Ana içeriğe geç
Sözlük

aradım ile cümle

aradım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çok resimli kitap aradım.J'ai cherché un livre avec beaucoup d'images.
Gece, yatağımda, kalbimin sevdiğini aradım.Sur ma couche, la nuit, j'ai cherché celui que mon cœur aime.
Seni aradım çünkü sana bir soru sormam gerekiyor.Je t'ai appellé parce que j'ai besoin de te poser une question.
Geleceğinden emin olmak için onu aradım.Lo llamé para confirmar que vendría.
Bütün sabah onu aradım.Lo he estado buscando toda la mañana.
Ben onu aradım.Le llamé.
Tom'u aradım.Llamé a Tom.
Bir saat boyunca kitabı aradım.Estuve buscando el libro durante una hora.
Bir iş aradım.Busqué un trabajo.
Onları aradım.Los llamé.
Evi aradım.Yo llamé a casa.
Daha önce aradım.Llamé antes.
Onu aradım ama bir kız telefona cevap verdi.Le llamé, pero una chica contestó al teléfono.
Onları bu öğleden sonra aradım.Los he llamado esta tarde.
Hemen Liz'i aradım, evime geldi ve White Horse'u 45 dakikada yazdık.Swift y Rose terminaron "White Horse" dentro de unos 45 minutos.
Bakanlığı aradım, kimseye ulaşamadım.El equipo buscó pero no encontró el tercer hombre.
Tom'a teşekkür etmek için aradım.Ho chiamato per ringraziare Tom.
Mary'yi aradım, ancak hat meşguldü.Я позвонил Маше, но линия была занята.
İki kez aradım.Я позвонил два раза.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.И шахиншах повелел запереть своих сыновей и не давать им возможности сношаться с женщинами.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.رجلًا (أي ليس امرأة) بالغًا (لايكون طفلًا) عاقلًا (يعي مايفعل، ليس مجنونًا ولا مجذوبًا) شيعيًا اثنا عشريًا .
Onu her yerde aradım ama bulamadım.بحثوا عنه في كل مكان، لكنهم لم يجدوه.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Porém, não obtiveram permissão da igreja, pois a criança não era batizada.
Bir iş aradım.Ik was op zoek naar een baan.
Her yeri aradım ama cüzdanımı bulamadım.Ik heb al overal gezocht, maar ik kan mijn beurs niet vinden.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałem, ale go nie znalazłem.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałam, ale go nie znalazłam.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałem, ale jej nie znalazłem.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałam, ale jej nie znalazłam.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałem, ale tego nie znalazłem.
Aradım ama onu bulmadım.Szukałam, ale tego nie znalazłam.
Evini aradım ama dışarıda olduğunu öğrendim.Я подзвонив йому додому, але виявилося, що його не було вдома.
Onu aradım.Я зателефонував йому.
Ben onu aradım.Я зателефонував йому.
Üç saat önce seni aradım.Я телефонувала тобі три години тому
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Žádný z jeho synů již potomky neměl a pouze jeden (Jan) se oženil.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Băiatul însă nici nu s-a îmbolnăvit, nici nu s-a prăpădit după ce a mâncat.
Bakanlığı aradım, kimseye ulaşamadım.Személyzet nem tudta meglátogatni.
Bakanlığı aradım, kimseye ulaşamadım.Poliisi ei tavoittanut henkilöä.
Bugün Tom'u aradım.Soitin tänään Tomille.
Önceden telefonla aradım.Jeg ringede i forvejen.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Han hadde ingen barn med sin første (ukjente) kone, og heller ikke med den aldrende Zoë.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.由於他沒有子嗣,恩里克繼位後本想娶妻而得到子嗣。
O kitaptaki çok şiirimde şok etkisi aradım.그 책에 담긴 여러가지 급진적인 사상이 있었다.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.숙의 홍씨(淑儀 洪氏)의 소생으로, 봉사(奉事) 안방언(安邦彦)의 딸과 혼례를 치렀으나 슬하에 자식이 없었다.
Tom'a teşekkür etmek için aradım.התקשרתי כדי להודות לטום.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 anni fa, cercavo la bellezza nelle cose tradizionali, nelle forme artigianali.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 évvel ezelőtt a szépséget tradicionális dolgokban kerestem, mesterségekben.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 jaar geleden zocht ik naar schoonheid in het traditionele, in ambachtsvormen.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14년전, 전통적이고 수공예 방식의
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 năm trước, tôi đã tìm kiếm vẻ đẹp trong những đồ vật truyền thống, những hình mẫu thủ công.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 tahun lalu, Saya mencari kecantikan dalam benda-benda tradisional, dalam bentuk-bentuk kerajinan.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 χρόνια πριν, έψαξα για ομορφιά στα παραδοσιακά πράγματα, στις μορφές τεχνών.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 лет назад я искала красоту в традиционных предметах, в формах ручной работы.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.14 років тому я шукала красу в традиційних предметах, у формах ручної праці.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Acum 14 ani, căutam frumuseţea în lucrurile tradiţionale în formele meşteşugurilor.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Czternaście lat temu szukałam piękna w tradycyjnych formach rzemieślniczych.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Há 14 anos, procurei a beleza em coisas tradicionais, em formas artesanais.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Hace 14 años yo estaba buscando belleza en cosas tradicionales, en formas artesanales.
14 yıl önce geleneklerde ve el işlerinde güzelliği aradım.Il y a 14 ans, je recherchais la beauté dans les choses traditionnelles, les formes artisanales.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod