Ana içeriğe geç
Sözlük

ardınca ile cümle

ardınca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.a nech sa odkloní od zlého a činí dobré; nech hľadá pokoj a stíha ho.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Apártese del mal y haga el bien. Busque la paz y sígala
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.aparte-se do mal, e faça o bem; busque a paz, e siga-a.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Er wende sich vom Bösen und tue Gutes; er suche Frieden und jage ihm nach.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.eviti il male e faccia il bene, cerchi la pace e la segua
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Forduljon el a gonosztól, és cselekedjék jót; keresse a békességet, és kövesse azt.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.han gå av veien for ondt og gjøre godt, han søke fred og jage efter den!
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.han vände sig bort ifrån det som är ont, och göre vad gott är, han söke friden, och trakte därefter
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.han vende sig fra ondt og gøre godt; han søge Fred og jage efter den!
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.kääntyköön pois pahasta ja tehköön hyvää, etsiköön rauhaa ja pyrkiköön siihen.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Keer het kwaad de rug toe en doe wat goed is. Probeer in vrede te leven; doe daar uw uiterste best voor.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.악에서 떠나 선을 행하고 화평을 구하여 이를 좇으라
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Niech się odwróci od złego, a czyni dobre; niech szuka pokoju i ściga go.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.ogiblje se naj hudega in dela dobro; išče naj mirú in hodi za njim“.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Phải lánh điều dữ , làm điều lành , Tìm sự hòa_bình mà đuổi theo ,
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Phải lánh điều dữ, làm điều lành, Tìm sự hòa bình mà đuổi theo,
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Qu`il s`éloigne du mal et fasse le bien, Qu`il recherche la paix et la poursuive;
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Să se depărteze de rău şi să facă binele, să caute pacea, şi s-o urmărească.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.Uchyl se od zlého, a čiň dobré; hledej pokoje, a stihej jej.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.ας εκκλινη απο κακου και ας πραξη αγαθον, ας ζητηση ειρηνην και ας ακολουθηση αυτην
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.нехай ухиляеть ся від злого, гробить добре; нехай шукає впокою, і побяваєть ся за ним.
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.уклоняйся от зла и делай добро; ищимира и стремись к нему,
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.יסור מרע ויעשה טוב יבשק שלום וירדפהו׃
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.ليعرض عن الشر ويصنع الخير ليطلب السلام ويجدّ في اثره
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.也 要 離 惡 行 善 . 尋 求 和 睦 、 一 心 追 趕
Kötülükten sakınıp iyilik yapsın. Esenliği amaçlasın, ardınca gitsin.也 要 離惡 行善 . 尋求 和睦 、 一心 追趕
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Iztezal sem roke svoje ves dan k ljudstvu upornemu, ki hodijo po svojih mislih, po potu, ki ni dober,
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Kiterjesztém kezeimet egész napon a pártos nép után, a mely nem jó úton járt gondolatainak nyomán;
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.내가 종일 손을 펴서 자기 생각을 좇아 불선한 길을 행하는 패역한 백성들을 불렀나니
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Mi-am întins mînile toată ziua spre un popor răzvrătit, care umblă pe o cale rea, în voia gîndurilor lui!
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Rozciągnąłem ręce moje na każdy dzień do ludu upornego, który chodzi drogą nie dobrą za myślami swemi;
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Rozprostíral jsem ruce své na každý den k lidu zpurnému, kteříž chodí cestou nedobrou za myšlénkami svými,
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Всякий день простирал Я руки Мои к народу непокорному, ходившему путем недобрым, по своим помышлениям, –
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.Простирах ръцете си цял ден Към бунтовнически люде, Които ходят по недобър път След своите помисли, -
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.פרשתי ידי כל היום אל עם סורר ההלכים הדרך לא טוב אחר מחשבתיהם׃
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.بسطت يدي طول النهار الى شعب متمرد سائر في طريق غير صالح وراء افكاره.
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.我 整 天 伸 手 招 呼 那 悖 逆 的 百 姓 、 他 們 隨 自 己 的 意 念 行 不 善 之 道
Kötü yolda yürüyen, Kendi tasarılarının ardınca giden Asi bir halka Bütün gün ellerimi uzatıp durdum.我 整天 伸手 招呼 那 悖逆 的 百姓 、 他 們隨 自己 的 意念 行 不善之道
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.aleargă încoace şi încolo să caute pîne, ştie că -l aşteaptă ziua întunerecului.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Anda vagueando em busca de pão, dizendo: Onde está? Bem sabe que o dia das trevas lhe está perto, � mão.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Blodi okrog zaradi kruha, govoreč: Kje ga dobim? Ve, da blizu njega je pripravljen dan teme.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Bývá i tulákem, chleba hledaje, kde by byl, cítě, že pro něj nastrojen jest den temností.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Destinato in pasto agli avvoltoi, sa che gli è preparata la rovina
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Er zieht hin und her nach Brot, und es dünkt ihn immer, die Zeit seines Unglücks sei vorhanden.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Han flakker om efter brød og spør: Hvor er det å finne? Han vet at en mørkets dag står ferdig ved hans side .
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Hän harhailee leivän haussa: missä sitä on? Hän tuntee, että hänen vierellään on valmiina pimeyden päivä.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Il court çà et là pour chercher du pain, Il sait que le jour des ténèbres l`attend.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Kenyér után futkos, hogy hol volna? Tudja, hogy közel van hozzá a sötétség napja.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.그는 유리하며 식물을 구하여 이르기를 어디 있느냐 하며 흑암한 날이 가까운 줄을 스스로 아느니라
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Såsom flykting söker han sitt bröd: var är det? Han förnimmer att mörkrets dag är för handen.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Túla sa za chlebom starajúc sa: Kde vezmem? Vie, že je už po jeho ruke pripravený deň tmy.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Tuła się za chlebem, szukając gdzieby był; wie, że zgotowany jest dla niego dzień ciemności.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.udset til Føde for Gribbe, han ved, at han står for Fald;
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Περιπλαναται δια αρτον, και που; εξευρει οτι η ημερα του σκοτους ειναι ετοιμη πλησιον αυτου.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Он скитается за куском хлеба повсюду; знает, что уже готов, в руках у него день тьмы.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.Скита се да търси хляб, казвайки: Где е? Знае, че денят на тъмнината е готов до ръката му;
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.נדד הוא ללחם איה ידע כי נכון בידו יום חשך׃
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.تائه هو لاجل الخبز حيثما يجده ويعلم ان يوم الظلمة مهيأ بين يديه.
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.他 漂 流 在 外 求 食 、 說 、 那 裡 有 食 物 呢 . 他 知 道 黑 暗 的 日 子 在 他 手 邊 豫 備 好 了
‹Nerede?› diyerek ekmek ardınca dolaşır, Karanlık günün yanıbaşında olduğunu bilir.他 漂流 在外 求 食 、 說 、 那裡 有 食物 呢 . 他 知道 黑暗 的 日子 在 他 手 邊豫 備好了
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod