Bu arada ineğin boynundaki çan sürekli çalar.Při chování skotu se většinou na krk kravám připevňovali zvonce.
Hüzün ve sevinç bir arada.Záletný ďábel a jiné radosti.
Bu arada 1 Mayıs 1917’de yedek teğmen’liğe yükseltildi.Předtím byl ještě 1. května roku 1917 povýšen na nadporučíka (Oberleutnant).
Bir aradan sonra, Yale Üniversitesine girer.Poté nastoupil na Yaleovu univerzitu.
""Sevgiliyi oynayacaksam arada samimiyet olmalı"".Chci chodit na rande, chci se milovat!".
Bu arada karşılaşılan bütün evler de ateşe verilip yakıldı.Dům s nevěřícími bude vyhlazen a oni budou spáleni do země.
Akor, en az üç ayrı perdenin bir arada tınladığı ses kümesidir.Akord je souzvuk nejméně tří tónů stupnice.
Kemerini koruyan Styles, maçtan sonra üç ay aradan sonra dönen John Cena ile karşı karşıya geldi.Za další dva týdny se objevil jako soupeř Johna Ceny, který si s ním poradil během tří minut.
Bu arada, Maggie kendini aileden uzak bir yerde bulur ve ayılar, ona yetiştirir.Maggie se nakonec nad Burnsem slituje a medvídka mu přenechá.
Bu arada Mısır'da işler iyiden iyiye karışmıştı.V této době byla situace v Egyptě velmi špatná.
Bu arada, 1931'de "Hayatımı Yaşarken" isimli otobiyografisini yayımladı.V roce 1939 publikoval svou autobiografii nazvanou Co jsem prožil.
Soyu tükendi sanılırken 2008 yılında 70 yıl aradan sonra tekrar yaşayanları bulunmuştur.Tento druh kapradiny byl po více než 70 letech v roce 2010 znovu nalezen v Jeseníkách.
Arada küçük farkları olsa da klasik cadıcılık yöntemlerini izlemektedir.KOČKA: Abych vám vyhověla, použiji tradičních metod.
Bu arada ceviz ince biçimde çekilir ve yağını çıkarmak için elle sıkılır.İmam bayıldı se připravuje tak, že se lilek nařízne a nasolí, aby pustil hořkou šťávu.
Bu arada Yezid'in ordusu da çok fazla kayıp vermişti.Část civilistů z Jamit navíc odešla již předem.
Monako yirmi yıllık bir aradan sonra 2004 yılında geri dönmüştür.Do roku 2006 byla sopka po čtyřicet let v klidu.
Aradan sadece yüz yıl geçti ve çocuklar en hızlı şekilde seçiliyorlar.Děti byly vybírány rok předem a po tu dobu měly nejlepší stravu.
Bu arada 1447 yazında, Orvieto Katedrali'ndeki San Brizo Kilisesi Şapeli'nin bezenmesi işini üstlendi.V létě roku 1448 asistoval Fra Angelicovi při práci na kapli San Brizio v Orvietské katedrále.
Bu arada anlatı bazı fantastik yan öykülere kayar.U vyprávění zábavných historek se scházel s dalšími znamenitými vyprávěči.
Bu arada John Howard çok acı ve yalan bir iftirada bulunmuştur.V dětství byl Howard velmi rozmazlován a hýčkán.
Bu arada, kiliseler, dinsel dernekler için tablo siparişleri almıştır.Kostel si vzali do parády mistři malíři.
Bu arada Vivien, dans eğitimi almak üzere Paris'e gitmesi konusunda aile baskısıyla karşı karşıyadır.Neuville se však přes odpor rodiny vydal do Paříže studovat malířství.
Arada bir köprü bulunmaktadır.Někdy je přítomna 1 patyčinka.
Bu arada ZPL II, birçok üreticinin etiket yazıcısılarıyla tümleştirilmiştir.Între timp, ZPL II este emulat de mai mulți imprimante de etichete ale diferiților producători.
Bu arada İngiliz hükümeti Beneš'in bir arabulucu talep etmesini istedi.În același timp, guvernul britanic a pretins ca Beneš să ceară un mediator.
Bu arada yer pozitif yükle yüklenir.Fața superioară se încarcă pozitiv.
Onların bir arada olmalarını çok geç olmadan korumak istiyorum.Se vor descoperi oare ei reciproc înainte de a fi prea târziu?
