Bu arada Sırplar da Rehn'in daha kafa dengi bir tarafını görme şansına sahip oldular.Serbs, meanwhile, got a chance to see Rehn's more easygoing side.
Bu arada, Spiriç yeni kabine atanana kadar başbakanlığa vekalet ediyor.In the meantime, Spiric remains acting prime minister until a new cabinet is appointed.
Bu arada yaşlı kadınlar da saksılara buğday dikiyorlar.Meanwhile, elderly women plant wheat in pots.
Bu arada Lalova da 100 metre sıralamasında 3. sırayı aldı.Lalova, meanwhile, achieved 3rd place in the 100m rankings.
"Diğer suç eylemleriyle aradaki olası bağlantıları belirlemek amacıyla soruşturma devam ediyor.""The investigation continues to determine possible links to other punishable acts."
Bu arada seçimler de yaklaşıyor.Meanwhile, the elections approach.
Bu arada bahisler de yükseliyor.At the same time, the stakes are becoming higher.
Bu arada Uluslararası Organizasyon Komitesi de küresel sponsorlarla anlaştı.The International Organising Committee, meanwhile, signed the global sponsors.
Peki aradaki süreçte ne değişti derseniz, 9 Kasım’da 100. gençlik bürosunu açıyoruz.What has changed? Well, on November 9th we will open the 100th youth office.
Bu arada HDZ de yeniden örgütlenip güçlenmek için zaman buldu.Meanwhile, the HDZ has had time to regroup and consolidate.
Bu arada aynı davada yargılanan Cermak da statü toplantısı sırasında çetin sorularla karşılaştı.Meanwhile, one of the defendants, Cermak, faced tough questions during the status conference.
Bu arada Ahtisaari'nin tavsiyelerinin tam olarak ne olacağına dair söylentiler de büyüyor.Meanwhile, speculation continues about what exactly Ahtisaari will recommend.
Bu arada, kaçak savaş suçu zanlısı Ratko Mladiç'i yakalamaya yönelik çabalar da artırıldı.Meanwhile, efforts to nab fugitive war crimes indictee Ratko Mladic have increased.
Bu arada sağlık bakanlığı da okullardaki cinsel eğitimi iyileştirmeye çalışıyor.The education ministry, meanwhile, is trying to improve sex education in schools.
Bu arada tüm taraflardan karşılıklı tehditler ve suçlamalar da gelmeye devam ediyor.In the meantime, threats and accusations continue to be voiced on all sides.
Bu arada Klariç, Welles'in başka bir şekilde onurlandırılmasını da istiyor.Meanwhile, Klaric would like to see Welles honoured in another way.
Bugün buradayım, son defa bir aradayız." diyor.Here I am today, we are together for the last time," says Mejrema.
Bu arada, uluslararası yetkililer Kosovalı Arnavut liderleri hazırlıkları hızlandırmaya çağırdılar.Meanwhile, international officials have urged the Kosovo Albanian leaders to step up preparations.
Bu arada bu uyuşturucunun tahmini 88 milyar dolar seviyesindeki pazarı da Avrupa'ya kayıyor.Meanwhile, the market for that drug, worth an estimated $88 billion, is shifting towards Europe.
Bu arada kırsal bölgelerde, Katolikler çok eskiden kalma bazı gelenek ve törenleri uyguluyorlar.In rural areas, meanwhile, Catholics observe some very old traditions and rites.
Bu arada her iki kurucu cumhuriyet de kendi sembollerini onayladılar.Meanwhile, both constituent republics have adopted their own symbols.
Bu arada Karadağ, önümüzdeki yıl bağımsızlık referandumu düzenlemeye hazırlanıyor.Meanwhile, Montenegro is preparing to hold a referendum on independence next year.
Bu arada domuz gribinin yol açtığı ölüm bilançosu da yükseliyor.Meanwhile, the flu-related death toll is rising.
Bu arada, ülkeyi AB standartlarına yaklaştırma amaçlı yasaları da geçirmeye çalışıyor.Meanwhile, it presses ahead with legislation meant to bring the country closer to EU standards.
Bu arada Romenler kutlamalar sırasında ihtiyatı elden bırakmadılar.Romanians, meanwhile, were cautiously celebrating.
Kosova'da Vetevendosje hareketi Sırbistan ile aradaki sınır geçişlerini kapatmaya çalışıyorKosovo's Vetevendosje movement works to block border crossings with Serbia
Arada geçen sürede, firmalara tekliflerinin parametrelerini değiştirmeleri için izin verilecek.In the meantime, each of the companies will be allowed to change the parameters of their offers.
Aradan geçen onca yıla rağmen bu hala gerçekleşmiş değil.Several years later, this has yet to happen.
Bu arada Brüksel, standartların karşılanıp karşılanmadığını görmek için izliyor olacak.Meanwhile, Brussels will be watching carefully to see if standards are met.
Bu arada da yasadışı faaliyet göstermekten ceza alma riski bulunuyor.Meanwhile he is at risk of being penalised for operating illegally.
Ordu, Sırbistan-Karadağ ile aradaki kuzey sınırının kontrolünü 2005 yılı sonuna kadar devredecek.The army will hand over the northern border with Serbia-Montenegro by the end of 2005.
En zorlusu Sırbistan-Karadağ ile aradaki sınır olarak görülüyor.The border with Serbia-Montenegro is seen as the most challenging.
Bu arada MSK, 24 Haziran'da hiçbir kamuoyu yoklaması sonucunun açıklanmaması yönünde karar aldı.Meanwhile, the CEC ruled that no opinion poll results are to be announced on 24 June.
Eylül ayında, Arnavutluk ile aradaki batı sınırı da polis kontrolü altına geçecek.In September, they will also assume control of the west border with Albania.
Bu arada Boşnak liderler de, Bosnalı Sırpların tutumunu benimseme çabalarına tepki gösterdiler.Bosniak leaders, meanwhile, have reacted against efforts to accommodate the Bosnian Serb stance.
Bu arada ABD ve AB büyükelçileri de DUI'yi yapıcı bir muhalefet olmaya çağırdılar.The US and EU ambassadors, meanwhile, called on DUI to be a constructive opposition.
Bu arada Ddik de önceki sözlerini tekrarladı.Dodik, meanwhile, repeated his earlier statements.
Saraybosna'daki meşhur Yahudi Müzesi dokuz yıl aradan sonra tekrar açıldı.The renowned Museum of Jews in Sarajevo has reopened after a nine-year break.
BH 2013 yılında, yani 22 yıllık bir aradan sonra nüfus sayımı yapmayı planlıyor.BiH is planning to hold a new census in 2013 -- 22 years after the last one.
Bu arada AB Genişleme Komiseri Olli Rehn de Berişa ile bir telefon görüşmesi yaptı.EU Enlargement Commissioner Olli Rehn, meanwhile, spoke to Berisha by phone.
Rus elçi, "Tartışılan önerilerin aradaki uçurumu ortadan kaldıracağını söyleyemem." dedi."I cannot say that the propositions discussed will help breach the gap," Botsan-Kharchenko said.
Bu arada Sırbistan da yakın tarihli karara tepki olarak BM'de kendi eylem planını hazırlıyor.Serbia, meanwhile, is preparing its own plan of action at the UN in response to the recent ruling.
Bu arada da kendi hayatını sürdürmeye çalıştı.In the meantime, he tried to move on with his life.
Bir yıl aradan sonra yeni single çalışması "Aşka İnanmaz"ı yayımladı.After a year break, she released her new single "Aşka İnanmaz".
Bu arada Svirin iki yıl önce Moskova'ya geri dönmüştü.Svirin, however, had returned to Moscow two years previously.
Atom çekirdeği güçlü nükleer kuvvet tarafından bir arada tutulur.Nuclei are bound together by the residual strong force (nuclear force).
Bu fikir ayrıca atomları bir arada tutan kimyasal bağları tasvir etmeye olanak sağlar.The concept is also useful for describing the chemical bonds that hold atoms together.
Bu arada Beklenmedik Acil Durum Maliyeti şunları kapsamaz:Contingency usually excludes:
Arada geçen görüntülerde ise ikisinin vaftiz edilmesi gösteriliyor.The Adam and Eve characters then get in their car and end up driving to a country-side wheat field.
Aradaki far, kaçınılmaz olarak, bilimsel bir farklılıktır.The difference is, inescapably, a scientific difference.
Şöyle yazıyor: "Bu arada ben, mahşerin dört atlısı etiketine karşı çıkmıyorum.He wrote: "I don't object to the horseman label, by the way.
Bu arada, takım Berlin'deki Casual Connect'e katıldı.Meanwhile, the team attended Casual Connect in Berlin.
Bu arada COO, Cvetan Rusimov, Mobile Growth Summit'in konuşmacıydı.Meanwhile the COO, Cvetan Rusimov, was a speaker at Mobile Growth Summit.
Bu arada şirket oyunlar için yeni yayıncılık programını başlattı.Meanwhile the company launched its new publishing program for games.
Bu arada, aynı ayın sonunda Aralık ayının ortasına kadar, İmperia Online’ın 8.In October, the COO, Cvetan Rusimov, participated at Huawei Eco-Connect in Rome, Italy.
Black'in 1949'daki ölümüne kadar 17 yıl boyunca bir arada kaldılar.They remained together for 17 years until Black's death in 1949.
Himalia grubu, diyagramın tepesi yakınlarında bir arada yer almaktadır.The Himalia group is bunched together near the top of the diagram.
Bu arada, Deno temelde Node.js'den şu yönleriyle ayrışmaktadır. [1] :In the meantime, Deno mainly deviates from Node.js in the following aspects[1]:
Bölgesel veya interpolasyon flepleri defektin hemen yanından kaldırılmaz. Arada sağlam doku bulunur.Regional or interpolation flaps are not immediately adjacent to the defect.
Günümüzde Ermeni ve Kürt etnisitesi Türkleri barış içinde bir arada bulunmaktadır.Today, Turks of Armenian and Kurdish ethnicity coexist in peace.