Bu arada Galactus dünyaya gelmiştir.Toutefois, Galactus a depuis rejoint la dimension terrestre.
Bu arada bir Amerikan ajanı gizli bir soruşturma yürütürken mutantları keşfeder.Mr. America est même passé au détecteur de mensonges.
Bu arada Sean ise gerçek katilin izini bulmuştur.De son côté, Sean retrouve la trace de Vicky...
Bu arada Scarlett ikinci çocuğuna hamiledir.Hélène prête pour un deuxième bébé ?
Aradan iki hafta geçti.Deux semaines passent.
Bu arada Lisa arkadaşlık kurmakta zorluk çeker ve sınavdan B+ alır.Elle reprend ensuite des études et obtient un B.A. de biologie.
Bu arada kendisi de evrim geçirmiştir.Il faisait lui-même ses développements.
Uzun bir aradan sonra katiller ortaya çıkar.Peu après, deux tueurs font leur apparition.
Bu arada ABD'nin desteklediği sağcı contra gerillalarının direnişiyle karşılaştı.Cette idée, soutenue par les pays du sud, a en revanche rencontré l'opposition des États-Unis.
Bu arada Sürgün, herkesin ölmüş olduğunu ve bunun nedenini araştırmak ister.Ne comprenant pas pourquoi il est mort, il décide d’enquêter sur les raisons de son décès.
Bu arada üç büyücü turnuvasına seçildiğini öğrenir.Article détaillé : Tournoi des Trois Sorciers.
Bu arada Suriye eyaletinin korunması Corbulo'nun sorumluluğundaydı.Pendant ce temps, la protection de la Syrie réclamait toute l'attention de Corbulo.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.Sa seconde pensée est, non de lui résister, mais de s'en emparer.
Bu arada Londra Gazetecilik Okulu’nun derslerini uzaktan takip ederek sertifika aldı.Il est aussi diplômé en journalisme de l'école de journalisme de Londres.
Aradaki sürümlerde farklı dil ve bölge seçenekleri sunuluyordu.Parfois, on exploite les dialectes et langues régionales.
Bu arada kent içindeki çatışmaların yoğunluğu arttı.Du même coup, les contrastes au sein de la ville s'accentuent.
Bu arada annesi onu evden kovdu.Elle le vire de chez elle.
Şarkı Williams'ın ayrıldığı Take That'le 15 yıl aradan sonra ilk beraber çalışması oldu.Tom prend la main de Lynette qu'il avait refusée cinq minutes auparavant.
Bu arada yer pozitif yükle yüklenir.Cette plaque est chargée positivement.
Bu arada İskandinav ülkeleri Martin Luther tarafından Almanya'da başlatılan Protestan Reformu ile sarsıldı.Le choral tire son origine de la réforme protestante initiée en Allemagne par Martin Luther en 1517.
Ancak bu arada elinde kılıcı ile öldürüldü.Pourtant, un jour, il fut presque tué par l'Épée.
Bu arada müşterilerin hesabını deftere işler.Elle règle aussi par des arrêts les comptes des comptables publics.
O arada güvercinler pencereye çarpmaya başlar.Des tournesols stylisés flanquent les fenêtres.
Mahallede zamanında Ermeni ve Müslüman halk bir arada yaşamışlardır.Dans un village du Liban, chrétiens et musulmans vivent ensemble depuis toujours.
İlham bana arada sırada geliyor ki bu durum da sıkıcı olabiliyor," dedi.Même sauver le monde peut sembler ennuyeux parfois ».
Bu arada da bir Portekiz ticaret gemisini de ele geçirdi.S'y ajoutent un navire-prison et un navire portugais.
Tek bir salonda okuyucu hizmetleri ve ödünç verme işlemleri bir arada yürütülmüştür.Le prêt à domicile ou en salle de lecture est ouvert à tous.
Yüzyılın sonuna kadar çok sayıda yenilikçi akım bir arada bulunmuştur.Jusqu'à la fin du siècle, différentes tendances novatrices coexistent.
Bu arada, Amy bir arayüzle karşılaşır.Il retrouve alors Amy.
Bu arada kentte birkaç önemli manastır da kuruldu.De nombreux monastères furent construits dans la ville.
Bu arada, Maximinus'un da bazı problemleri vardı.Mais l'exosquelette a aussi des inconvénients.
