Ana içeriğe geç
Sözlük

arada ile cümle

arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu arada, sömürülenler, ürettiği ortalama üründen daha azını alanlardır.Meanwhile, the exploited are those who receive less than the average product he or she produces.
Bu arada, 20 Nisan 1738'de Toigilda Zhulyakov'un infazı gerçekleştirildi ve idam edildi.Meanwhile, on April 20, 1738, the execution of Toigilda Zhulyakov was executed.
Aradan geçen yıllarda da rolünü sürdürür.She maintained her role in the intervening years.
Bu hayati önem taşır çünkü sebzeli burger köftesinin bir arada kalmasına yardımcı olur.This is important, as it allows the veggie burger to stick together to form the patty.
Bu arada bir grup hamal, neredeyse hiçbir şey istemeden kutulara eşlik etmeye hazırdır.Meanwhile, a group of porters is ready to escort the boxes for almost nothing.
Bu arada, FreeNAS'ın hala yeniden yazılması ve sürdürülmesi gerekiyordu.Meanwhile, FreeNAS still needed to be rewritten and maintained.
Bu arada Bajramović'in sağlığı, kalbine aldığı kurşun yarası sonucu bozulmaya başladı.Meanwhile, Bajramović's health began to decline as a result of the bullet wound to the heart.
Bu arada, Napolyon komutasındaki Fransız kuvvetlerinin ana gövdesi de El Ariş'e ulaştı.Meanwhile, the main body of French forces under Napoleon arrived in El Arish.
Bu arada, dondurma aldıktan sonra, Beth ve Jerry arabalarıyla bir geyiğe çarpar.Meanwhile, after getting ice cream, Beth and Jerry hit a deer with their car.
Bu arada Shaw, taş ocağına yukarıdan girer ve neredeyse aynı anda trene varır.Shaw, meanwhile, has mined into the quarry from above and arrives at almost the same moment.
Bu malzeme, baştan sona baskın olan yerel çanak çömlekle bir arada bulunmaktadır.This material co-exists with local pottery, which remains dominant throughout.
Bu arada Doğu Bağdat, bir kargaşa halinde kaldı.Eastern Baghdad, meanwhile, remained in a state of turmoil.
Bu arada, Fransa'ya karşı İspanya Veraset Savaşı (1701-1714) sürüyordu.Meanwhile, the War of the Spanish Succession against France (1701–1714) was underway.
Bu arada Ankara, operasyon konusunda Moskova ile görüşüyor.Meanwhile, Ankara is in talks with Moscow over the operation.
Osmanlı yönetimi barış içinde bir arada yaşamayı sağlayan bir sistem izlemiştir.Ottoman administration followed a system that led to peaceful coexistence.
Bankanın uzun bir aradan sonra onu neden yeniden işe alıp terfi ettirdiği ise bilinmemektedir.It is not known why the bank rehired and promoted him after a long absence.
Bu arada, mevcut komünist gruplar, Kim İl-sung'un liderliğinde bir parti haline geldi.Meanwhile, existing Communist groups were reconstituted as a party under Kim Il-sung's leadership.
Bu arada, Kuzey Kore'nin nükleer silah arayışı üzerine uluslararası gerilim yükseliyordu.Meanwhile, international tensions were rising over North Korea's quest for nuclear weapons.
Saç, bir kişinin kafasında doğal olarak bir arada gözükür.Hair naturally groups together on a person's head.
Bu arada büyükannesi onu şifalı bitkiler ve otlar dünyasıyla tanıştırdı.Meanwhile his grandmother introduced him to the world of medicinal plants and herbs.
Bu arada, mevcut sınırlara uyulacaktır. [2] [3] [4]In the meantime, the current limits would be respected.[2][3][4]
Arada bir malapropizm kraliçesi olacağım gerçeğini her zaman benimsemiştim.I'd always embraced the fact that every once in a while I'd be the malapropism queen.
Aradan iki yıl geçtikten sonra bu yaptırım Muhbir'i söz konusu listeden çıkardı. [1]After passing two years, this sanction removed Mokhber from the mentioned list.[8]
Bu arada, taksonomi ve sınıflandırma doğa tarihçilerinin odak noktası haline geldi.Meanwhile, taxonomy and classification became the focus of natural historians.
Alevileri terör örgütleriyle bir arada tutuyorlar.They are holding Alevis together with terror organizations.
Bu arada, ölümden sonra herhangi bir şey var mı sence?Übrigens, meinen Sie, dass es irgendetwas nach dem Tod gibt?
Sadece arada sırada beni düşünmeni istiyorum.Ich will einfach, dass du von Zeit zu Zeit an mich denkst.
Kışın arada sırada buraya geliyorum.Im Winter komme ich ab und zu hierher.
Bu arada, biz çalışmaya devam edeceğiz.In der Zwischenzeit werden wir die Arbeit fortsetzen.
Güzel insanları severim. Dış görünümleri ise bu arada beni hiç ilgilendirmezIch mag schöne Menschen. Ihr Aussehen ist mir dabei völlig egal.
Bu arada, bu tür halkalar tüm Amerikan askeri akademilerinde yaygındır.Mittlerweile sind solche Ringe an allen amerikanischen Militärakademien üblich.
Bu arada Lois Lane kuzeni Chloe’nin ölümünü araştırmak üzere Smallville’e gelmiştir.Lois Lane kommt nach Smallville, um den Tod ihrer Cousine Chloe aufzuklären.
Bu arada Râmûzül-Ehàdîs adlı hadis kitabını da okutmaya devam etmiştir.Abícht) de libro rectí (vom Buch dtr Redlichen) ad Jos.
Bu arada Oliver da Celia'ya aşık olmuştur.Doch Miles ist auch in Celia verliebt.
Bu arada Imthor'un kızı Gertrud ile tanışır.Bei dieser Gelegenheit lernt er Imthors Tochter Gertrud kennen.
Bu arada ZPL II, birçok üreticinin etiket yazıcısılarıyla tümleştirilmiştir.ZPL II wird inzwischen von vielen Etikettendruckern verschiedener Hersteller emuliert.
Bu konser, grubun 18 yıl aradan sonra Türkiye'de verdiği ilk konser oldu.Es war ihr erstes Konzert nach 18 Jahren in der Türkei.
Bu arada iki dergi çıkardı.In dieser Zeit gab er zwei Zeitschriften heraus.
Bu arada serveti de tükenmektedir.Er verliert dabei jedoch ebenfalls sein Vermögen.
Bu arada diğer bir arkadaşları da onlara yardımcı olmaktadır.Es soll ihm wohl beim Verfertigen seiner Verse helfen.
Pierre birbirine uzak ve onunla ilgilenmeyen ebeveynleri arasında arada kalır.Pierre pendelt unbekümmert zwischen den entfremdeten Eltern hin und her.
Bu arada, Dobzhansky 1937 yılında Birleşik Devletler vatandaşlığına geçmiştir.Dobzhansky wurde US-amerikanischer Staatsbürger im Jahr 1937.
Ocak 2012'de, tiyatro dört yıllık aradan sonra yeniden açılmıştır.Im Januar 2012 wurde das Theater nach einer viereinhalbjährigen Umbauzeit wiedereröffnet.
Buna rağmen arada sırada küçük avları da yakalarlar..Von Zeit zu Zeit jagen sie diese kleinen Insekten auch.
Bu arada Arjantin'de hükümet değişmişti.In Chicago haben sich unterdessen die Verhältnisse geändert.
Bu arada dedesinin ruhu kılığına bürünür ve Kraliçe’nin odasına sızar.Dieser hat sich inzwischen, verkleidet als Geist seines Großvaters, in das Zimmer der Königin geschlichen.
Bu arada gizli saklı İbrahim'le buluşur.In der Mitte ist der stehende Abraham dargestellt.
Bu arada tanınmış bir yazar olmuştu.Daneben war er aber auch ein anerkannter Schriftsteller.
Fotoğrafçı olan Jessie vahşi doğanın ve bu arada Carlos’un fotoğrafını çeker.Die Hobbyfotografin Jessie hält sowohl die Landschaft als auch Carlos fotografisch fest.
Köy rahat ve huzurlu bir atmosferde bir arada yaşama sahiptir.Das Dorf liegt in einer ländlichen und ruhigen Umgebung.
Bu arada Doctor ile karşılaşır.Sie geht mit dem Arzt ab.
Bundan sonra aradaki kâğıdın yavaşça çekilip alınır.Das Buch der Erleichterung nach der Bedrängnis.
Ag-o bu arada pokerde neden sürekli yenildiğini öğrenir.Er ist außerdem dafür bekannt, dass er des Öfteren am Pokertisch seine Manieren vergisst.
Bu arada hocasının kızı ile evlendi.Hier heiratete er die Tochter eines Dozenten.
Bu arada çantasını çaldırır.In Wirklichkeit jedoch hat er den Koffer gestohlen.
Bu arada babasıyla çalışmayı sürdürdü.Zugleich arbeitete er weiter bei seinem Vater.
Bu arada Elmiro kızı Desdemona'nın Rodrigo ile evelenmesi için Riodrigo ve ailesi ile söz kesmiştir.Elmiro hat unterdessen beschlossen, Desdemona mit Rodrigo zu verheiraten.
Ayrıca dört mevsim bir arada yaşanabilir.Es ist auch möglich zwischen den vier Jahreszeiten hin und her zu wechseln.
Arada bir köprü bulunmaktadır.Eine Brücke wird immer zuletzt ausgeteilt.
Bu arada grup, şarkı yapmaya devam ediyordu.Daraufhin arbeitete die Band weiter an Liedern.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
arada ile cümle - Sayfa 22 - arada kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App