Polis, Fadıl'ın minibüsünü aramaya devam etti.The police continued searching Fadil's van.
Fadıl, dedektiflerin evinde kısaca arama yapmasına izin vermeyi kabul etti.Fadil agreed to let the detectives briefly search his house.
Polis bir arama emri olmadan mülke giremez.Police can't enter the property without a search warrant.
Tom'un aramamı istediğini şeyi hâlâ bulmadım.I still haven't found what Tom asked me to look for.
Tom, Mary'nin onu aramasını bekliyor.Tom is waiting for Mary to call him.
Beni asla bir daha aramadı bile.She never even called me back.
Tom yardım için polisi aramak zorundaydı.Tom had to call the police for help.
Aramalarıma asla geri dönmedin.You never returned my calls.
Ben Tom'u aramadım.I didn't call Tom.
Sen hiç aramalarıma asla geri dönmezsin.You never return my calls.
Tom beni tekrar aramamıştı bile.Tom never even called me back.
Hangi arama motorunu kullanıyorsunuz?What search engine do you use?
Neden daha önce aramadın?Why didn't you call earlier?
Neden daha erken aramadın?Why didn't you call earlier?
Telefon aramalarıma geri dönmeyecek.She won't return my phone calls.
Çilingiri aramak zorunda kaldık.We had to call the locksmith.
Anahtarcıyı aramak zorundaydık.We had to call the locksmith.
Güvenliği aramam gerekiyor mu?Do I need to call security?
Leyla fırsat aramak için Kanada'ya geldi.Layla came to Canada looking for opportunity.
Leyla, polise Sami'nin aramasından hiç söz etmedi.Layla never told the police about Sami's call.
Tom beni arayacağını söyledi ama henüz aramadı.Tom said he'd call me, but he hasn't yet.
Beyaz bir atta bir prens aramayı bırakın; Onlar yoklar.Stop looking for a prince on a white horse; there's no such thing.
Beyaz at üzerindeki bir prensi aramayı bırakın; onlar yoklar.Stop looking for a prince on a white horse; there's no such thing.
Senin hakkında çok endişelendim. Neden aramadın?I've been worried sick about you. Why didn't you call?
Ben Sami'nin karısıyım. Lütfen onu bir daha aramayın.I'm Sami's wife. Please don't call him again.
Ben sizi aramadım.I did not call you.
Seni ben aramadım. Tom aradı.I didn't call you. Tom did.
Polisi aramayacak mısın?Aren't you going to call the police?
Sami, Leyla'yı parayı aramaya gönderdi.Sami sent Layla to look for the money.
Tom'u aramanı öneriyorum.I suggest that you call Tom.
Leyla herkesin onu aramaya çıktığını fark etti.Layla realized that everybody was out looking for him.
Hiçbir şey arama, hiçbir şey bulma.Nothing seek, nothing find.
Hiçbir şey aramazsan hiçbir şey bulmazsın.Nothing seek, nothing find.
Sami sadece Leyla'yı aramak için araçla Kahire'den İskenderiye'ye gitti.Sami drove from Cairo to Alexandria just looking for Layla.
Tom Mary'nin onu aramasını istedi.Tom wanted Mary to call him.
Tom, John'u araması için Mary'yi gönderdi.Tom sent Mary out to look for John.
Söylediğine göre daha önce aramak istemiş ama iş yerinde çok meşgulmüş.He had wanted to call earlier he said, but he had been so busy at work.
Sami, Leyla'yı aramaya gitti.Sami went looking for Layla.
O beni aramayı ve bana mesajlar göndermeyi bırakmıyor.She doesn't stop calling me and sending me messages.
Beni aramayı ve mesajlar göndermeyi bırakmadı.She hasn't stopped calling me and sending me messages.
Nitekim Tanrı insanın itaat etmesini istiyor. Itaatsizlik etmek aramaktır.As a matter of fact, God wants man to disobey. To disobey is to seek.
Burada bizi aramayacaklar.They will not be looking for us here.
Onlar bizi burada aramayacaklar.They won't be looking for us here.
Polis, Tom'u aramayı bırakmayacaklarını söyledi.The police said they wouldn't stop searching for Tom.
Tom'u aramalıydım.I should've called Tom.
Tom'u geri aramadım.I didn't call Tom back.
Tom'u aramadım.I haven't called Tom.
Tom'u hiç aramadım.I never called Tom.
Söz verdiğim üzere Tom'u aramadım.I didn't call Tom like I promised I would.
Tom polisi araması gerektiğini söyledi.Tom said he needed to call the police.
Tom'u Boston'dan aramadım.I didn't call Tom from Boston.
Boston'a iş aramaya geldim.I came to Boston to look for work.
Tom, Mary'nin bir iş aramadığını söyledi.Tom said Mary wasn't looking for a job.
Polisi aramak zorundayım.I have to call the police.
Avukatımı aramak istiyorum.I want to call my lawyer.
Tom dün gece Mary'i aramalıydı.Tom should've called Mary last night.
Polisi aramak zorundaydım.I had to call the police.
Tom ve ben ev aramaya gidiyoruz.Tom and I are house hunting.
Polisi aramadım.I didn't call the police.
Tom aramamıza cevap vermedi.Tom didn't return our call.