Tanışma, (1979) Yanımda Yoksun, (1989) Peki Ben Niye Öldüm, (1994) Aradan Uzun Zaman Geçti, (2005)Elle présente durant la saison 1994-1995 : Chérie, j'ai un truc à te dire (1994) et J'ai un problème (1995).
Bu arada her ikisinin de saklamakta oldukları, hayatlarına ilişkin bazı bilgiler ortaya çıkar.Plusieurs semblent avoir des choses à cacher sur leur vie passée.
Bu arada AP üyesi bazı milletvekilleri de suçlamalara katıldılar.Certains membres du clergé tombent eux aussi sous les accusations.
Bu arada, Bayan Simpson 27 Ekim 1936'da kocasından boşandı.Ses parents divorcent le 27 mars 1912.
Öldürülmeme nedenleri arada kan bağı olmasıdır.C'est au moment de servir qu'est incorporée une liaison au sang.
Bu arada partiden tasfiye edilmiştir.Il est alors exclu du Parti,.
Bu arada İngilizlerin Hint Okyanusu ticaretine girmeye başlaması bir fırsattı.Mais les Européens finissent par dominer le commerce dans l'océan Indien.
Bu arada okuldaki bazı öğretmenler de onlara yardım eder.Certains professeurs du collège sont aussi professeurs au lycée.
Bu arada Jack'in ameliyatı başlar.C'est à partir de ce moment-là que la vie de Jack commence à changer de rythme.
Daha yakın dönemlerde tarihçiler aradaki farkın daha ince olduğuna karar vermişlerdir.En fait, d'après les historiens, les événements se révélèrent plus confus.
Bu arada keman dersleri de vermekteydi.Entre-temps, il entreprit des cours de violoncelle.
Aradaki fark olan 22 bin asker hakkında herhangi bir bilgi yoktur.En tout, le corps expéditionnaire est évalué à 22 000 hommes.
Bu arada hocasının kızı ile evlendi.Au bout du compte, il se marie avec la fille de son patron.
Buna rağmen arada sırada küçük avları da yakalarlar..Ils chassent aussi parfois de petits poissons.
Arada kalan yıllarda hiç ev işi yapmadı.Il ne gardait jamais un emploi plus d'un mois.
Bu arada Osmanlı padişahı Genç Osman yeniçeriler tarafından tahttan indirilmiş ve acımasızca öldürülmüştü.Petit Jean fut retrouvé par les seigneurs maxévillois et assassiné.
Anlamca birbiri ile ilgili kelimeleri bir arada kullanmaktır.Et c'est d'après moi, aussi ridicule l'une que l'autre.
Bu arada Noel'de yaklaşmaktadır.Je viendrai à Noël.
Bu arada HAL onu vazgeçirmeye çalışmaktadır.Paul tente de l'en dissuader.
Müttefik kuvvetler, aradaki hatları aşarak Osmanlı tarafının son savunma hattına kadar ilerlemişlerdir.Ils sont ensuite élevés avec grand soin jusqu'à ce que leurs défenses forment des cercles.
Bu arada İngiliz karşıtı sokak gösterilerine katıldı.Elle était dans la continuité de la rue des Anglais.
Bu arada İngiliz vatandaşlığını da almıştır.Il a pris la nationalité anglaise.
Ailesinin bir arada kalabilmesi hayattaki en büyük gayesidir.Sa famille est la chose qui compte le plus dans sa vie, pour toujours.
Bu arada kızkardeşi çoktan kamptan kaçmıştır.Elle s'évade lors de l'évacuation du camp.
Portekiz ve Romanya bir yıllık aradan sonra geri dönmüşlerdir.Les Allemands et les Roumains se replièrent à la fin de l'année.
Bu arada Roma Donanması'nın büyük kısmı muharebe bölgesine ulaştı ve bir savunma hattı kurdu.Pendant ce temps le reste de la flotte romaine arriva et forma une ligne.
Bu arada Vica, Tet'le birlikte Jack'i aramaktadır.Au même moment, Alberta continue d'interroger Jack.
Bu arada kurtarma kuvvetleri aceleyle oluşturulmaktaydı.Mais l'attaque se fit dans la précipitation.
Bu arada Sayid ve Shannon birbirlerine bakmaktadır.Le 33e jour, Sayid et Shannon se rapprochent.