Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Vă voi vorbi despre mărci pentru câteva momente, pentru că unii dintre voi conduc astfel de mărci.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Vou falar sobre marcas por momentos porque alguns de vocês presidem marcas.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Zmíním na chvilku značky, protože někteří z vás s nimi podnikáte.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Нека само за момент поговоря за търговски марки, тъй като някои от вас управляват търговски марки.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Расскажу чуть-чуть о брендах, так как среди нас есть управляющие брендовыми компаниями.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.Тепер трохи поговоримо про бренди, тому що деякі з вас їх мають.
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.הבה ואומר משהו על מותגים, כי כמה מכם מנהלים מותגים. כל מותג בעולם
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.ودعوني أتحدث قليلاً عن العلامات التجارية لان بعضكم يدير علامات تجارية .. وكل علامة تجارية اليوم
Biraz markalardan bahsetmek istiyorum, çünkü aranızda marka sahibi olanlar var.皆さんの中にもブランドをお持ちの方がいると思います いろんなブランドが音を鳴らしています
Bir bobin düşünün. Aranızda mühendis varsa, bu bobine bir de kapasitör bağlı.Đối với những người trong số các bạn mà là kỹ sư, có một tụ được gắn với nó nữa.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Das erste umfasst frühe Erkenntnisse, wo ein Problem erkannt und eine Lösung gesucht wird.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Először korai felfedezések alapján azonosítanak egy problémát, és megoldást keresnek.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.El primero, mediante los descubrimientos anteriores; se identifica un problema y se busca una solución.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.우선 최초의 발견을 통해 문제가 인식되고 답을 찾습니다.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Le premier par les premières découvertes, on identifie un problème et on trouve une solution.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Najpierw poprzez wczesne odkrycia identyfikują problem i szukają rozwiązań.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Per primo, grazie alle scoperte inziali, viene identificato un problema e ricercata una soluzione.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Pertama melalui penemuan awal, masalah itu ditemukan lalu dicari jalan keluarnya.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Prima, prin descoperiri timpurii, o problema e identificată şi o soluţie e căutată.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Primeiro, através de descobertas iniciais, identifica-se um problema e procura-se uma solução.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Μετά από τις πρώτες ανακαλύψεις προσδιορίζεται ένα πρόβλημα και αναζητείται μια λύση.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.Один лежит сквозь ранние открытия: проблема обозначена, ищется её решение.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.ראשית, דרך תגליות קודמות, בעיה מזוהה ומחפשים לה פתרון.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.أولا، من خلال الإكتشافات المبكرة، يتم تحديد المشكل والبحث عن حل.
Birincisi, keşfin erken döneminde, bir problem tanımlanır ve çözüm aranır.一つは初期の発見に基づき課題を特定します そしてその解答を追及します 課題は相対的に小さいかもしれません
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Innanzi tutto sento dire che, quando vi radunate in assemblea, vi sono divisioni tra voi, e in parte lo credo
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Kajti prvič, kadar se shajate v zboru, slišim da so razpori med vami, in nekoliko verjamem to.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.첫째는 너희가 교회에 모일 때에 너희 중에 분쟁이 있다 함을 듣고 대강 믿노니
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Lebo najprv, keď sa schádzate v sbore, čujem, že sú roztržky medzi vami, a čiastočne tomu aj verím.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Mai întîi de toate, aud că atunci cînd veniţi la adunare, între voi sînt desbinări. Şi în parte o cred,
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Nejprve zajisté, když se scházíte do shromáždění, slyším, že jsou roztržky mezi vámi, a poněkud tomu věřím.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Porque, antes de tudo, ouço que quando vos ajuntais na igreja há entre vós dissensões; e em parte o creio.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Бо найперш, як сходитесь ви в церкву, чую, що буває роздїленнє між вами, й почасти вірю.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.Ибо, во-первых, слышу, что, когда вы собираетесь вцерковь, между вами бывают разделения, чему отчасти и верю.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.כי בראשונה שמעתי שיש מחלקות ביניכם כאשר תועדו בקהל ומקצתו אני מאמין׃
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.لاني اولا حين تجتمعون في الكنيسة اسمع ان بينكم انشقاقات واصدق بعض التصديق.
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.第 一 、 我 聽 說 你 們 聚 會 的 時 候 、 彼 此 分 門 別 類 . 我 也 稍 微 的 信 這 話
Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.第一 、 我聽說 你 們聚會 的 時候 、 彼此 分門 別類 . 我 也 稍微 的 信這話
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok! Bize faizi ile birlikte cabuk öde! Neden birden...Просто верни нам долг прямо сейчас! я отдам!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Es gibt keinen Unterschied zwischen euch und Betrug!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Il n'y a pas de différence entre cela et nous arnaquer!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Nie ma różnicy pomiędzy tym, a oszukiwaniem nas!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Non c'è nessuna diffeferenza tra ciò e truffarci!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Nu e nici o diferenta intre asta si o inselatorie!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Sillä ja meitä huijaamisella ei ole mitään eroa!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Tidak ada bedanya dengan membohongi kami!
Bir sahtekarla sizin aranizda hicbir fark yok!Việc đó với lừa gạt chúng tôi thì có khác gì chứ?
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Chia số tiền giữa bạn và anh bạn hoặc giữa bạn và bạn của bạn.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Dividera upp pengar mellan dig och din bror eller mellan dig och din kompis.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Dividi i soldi tra te e tuo fratello o tra te e il tuo amico.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir."Împarte banii între tine şi fratele tău sau între tine şi prietenul tău."
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.어떤 사람이 학생에게 무엇인가를 나누라고했겠지요. 학생과 학생의 동생이 돈을 나누거나 학생과 친구가 돈을 나누거나.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Myslím, že už jste slyšeli slovo dělit, někdo vám třeba řekl, ať něco vydělíte.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Oszd el a pénzt közted és a testvéred között, vagy közted és a haverod között.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Podziel pieniądze między siebie i brata albo między siebie i swojego kumpla.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Rozdeliť peniaze medzi vás a vašho brata alebo medzi vás a vašho kamaráta.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Teile das Geld zwischen dir und deinem Bruder auf oder zwischen dir und deinem Freund.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Verdeel geld met jezelf en je broer. of tussen jezelf en vriend.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.Vou me esforças para me desenhar. Este sou eu aqui. Vejamos, eu tenho um cabelão.
Bir şeyi bölmen istenir örneğin kardeşinle aranıza bölüşün veya arkadaşınla bölüşün denir.'Διαίρεσε τα λεφτά μετάξυ του αδελφού σου και εσένα' ή 'μεταξύ εσένα και του φίλου σου'.