trụ của Aristotle, và thật sự vô nghĩa trong vũ trụ của Newton.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Darwin zou geen hout snijden in een Aristotelisch universum, en ook niet echt in een Newtoniaans universum.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Ο Δαρβίνος δεν θα είχε νόημα σε ένα Αριστοτελικό σύμπαν, και δε θα είχε νόημα ούτε στο σύμπαν του Νεύτωνα.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu. Newton evreninde de mantıklı olmazdı.Дарвин не би имал смисъл в една аристотелова вселена и всъщност не би имал смисъл в една нютонова вселена.
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu.דרוויניזם לא היה יכול להיחשב הגיוני ביקום אריסטוטלי,
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu.داروين لم يكن ليفهم معنى الكون الآرسطي
Aristo evreninde Darwin mantıksız olurdu.ニュートンの宇宙論でも納得の行く 説明はできません
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Có một người đàn ông thượng lưu lịch lãm kiểu Anh quốc từ thế giới quý tộc thượng lưu:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Der var en gentleman med en engelsk elegance, en luksus hinsides aristokrati:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Englantilainen herrasmies, jonka eleganssissa on muutakin ylellistä kuin aristokraattinen tausta:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Je bil kavalir z angleško eleganco, razkošjem nad aristokracijo:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:영국의 귀족으로
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:L'"élégance anglaise, le luxe détaché de l"'aristocratie :
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı: Westminster Dükü,L'eleganza inglese, il lusso esclusivo dell'aristocrazia, il duca di Westminster,
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı: Westminster Dükü,Volt egyszer egy elegáns angol úr, az arisztokráciát megszégyenítő luxussal:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Имало един благородник с английска елегантност и лукс отвъд аристократизма:
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:Истинный аристократ, воплощение британской элегантности и непринужденной роскоши,
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:كان هناك رجل نبيل بأناقة انجليزية
Aristokrasinin de ötesinde bir lükse ve İngiliz zarafetine sahip bir centilmen vardı:ウェストミンスター公爵は 英国で最も裕福な男性でした
Aristokrat kavramına sahiptiler.Avevano il concetto del sangue blu.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Cunoşteau conceptul de sânge albastru.
Aristokrat kavramına sahiptiler.En idé om blått blod.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Họ có khái niệm về dòng giống hoàng tộc.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Ils avaient la notion de sang bleu.
Aristokrat kavramına sahiptiler.귀족 혈통의 관한 아이디어가 있었죠.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Mali koncepciu modrej krvi.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Mereka memiliki konsep darah biru.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Sie hatten ein Konzept von blauem Blut.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Tenían el concepto de sangre azul.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Tinham o conceito de sangue azul.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Używali pojęcia błękitnej krwi.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Ze kenden een concept van blauw bloed.
Aristokrat kavramına sahiptiler.Имали са концепция за синя кръв.
Aristokrat kavramına sahiptiler.У них було поняття голубої крові.
Aristokrat kavramına sahiptiler.У них было понятие голубой крови.
Aristokrat kavramına sahiptiler.הם הכירו במושג של דם כחול.