Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Câu hỏi duy nhất mà tôi hứng thú là: Họ có ra khỏi đó không?
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."Và bạn phải biết cách tìm nó ở đâu."
Yapımcı yönetmeni aradı ve ''Galiba Üzüntümüzü bulduk'' dedi.Ông gọi điện cho Docter và nói "Tôi nghĩ chúng ta đã tìm thấy Sadness."
Vi (Rose hakkında): Kocası beni Napoli'den aradı.Truyền thống cho rằng, ông sinh tại Naples.
Sen gelmeden önce baban aradı.Phụ thân bèn bảo bà đi tìm ông.
Dış yardım ve ABD sınırları ötesine yatırım yolları aradı.Tuy nhiên, thành phố và các khu vực dân cư khác được quy hoạch bên ngoài ranh giới của vườn quốc gia.
Aslında yolculuk ve aradıkları ev bir simgedir, asıl aradıkları sevgidir.Đường Khải Định và Ông Ích Khiêm nay là đường Ông Ích Khiêm.
Aradığım şey o değil.Đó không phải là cái mà tôi tìm.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?彼らが説明を試みようとしたものには、 すべてのものはどこからくるのか?
Aradığı kişiyi buldu.とどめが捜していた相手の一人。
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."』っというと探し物が見つかるというおまじない。
Fakat aradığı saati kayıptır.お前の時計は遅れているに違いない。
Bazen buzları delerek besin aradıkları da olur.たまにコップなどを使って腹話術をすることもある。
Nihayetinde, Payne söylentilere rağmen aradığı yüksek profilli aktör olarak Will Forte’u seçti.知名度の高い俳優になると噂されていたにもかかわらず、最終的にウィル・フォーテがペインによって選ばれた。
Sen gelmeden önce baban aradı.父は久我通前。
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.捜査官の家宅捜索により、殺害の様子が収められたビデオテープと遺体の一部が見つかった。
Aslında İrfan Galip yaptığı konferanslar sonrasında aradığı kişiyi bulmuştur.実は舞が捜し求めていた母親。
Aradığımız köprü de ortaya çıkmış gibi görünüyor.橋が必要となっていたのは明らかだった。
Lakin aradığı sevgiyi yine bulamaz.あなたの求める生命は見つかることがないでしょう。
Colin beni aradı.ユリヌスが呼び出した。
Bu da benim bir parçada aradığım özellikti.彼らは、わたしにつきまとった美の一部である。
Kalan aradığımız k'ıncı kuvveti verecektir.残されたスイッチは我望が回収している。
"Ailesi öldü sanıyordu o telefonla aradı..."電話をしながら倒れる父親の姿を見た」と証言した。
1872'de varisine baba olabilmek için bir gelin aradığını duyurmuştur.1872年、アントワーヌは相続人を儲けるために花嫁を探している旨公告した。
Erden Kıral yıllarca filmin negatiflerini aradı.フォードは、この映画については長年否定的であった。
Vi (Rose hakkında): Kocası beni Napoli'den aradı.^ 妻いわく、アトランタで不倫をしていた。
Aradığınız aşağıdakilerden biri olabilir.ダウン中の相手に追い打ちすることが可能。
Genelde yalnız yaşarlar ama bazen ikişer veya üçer bireyin birlikte yem aradığıda görülür.通常は単独で生活するが、同じ巣穴に2匹-3匹が同居することもある。
Aslında yolculuk ve aradıkları ev bir simgedir, asıl aradıkları sevgidir.実は家族のいない身の上であり、やよいに執着しているのは家族、愛を求めているためである。
Komutan yanına alabileceği yakın arkadaşlarını aradı.そして皇帝が送った新しい軍兵との合流を行った。
