Bu arada, bu öğleden sonra boş musun?Comunque, sei libero oggi pomeriggio?
Bu arada, ne zaman oraya gideceksin?Comunque sia a che ora andrai là?
Sadece sürekli çalışma yerine arada bir dışarı çık ve eğlen.Invece di stare sempre a studiare esci e divertiti una volta tanto.
Bu arada Isabelle'in mahkemesi başlar, Magnus ise onun savunma avukatıdır.Nel frattempo il processo di Isabelle inizia e Magnus si presta ad essere il suo avvocato.
6 yıl aradan sonra Süper Lig bu oyunda yer almıştır.E allora, dopo quel boccone, satana entrò in lui.
Bu arada, Maximinus'un da bazı problemleri vardı.Anche Massimino nel frattempo aveva dei problemi.
Bu arada, Mart 1936 yılında büyük bir terfi aldı.Nel frattempo venne promosso maggiore nel marzo 1936.
Aradaki Yerler.Mangia qualsiasi cosa.
Bu arada, Simon, Camille hakkında imgelemler görmektedir ve Dumort Oteline geri dönmüştür.Nel frattempo, Simon continua ad avere visioni di Camille e ritorna all'Hotel Dumort.
O arada tren gelmektedir.Proprio in quel momento passa il treno.
Onlar arada sırada hareketsiz kaldıkları anlarda gözlemlenmişlerdir.Essi, benché presenti in ogni luogo della città, non furono mai ben visti.
Bu arada Lois Lane kuzeni Chloe’nin ölümünü araştırmak üzere Smallville’e gelmiştir.Intanto arriva a Smallville Lois Lane, la cugina di Chloe, per investigare sulla sua morte.
Bu arada Clary, Isabelle ve Simon; Dumort Oteli'ne Camille'in yanına Beyaz Kitap hakkında konuşmaya giderler.Nel frattempo, Clary, Isabelle e Simon vanno all'Hotel Dumort per prendere il Libro Bianco a Camille.
Şarkı Williams'ın ayrıldığı Take That'le 15 yıl aradan sonra ilk beraber çalışması oldu.La canzone è la loro prima collaborazione dopo 15 anni dall'uscita di Williams dai Take That.
Eleştirmenler kendisini Erik Satie, Nino Rota ve the Penguin Café Orchestra gibi isimlerle bir arada anarlar.I critici, a volte, lo paragonano a Erik Satie, Nino Rota e alla Penguin Cafe Orchestra.
Bu arada Cemil'in annesi Münevver (Nur Sürer) oğlunu aramak üzere İstanbul'a gelir.Così chiedono alla madre se debbano salvare il figlio maschio o la figlia femmina.
Bu arada, WWE'ye geri dönen Shawn Michaels New World Order'a (nWo) katıldı.Contemporaneamente, Shawn Michaels fece il suo ritorno in WWE e si unì al New World Order (nWo).
Bu arada, yeni ve asî bir avcı, Faith (Eliza Dushku) kasabaya gelir.Una nuova, ribelle Cacciatrice, Faith arriva in città.
Aynı yıl, Yi Bang-won uzun bir aradan sonra tahta Kral Taejong olarak çıktı.Quello stesso anno, Yi Bang-won ascese al trono di Joseon e governò a lungo come re Taejong.
İtalya 14 yıl aradan sonra geri dönmüştür.Si tratta quindi di un ritorno, a distanza di circa 14 anni.
Eğer yıldızlararası cisimler var ise, iç Güneş Sistemi'nden arada sırada geçmeleri gerekmektedir.Se le comete interstellari esistono, dovrebbero occasionalmente passare attraverso il sistema solare interno.
Aradan 20 yıl geçer, yıl 1978'dir.Sono trascorsi più di venti anni; ora è il 1927.
Bu arada kılıcımı da çekip aldı.La ragazza riuscì però a sottrargli la spada.
Bu arada bölgeye komutan olarak da General Kuribayashi gelir.Arriva intanto a Bezzecca il generale Garibaldi.
Aradan 17 yıl geçmiştir.Sono passati diciassette anni.
Bu arada hiç paraları kalmamıştır ve otelden atılmak üzeredirler.Siccome non hanno soldi per pagare, sono costretti a lavorare nell'albergo.
Bu arada İngiliz vatandaşlığını da almıştır.Ha preso anche la cittadinanza inglese.
