Berlin'i altüst ediyorlar, her çatlağı arıyorlar.They're turning Berlin upside down, searching every crack.
Çöpün içinde kimlik hırsızlığı için kullanabileceği belgeleri arıyordu.He looks for any discarded documents he could use for I.D. theft
Ruhani yeniden doğuşa, günahlarından arınmaya, aydınlanmaya vurgu yapılmıyor.There is no sense of spiritual rebirth or salvation.
Ve diğer yüzde 1 ise soruyu çözmek için sabırsızca hazır formülü arıyor.And then the other one percent is eagerly looking for the formula to apply in that situation.
Çalı-eti arıyorlar -- ailelerini doyurabilmek için öldürecekleri orman hayvanları.They're searching for bush meat; forest animals they can kill to feed their families.
Bir şey arıyordum.I had to look for something.
Bu günahlardan arınmalısın.You must forego these sins.
Buzdan arınmış bir Arktik Okyanus bu yüzyıl içinde gerçekleşebilir.An ice-free Arctic Ocean may happen in this century.
Hala bir Stephanie arıyorum.So I am looking still for a Stephanie.
Pekala, kaliteli bilgi arıyordum.So I looked for quality information.
Neden Seol'u burada arıyorsunuz?Why are you looking for Seol here?
Sadece babamı tanıyan insanları arıyorum.Just because I am looking for people who knew my father.
Babam Lee Han'ı tanıyan birilerini arıyorum.I am looking for anyone who knows my father, Lee Han.
Başkan beni arıyor olmalı.The chairman must be looking for me.
Hey, hey Ivan Burada adam arıyoruz kitap.Hey, hey Ivan Here is the book you are looking for man.
Benim için mi arıyorsunuz?Looking for me?
Yani, eğer gelmiş geçmiş en büyük ev videoları koleksiyonunu arıyorsanız o burada.So you're looking at a piece of what is by far the largest home video collection ever made.
Eski Chiswick Bicky arıyor göz verdi; sonra su kaynağı chappie döndü.Old Chiswick gave Bicky a searching look; then he turned to the water-supply chappie.
Hiç bir yavru boğa kovalayan bir arı mı?Have you ever seen a bull-pup chasing a bee?
Yavru arı görür.The pup sees the bee.
Bu ateş her şeyi arıtıyor.Unassociated. There's no pride in that. There's no arrogance in that recognition.
Doktor, bu adam gene seni arıyor.Doc, that man is calling you about work again.
Yanlış numarayı arıyor.He has the wrong number.
Son olarak, başka bir hafta, başka bir bilimsel anlaşmazlık; bu sefer ki arılar.Finally, another week, another scientific controversy, this one about bees.
Temel aritmetikle uğraştığımız zaman somut sayıları görürüz.When we're dealing with basic arithmetic, we see the concrete numbers there.
Arının yeni çözelti olan içecek C 'yi tercih ettiğini öğreniyor.He finds that bees prefer this new solution, Drink C.
Aristo'ya göre adalet, insanlara hak ettiğini vermektir.According to Aristotle, justice means giving people what they deserve.
Aslında Aristo da sizin gibi düşünmüş.Actually, that was Aristotle's answer too.
Aristo'nun gerekçesi sizinkinden farklı.Aristotle doesn't agree with you that that's the reason.
Aristo'nun, en iyi flüt, en iyi flüt çalana verilmeli derkenki gerekçesi başkaydı.Aristotle had a different reason for saying the best flutes should go to the best flute players.
Çünkü, çoğunluğun kararına . etki eden Aristo önermesine karşı çıkıyordu.It's interesting because he rejected the Aristotelian premise underlying the majority's opinion.
İşte Yargıç Scalia'nın genel kanaati etkileyen Aristo önermesini ele alış şekli.So there you have Justice Scalia taking on the Aristotelian premise of the majority's opinion.
Aristo'nun dediği geçerli.Aristotle has a point.
Bestenin ismi "Aria".It's called "Aria."
John Cage'in Aria'sı.It's "Aria," of John Cage.
Kazadan beri, 20 yıldır prensesi arıyordum.After the accident, for twenty years, I wandered all over looking for Her Highness, the Princess.
Neden beni arıyorsun?Why did you call?
İstediğim için arıyorum.I can call if I want.
Kasıtlı olarak onun yanlışlarını arıyordu.He actively sought disconfirmation.
Ve, bir çok şeyin yanısıra, karanlık madde arıyorlar.And, among other things, they're looking for dark matter.
Yazdığımız denklemdeki en yüksek türev derecesini arıyoruz di miThe highest derivative of the function under question, right?
Kötü havada veya bisikletinizde beklenmeyen bir arıza oluştuğunda gerçekten kullanışlıdırlar.THEY'RE REALLY CONVENlENT DURlNG BAD WEATHER, OR IF YOUR BlKE BREAKS DOWN UNEXPECTEDLY.
Her yerde seni arıyorlardı.They've been looking all over for you.
Seni arıyordum, bebeğim.I've been calling you, Babe.
Yani, yaratıcılık ortaya çıkacak yer arıyordu.That was -- the creativity had to find its outlet somehow.
Ben o anları arıyorum ve orada durup "Ne yapacağımı bilmiyorum." deyinceSo I'm looking for those moments, and I'm standing there and saying, "I don't know what to say."
Ve hepimiz sürekli olarak bir uyum arıyoruz.And all of us are constantly looking for harmony.
Bir sponsor arıyoruz.We're looking for a backer.
Bu arıya baktığınız zaman, burada yaklaşık bu boyutta, yaklaşık 1 santim kadar.So when you look at this bee, it's about this size here, it's about a centimeter.
Bu hücre yabancı nesneler arıyor, bakteri, bulabileceği şeyler.This cell is looking for foreign objects, bacteria, things that it can find.
Bir aritmatik ifade basabiliriz.We can print an arithmetic expression.
Bir bakalim, birisi beni ariyormus.Let's see, someone was calling me.
Herkes arıyordu... amaEveryone was looking forward to it... But...
Şimdi çarpımları 6 çarpı eksi 11 olan iki sayı arıyoruz. .So we need to look for two numbers whose product is 6 times negative 11.
"200 yıldır seni arıyorduk.""We've been looking for you for 200 years."
Sonra Dr. Oscar Arias geldi.And then Dr. Oscar Arias came forward.
Red Shield bankaları burada, Pile, Bizim Amerikan Rüyaımızı ele geçirmek için bir yol arıyorlarThe Red Shield banks are here, Pile, seeking a way to conquer our American Dream.
Vay be, Burada ne arıyoruz?Wow, what are we doing here?
20 ila 50 yaş arası erkekler arıyoruz."We want men between 20 and 50."
Şiddet bir hastalıktır. Engizisyondan beri bu problemlere bireysel düzeyde çözüm arıyruz.Since the Inquisition, we've been dealing with problems at the individual level.