Ama altı milyar insan Google'ladığı zaman, kim kimi arıyor olacak?But when six billion humans are Googling, who's searching who?
Yani, bir virüs bu şekilde arittiğinde, buna litik döngü denir. .So when a virus lyses it like this, this is called the lytic cycle.
Yeniden başka bir şey arıyor, okyanus ortasındaki tepenin bir kısmından diğerine hareket ediyorduk.Again, looking for something else, moving from one part of the mid-ocean ridge to another.
Çocuğumu göndermek için bir okul arıyordum.I went looking for a school for my kid.
Sistem o kadar sağlıklı ki suyu arıtıyor.The system is so healthy, it purifies the water.
Ama muhtemelen -- öğrencilerimden biri, Ariel dedi ki,But, probably -- one of my students, Ariel [unclear], said,
Ve şimdi kurtuluş bu asalak arı ile gerçekleşiyor.And here comes the salvation, through this parasitic wasp. Here we are not talking about a predator.
Aristo mutluluğu, "insan yaşamının ereği'; diğer bütün her şeyin amaçladığı son olarak tanımlar.Aristotle called happiness "the chief good," the end towards which all other things aim.
Babam ve dedem, her zaman tıp veya alternatif tıpta bana uygun yeni tedaviler arıyorlardı.(Laughter)
Cleveland'daki doktorum arıyordu,I got a telephone call.
Aristo "doğa tek olana karşıdır" demiştir.Aristotle said that nature abhors one.
Ben ve birlikte çalıştığım tasarımcı Arizona'ya gittik. Bunun fotoğrafını çektik.We flew to Arizona -- the designer who works with me, and myself -- and photographed this one.
Bir arı şerbetini aldığı zaman, çiçekler kendilerini eksik hissetmezler.And when it takes the nectar, the flowers don't feel shortchanged.
Tümevarımda bir örüntü veya trend arıyoruz. -Inductive reasoning is looking for a pattern or looking for a trend.
Bir örüntü arıyoruz ve sonra genelleme yapıyoruz. -So it's looking for a trend or a pattern and then generalizing.
Büyük ihtimalle bir kaç aritmatik hata yaptım ama anlamışsınızdır.I probably made some arithmetic errors, but you get the point.
Tamam, bunu onaylatmak için SPCA'i arıyorum -- onaylıyorlar.OK, I call the SPCA to confirm this -- they confirm it.
PETA'yı da arıyorum, sırf eğlencesine, hiç hoşlanmıyorlar ama onlar da onaylıyor.I also call PETA, just for fun, and they don't like it -- but they confirm it.
Bahçemde büyümesine izin verdiğim bir eşek arısı yuvası vardı, tam kapımın önünde.And there was a wasp's nest that I had let grow in my yard, right outside my door.
Ve ben de dedim ki: "Yani, Cody, aslında arılar onu kendileri yaptı."And I told him, "You know, Cody, the wasps actually made that."
Doğanın birçok su filtreleme ve suyu tuzdan arındırma yolu var.There are many many ways that nature filters water that takes salt out of water.
Aquaporin adında bir firma bu teknolojiyi taklit eden tuzdan arındırma membranları yapmaya başlıyor.A company called Aquaporin is starting to make desalination membranes mimicking this technology.
Yetkinlik, disiplin, dayanıklılık ve güç arıyoruz.We're looking for competence, discipline, endurance, and strength.
İzlediğimiz başka bir strateji de hücrelerinden arındırılmış organları kullanmak.Another strategy that we have followed is actually to use decellularized organs.
Sizi arıyoruz!André Luiz?
Hem özdeğer hem de öz yöney arıyoruz, öyle değil mi? -We know we're looking for eigenvalues and eigenvectors, right?
Bunca zamandır bu soruya cevap arıyorum.'I have been inquiring about this.'
Nefesimi 44 dakika tutuyordum. Yani arındırma yapıyordum,So, basically what that means is I would purge,
Lu Junyi ve Shih Wengong kadar iyiyim. Neden hala yardım arıyorsun ki?Lu Junyi and Shih Wengong learnt... from the same master, why would he help us?
Düşüncelerinizden arının.So, set your mind free.
Ya da John McCain'in evi olan Arizona'daOr in Arizona, which is John McCain's home,
Biz bu davranışı beyaz seçmenler, daha doğrusu siyah olmayan seçmenler arasında arıyoruz.We're looking for this behavior among white voters or, really, non-black voters.
Aritmetik dersi gördün mü?And you studied arithmetic?
Aritmetik çok mu zor?Is arithmetic so difficult?
Bayan JaeKyung bayan Jandi'yi arıyor.Miss JaeKyung is looking for Miss Geum JanDi.
Elbette, bazıları bu yeni dünyada fırsatlar arıyor.Sure, some are looking for opportunities in this new world.
Bir boksörü arıyorum sol kolunda...I'm looking for a boxer. On his left arm is...
Neden onu arıyorsun?Why particularly him?
Qiangren onu öldürür hemen polisi arıyorumQiangren will kill him I'll inform the police
Aslına bakarsanız, Michigan ve Arizona bugün oy kullanıyor.And as a matter of fact, Michigan and Arizona are voting today.
Burası ruhların canlı kokusundan arındıkları yer.This is the place where spirits remove the smell of the living
Daha güzel bir dünya arıyorlar.They seek a better world
Ben ağır yerleşim yurdunu arıyorum.I'm looking for the Barn residence hall.
Lady Mulgrove, inanıyorum ki Lord Mulgrove sizi burada arıyordur.Lady Mulgrove, I believe Lord Mulgrove was looking for you over there.
Hayır, hayır, hayır, biz İngiliz aristokrasisinin davranışlarını gözlemliyoruz.No, no, no, we're observing the behavior of British aristocracy.
Hadi, Paki, İngiliz aristokrasine geçirme sansın var.Come on, Paki, it's your chance to stick it to the British aristocracy.
Aristo'nun bahsettiği budur.That's what Aristotle was talking about.
Bir yaban arısı birini sokuyor ve sonra 5 kaldıWhat a quiet place! Indeed. Yes, very quiet.
Oyuncakların doygun renklerini arıyor.It looks for highly saturated colors, from toys.
Ve hareket eden şeyleri arıyor.And it looks for things that move around.
Bir oyuncak arıyor.looking around for a toy.
Simdi bazı insanlar, arılar yok oluyor diye kaygılılar.Now some people are worried about the bees dying off.
Bu arılar milyarlar degerindeki ürünleri çiçek tozlamakla mesguller.Busy bees pollinate billions of dollars worth of crops!
Sizi arıyorduk.We've been looking all over for you.
Bir şarkıcıyı arıyorum.I'm looking for a singer.
Müziği arıyorum!I'm looking for the music!
- Onu neden arıyorsun?- Why are you looking for her?[br]
Karbüratör arızalı.The carburetor's broken.[br]
Farklı bir renk arıyorum.I'm looking for a different color.
Protein arıtımını basitleştirme, verim ve iş hacmini artırma, maliyeti düşürme vb.So simplify protein purification, increase yield, increase throughput, decrease cost.