Bu arada birkaç Spartalı asker ölmüştür.Přitom přišlo o život několik rakouských vojáků.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.To pak zvýšilo napětí ve městě.
Bu arada topluluğu da dağılmıştır.Podobně (s odčítáním) probíhalo i dělení.
Bu arada, başka oğulları ve kızları da oldu.I Šét měl další syny a dcery.
Aradan 25 yıl geçer.Vidí za 25 dní.
Willow ise bu arada arabayı bulmuştur.Do auta nasedá i Lundová.
Böylelikle 88 yıl aradan sonra Sümela Manastırı'nda yeniden ayin yapılmış oldu.O osm let později klášteru pařily již celé Běnkovice.
Billy o arada ayağa kalkar ve konuşmaya başlar.Robot v jednu chvíi vstane a začne hovořit.
O arada tren gelmektedir.Jen tak tak stihne vlak.
Ancak aradaki yaş farkı sebebiyle ilişkileri uzun sürmez.Vztah však kvůli vzájemnému neporozumění dlouho netrvá.
Lüksemburg yarışmaya bir yıl aradan sonra yeniden katılmıştır.Kypr a Srbsko se do soutěže vrátili po jednoleté přestávce.
Bu arada yer pozitif yükle yüklenir.Anoda je přes zátěž připojena na kladný pól zdroje.
Bu arada Hitler, uçağın düşürülmesinden endişe ediyordu.Během války zájem Hitlera o letadlové lodě postupně klesal.
Bu arada Paris Konservatuvarı'na girmek için yaptığı başvuru kabul edilmedi.Nicméně ke studiu na konzervatoři nebyl přijat.
Aradan 11 yıl geçmiştir.To jí bylo 11 roků.
Bu arada ilk ilmi keşfini de gerçekleştirmiş oldu.Publikuje však svůj objev jako první.
Bu arada Toby'nin hâlâ Canavar'ın kontrolünde olduğu anlaşılır.Tím zjistí, že symbiont přebírá vládu nad tělem.
Artık aradan 19 yıl geçmiştir.Celkem zde strávil 19 let.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Nade všechno ostatní si přejí mírumilovné a klidné prostředí.
Bu arada Jack'in ameliyatı başlar.Jack ho začíná sát.
Bu arada uyuşturucu ilaçlarla tanışıp, kendi üzerinde denemeler yapar.Během výstupů experimentoval s léky a drogami.
Bu arada Varşova'da bu albümüyle iki ödül aldı.Za toto album získal dvě ceny Grammy.
O arada Barselona'da bir restoran açtı.O rok později otevřel salóny v Barceloně a Madridu.
Amerika Birleşik Devletleri, Havana'daki büyükelçiliğini 54 yıl aradan sonra yeniden açtı.Kuba po 54 letech otevřela ambasádu v americkém hlavním městě Washington.
Fakat bu arada İyon kent devletleri yeniden ayaklanmışlardı.Zároveň se vzbouřili místodržící na východě říše.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Pro jeho otce je to nejsilnější okamžik jeho života.
Aradan 17 yıl geçmiştir.Už před 70 lety!
Ancak aradan çok zaman geçmeden gerçek durum ortaya çıkmıştır.V některých ohledech doslova předstihl dobu.
Bu arada ana Moğol kuvvetleri Çin topraklarında ilerlemeye başlamıştı.Od té doby začala mandžuská jízda provádět nájezdy na čínské území.
Bu arada bir yetişkin dergisinin kapak kızı olmayı başardı.Později se ujala vedení nově vzniklého časopisu Mädchen.
Fakat bu arada aşağı şehirde yangın çıktı.Tu vypukne v městečku požár.
Bu arada okula başlarlar.Začal chodit do školy.
Bu arada ülkedeki karışıklık giderek güçlü bir hal almıştır.V zemi navíc stále více rostl neklid.
Bu arada İngiliz vatandaşlığını da almıştır.Nakonec získal anglické občanství.
Bu arada bir fırtına ve hortum şehre yaklaşmaktadır.Přichází bouře a družina prchá do města.
Uganda genelinde 40'tan fazla etnik grup bir arada yaşamaktadır.V dnešním Senegalu žije víc než 21 etnických skupin.
Bu arada gazetecilik mesleğine de devam etti.Pokračoval v novinářské práci.
Bu arada soğanlar çok ince olacak şekilde doğranır.Ačkoliv to tak nevypadá, supi jsou velmi čistotní.
Cinsiyet değişkenliğine sahip bir kişi aynı anda bir ya da daha fazla cinsiyeti bir arada yaşayabilir.Mohou kolísat mezi pohlavími nebo se vyjadřovat více pohlaví najednou.
Bu arada iki dergi çıkardı.Oba vydávaly vlastní časopis.
Bu arada Svirin iki yıl önce Moskova'ya geri dönmüştü.O dva roky později byla souprava vrácena zpět do Prahy.
Bu arada Sovyet yanlıları Sarı adasına çekildi.Ruský umělec se oběsil na Rudém náměstí?.
Bu arada Lig Kupasında ise üçüncü kaleci Łukasz Fabiański oynuyordu.Byl náhradním brankářem, jedničkou na turnaji byl Łukasz Fabiański.
Bu arada çantasını çaldırır.Jeden čas lepila sáčky.
Bu arada Ensiferum grubu kendisine yeni bir eleman daha almıştı.Tehdy se samička dočkala nového partnera.
Bu kuvvet çekme itme veya aradaki doğruya dik yönde olabilir.V tomto případě Mokoš, případně Živa?
Bu arada uluslararası siyasî hava değişmeye başlamıştı.Na rozdíl od předchozího roku se vojenskopolitická situace změnila.
Bu arada Erwin Rommel yedi Tümeni ile 1. Fransız Ordusunu Lille yakınlarında kuşattı.Amherst zatím likvidoval jednu francouzskou pevnost za druhou.
Bu arada İsrail’de Golan Tepelerinin işgâl edilmesi yönünde bir tartışma sürüyordu.Po válce probíhala v Izraeli diskuse, jak naložit se získanými územími.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra öğretmen olur.Po zdárném ukončení studií se stal na několik let učitelem.
Bu arada günün yarısı elektrik vardır diğer yarısında yoktur.Půl milionu domácností je bez elektřiny.
Bu arada çeşitli küçük hırsızlıklar yapmıştır.Podobně se trestaly i drobnější krádeže.
Bu arada diğer 6 deniz kızı ortaya çıkar.Druhou sérii mělo tvořit šest plavidel.
Birkaç çocuk bir arada toplanır.Některé může hrát souběžně několik dětí.
Bu arada elçiler aracılığıyla görüşmeler devan etti.Se svými spojenci komunikoval prostřednictvím spojek.
3 Kasım 2004'te 5 yıllık bir aradan sonra ilk kez sahaya çıktı.Do druhého týdne na Grand Slamu tak prošla poprvé po pěti letech.
Aradan zaman geçer, Katya doğum yapar.Záhy po příjezdu se Kee narodí dítě.
Bu arada gitarist Chris DeGarmo, 1998 yılında turne sırasında Queensryche 'dan ayrılma kararı almıştır.Během této doby oznámil zakládající člen Chris DeGarmo, že opouští Queensrÿche.
Bu arada 1994 yılında Silahlı Kuvvetler Akademisi eğitimini tamamladı.V roce 1994 ukončil svou akademickou činnost.
Aradan yıllar geçer.Ubíhají roky.