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.看守たちは、他の空挺隊員を探し出すために通信機の暗号を知りたがった。
Yağmurdan sığınacak bir yer aradı.彼は、雨やどりする場所を探した。
Aradığı kişiyi buldu.因為她已經找到了要找的人。
7 Mayıs civarı Yavuz bir kez daha Karadeniz'e açılarak Sivastopol'e dek Rus gemilerini aradı, ancak bulamadı.5月7日左右,严君号从博斯普鲁斯海峡出发搜寻俄国舰只,一直到塞瓦斯托波尔,但一无所获。
Vi (Rose hakkında): Kocası beni Napoli'den aradı.命名为那不勒斯门是因为该门通往那不勒斯。
Sözlükte aradınız mı hiç?常常在找他的字典。
Aradığı herkes Bill’in çılgın teklifini geri çevirir.但現在卻成為Bill所憎恨的人。
Bu arada, Diệm'in polisi, Cử'nun saldırıdan sonra saklanan babasını aradı.与此同时,吴氏的警察试图在儿子发动空袭后躲藏起来的阮文举父亲。
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.由於他沒有子嗣,恩里克繼位後本想娶妻而得到子嗣。
Öykü, bu kişiyi ilk aradığında Ayaz olduğunu anlamaz.她不禁想起他们第一次见面的时候。
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."需要仔细审视你究竟想表达什么。
Aradıkları şirketten Bayan Botz'u gönderirler.威札德勳爵邀請來的女性。
Helen Maria Williams gibi diğer İngiliz ziyaretçileri aradı ve şehirde onlarla birlikte kalmaya başladı.她结识了不少如海伦·威廉斯(英语:Helen Maria Williams)一样旅居巴黎的英国人,并加入了他们的小圈子。
19. yüzyılda ise Avrupa'dan gelen İngiliz ve Alman kâşifler Nijer Nehri'nin kaynağını aradılar.19世纪,英国和德国探险家相继进入尼日尔地区。
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.警方對他的住家進行過一次搜索,但並沒有找到相關的證據。
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.保安部队抓获一名激进分子,正在搜寻其他潜逃者。
Yine de bir başlangıç, ama aradığım kız tam olarak bu değil.不論什麼事情第一個哭的都一定是她。
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?그들 대부분은 다음과 같이 물었다: 만물은 어디에서 유래하는가?
Sen gelmeden önce baban aradı.아버지 나가무네가 출가 했을 때라 생각된다.
Evet, aradığı O'ydu.“바로 그 사람이었다.
O kitaptaki çok şiirimde şok etkisi aradım.그 책에 담긴 여러가지 급진적인 사상이 있었다.
Aradıkları şirketten Bayan Botz'u gönderirler.MBTA가 선택한 한 회사로 Zipcar가 있다.
Bu olay onlara aradıkları malzemeyi verir.자기가 욕구 하는 물건을 취함.
Açlık ve mahrumiyetle boğuşan Fransız askerleri geceleri ordularından ayrılıp yiyecek aradı.계속되는 혹한과 배고픔에 떨던 프랑스 병사들은 죽은 전우의 옷을 빼앗아 입고 죽은 말을 뜯어먹으며 퇴각을 했다.
Aradığınız No Way Out aşağıdakilerden biri olabilir.경계에 접근하는 확률이 있어야 그중 일부라도 밖으로 샐 수 있다.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.숙의 홍씨(淑儀 洪氏)의 소생으로, 봉사(奉事) 안방언(安邦彦)의 딸과 혼례를 치렀으나 슬하에 자식이 없었다.
Aradığım budur.제가 찾던 게 이거예요.
Ammonius'un konuşmasını dinleyince arkadaşına "aradığım adam buydu" demiş ve onun eğitimi altına girmiştir.כשהוא שמע את הרצאתו של אמוניוס, הוא אמר לחברו: "זהו האיש שחיפשתי אחריו", והחל ללמוד ברצינות מפיו של אמוניוס.
Altı ay boyunca erkek fahişe olarak çalışıp aşkı aradı.במשך שישה חודשים עבד כזונה.
Aradığınız her şeyi bulacaksınız filmi izleyince.""עזבו הכול ולכו לראות את הסרט הזה.