Bu arada "Kötü"nün çetesi de ağır kayıplar vermiştir.Asupra satelor răsculate s-a abătut atunci o cumplită urgie.
(Düşük nabız hızı ve düşük kan basıncının bir arada olması Bezold-Jarisch refleksi olarak bilinmektedir).(Combinația dintre ritmul cardiac lent și hipotensiune este cunoscută sub numele de reflex Bezold–Jarisch).
Bu arada Alman 6. Kolordusu'nun büyük kısmı da imha edildi.În scurtă vreme și Corpul al 6-lea german a fost distrus în mare parte.
Bu arada Rourke, 1986'nın başlarında eroin kullandığı gerekçesiyle gruptan atılır.Rourke a fost dat afară la începutul lui 1986 datorită dependenței sale de heroină.
Televizyon yayını olarak ise film arada bir TNT gibi Amerikan kanallarında yayınlanmaktadır.La televiziune, filmul este difuzat ocazional pe posturi din Statele Unite, precum TNT.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.În timpul zilei, la anumite intervale, grupul se odihnește.
Aradan yirmi yıl geçer.A rămas douazeci de ani.
Grubun bir arada durmasını sağlamıştır.Ar face orice să țină grupul împreună.
O arada tren gelmektedir.Dacă vine trenul?
Bu arada Doctor ile karşılaşır.În timp ce se întâlnește cu dr.
Aradaki Yerler.Aici se mânca.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Esențial nu e să cucerești ci să lupți bine. ”
Fakat bu arada mucize yaşandı.Dar și de data aceasta s-a întâmplat o minune.
Şehrin Almanca adı Biel, Fransızca adı ise Bienne'dir ve çoğu kez iki isim bir arada kullanılır.Biel este numele german al orașului, Bienne este numele francez.
Fakat uzun zaman geçmeden bu arada askerlerinin hepsi zorla terhis edildiler ve ordu dağıltıldı.Totuși, în aproape toate confruntările directe, armata a fost forțată să se retragă.
Bu arada annesi onu evden kovdu.A fost dată afară din locuință.
Bu arada kılıcımı da çekip aldı.În cele din urmă, îl străpunge cu sabia.
Bu arada Kasım 1943'te ikinci toplantısını yapan AVNOJ, bir geçici hükümet oluşturduğunu ilan etti.La cea de-a doua întrunire, care s-a desfășurat la Jajce în 1943, AVNOJ a fost declarat parlament provizoriu.
Bir yıllık aradan sonra buraya dönmek çok güzel.Ajunge acasă după un an de zile.
Bu arada Millî Asamble, Fransa'yı anayasal monarşiye dönüştürecek anayasayı hazırlıyordu.1791: Adunarea Națională adoptă Constituția care transformă Franța în monarhie constituțională.
Pandulf, bu arada eski Bizans müttefikinden koruma aramak için Konstantinopolis'e sığındı.Între timp, Pandulf s-a deplasat la Constantinopol, căutând protecția aliaților săi greci.
Bu arada 14. yüzyılın sonlarında şehir Sofya ismini alır.Spre sfârșitul secolului XIII și localitatea va purta numele Cenad.
Yine de arada sırada sörf yapabiliyor.Se pot târî uneori pe substrat.
Aynı yıl, Yi Bang-won uzun bir aradan sonra tahta Kral Taejong olarak çıktı.In acelasi an, Yi Bang-won asumat tronul Joseon în cele din urmă ca Rege Taejong .
Hannibal bu arada uygun başka bir nehir geçişi keşfetmiştir.Hannibal a ordonat imediat trecerea râului.
Ancak aradaki farklar küçüktür.Diferența este totuși minoră.
Bu arada Oliver da Celia'ya aşık olmuştur.Facand acest lucru , el se indragostește de Olivia .
Aradan çekilmeye karar vermiştir.Se gândește la retragere?
Bu arada dünyada da garip şeyler olmaya başlamıştır.Din acest moment lucrurile au luat o întorsătură bizară.
Aradan 10 yıl geçer.A durat zece ani.
Bu arada kompozisyon hazırlamaya devam etti.Între timp, a continuat să compună.
Bu arada Jack, geleceğinde tekrar babasını görür.A doua zi, Jack își vede de drum.
Bu kadroyu bir arada görmek gerçekten çok eğlenceli.Este foarte distractiv să arunci o privire înăuntru cu prietenii.