Bu arada elçiler aracılığıyla görüşmeler devan etti.Poi intavolarono trattative di resa tramite i concittadini.
Aradan sekiz yıl geçer.Passano 8 anni.
Bu arada uluslararası siyasî hava değişmeye başlamıştı.Tuttavia il clima politico stava mutando.
Tekeşli bir kuştur ve çiftler bir üreme döneminden daha uzun bir süre arada kalabilirler.È un uccello monogamo e le coppie possono rimanere unite per più di una stagione riproduttiva.
İnisiyatifi 30 Ağustos'ta yeniden ele geçirmişlerdi ama bu arada çok az arazi ele geçirdiler.Il 30 agosto i romeni ripresero l'iniziativa, ma guadagnarono scarso terreno.
Aradan bir müddet zaman geçer.Passa un po' di tempo.
Piyade Tümeni bu arada dağılmıştı.Divisione di fanteria stavano ormai cedendo.
Bu arada kapı çalınır.Nel frattempo suona qualcuno alla porta.
Bu arada Sezar Sicilya'dan gelecek ikmal kuvvetlerini bekliyordu.Nel frattempo, Cesare aspettava rinforzi dalla Sicilia.
Bu arada bir süre sanat okulunda eğitim gördü.Studiò per un breve periodo presso una scuola d'arte.
Pandulf, bu arada eski Bizans müttefikinden koruma aramak için Konstantinopolis'e sığındı.Pandolfo nel frattempo fuggì a Costantinopoli, cercando la protezione dei suoi vecchi alleati greci.
Bu arada şiddet az da olsa hala devam ediyordu.Nonostante ciò, la guerra continuò ancora per poco.
Bu arada Eminem Kid Rock'ın Devil Without a Cause albümünde düet yaptı.Inoltre in quell'anno duettò con Kid Rock in Fuck Off, contenuta nell'album Devil Without a Cause.
Günün sıcaklığında grup bir arada saklanarak dinlenir.Il gruppo spesso si ripara e riposa insieme durante la calura del giorno.
Arada bir köprü bulunmaktadır.A volte è presente una grotta.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.Nello stesso periodo gli uomini delle ville del contado giurarono fedeltà in sua presenza.
Bu arada saçlarını tekrar eski rengine kavuşturdu.In seguito ha sempre portato i capelli rasati.
Bu arada Ogre en güçlü dövüşçülere saldırıp onların güçlerini çalmaya başlamıştır.A quel punto Grom raccolse a se tutti i suoi migliori guerrieri e attaccò le forze degli Ogre.
Bu arada Andrei'in treni istasyondan ayrılmıştır.Generalmente l'incrocio dei treni avveniva nella stazione di Andria.
Buna itiraz edilince de aradaki ipler kopmuş.Lei protestò, ma la parte le fu comunque tolta.
Bu arada Michael da başkanla görüşmek konusunda son derece kararlıdır.Michael ha però il tempo di vedere l'Agente.
Bu arada diğer gitarist de gruptan ayrıldı.Il gruppo, dunque, perse il chitarrista.
Bu arada Sara da iki erkek arasında kalmıştır.Sara se n'è già andata, lasciandogli però uno dei due guanti.
Bu arada Rosalie onu büyüten annesinin katili olan Madam de Polignac'ın gerçek annesi olduğunu öğrenir.Per ironia della sorte, Rosalie scopre che la sua vera madre è proprio la contessa di Polignac.
Bu arada Yugoslavya 1945 yılında cumhuriyet oldu.Il Pakistan divenne una repubblica nel 1956.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Perciò, inoltre, le geniture divennero lontane (da lui).
Bu arada Lincoln kelepçelerinden birini tutan boruyu sökmeye başlar.Nel frattempo, Vince sta avendo problemi a trovare uno smoking.
Aradan çekilmeye karar vermiştir.Si decise ad alzarsi.
Bu arada Selçuklu Devleti’ni iki büyük tehlike tehdid ediyordu.La Chiesa persiana era allora agitata da due gravi questioni.
Bu arada çantasını çaldırır.Inoltre gli viene sequestrato il suo baule.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Bu arada karşılarında Carrie'yi görürler.Sembra che abbia una cotta per Carrie.
Bu arada tanınmış bir yazar olmuştu.Fu comunque uno scrittore prolifico.