Sen gelmeden önce baban aradı.È un padre che vi chiama.
Bu da Bruce'un aradığı şey.Ciò sarà esattamente ciò che Lewis vuole.
Ancak orada aradığını bulamaz.Ma non è l'unica che li sta cercando.
Boyer motelin yakınındaki bir telefon kulübesinden aradı ve kaçırıldıklarını söyledi.Telefona a Biagio da una cabina telefonica e gli dice di venire.
Yeni bir hayata ve daha fazla baskıya uyum sağlama durumunda olması, onun aradığı bir şeydi.Ma un destino diverso, forse cercato, lo attende.
Christiane onu telefonla aradıktan sonra polise araştırmalarında yardım eder.Da quando Sebastian è ricercato, la polizia continua a interrogarlo.
Bu olay onlara aradıkları malzemeyi verir.Questa poteva essere la cura che cercavano.
Evet, aradığı O'ydu.Ora è lui che bisogna trovare.
Tom, Mary'yi ona özür dilemek için aradı fakat o onun yüzüne kapadı.Том позвонил Мэри, чтобы извиниться, но она бросила трубку.
Tom her yerde Mary'yi aradı.Том везде искал Мэри.
Mary'yi aradım, ancak hat meşguldü.Я позвонил Маше, но линия была занята.
Tom aradı mı?Том звонил?
Birisi aradı.Кто-то позвонил.
İki kez aradım.Я позвонил два раза.
Bu tam aradığım şey.Это именно то, что я искал.
Aradığım şeyi bulamıyorum.Я не могу найти то, что я ищу.
Aradığınız kişinin ben olmadığıma eminim.Я уверен, что я не тот человек, которого вы ищете.
Biri beni mi aradı?Кто-нибудь мне звонил?
Polis bütün gece kayıp kızı ve olası kaçıranı aradı.Полиция всю ночь искала пропавшую девушку и её предполагаемого похитителя.
Doğru numarayı aradığıma eminim.Я уверен, что звоню по правильному номеру.
Müfettişler evini aradığında, vücut parçaları ve cinayete dair video kaydı bulundu.Следователи обыскали его дом и обнаружили части тела и видеозапись убийства.
Ancak aradığı altın ve diğer zenginlikleri bulamadı.Однако кочевая жизнь не принесла ему ожидаемого богатства.
Aradığınız No Way Out aşağıdakilerden biri olabilir.К одному из них, видимо, оно восходит.
Aradığımız köprü de ortaya çıkmış gibi görünüyor.Изначально мост был назван по проспекту, к которому прилегал.
Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz.Однако это не означает, что люди ищут «тесты», которые гарантируют положительный ответ.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.Префект признаётся, что полицейские совершили обыск в доме министра, но ничего не нашли.
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.Отряду пришлось вернуться, чтобы набрать ещё бойцов.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.И шахиншах повелел запереть своих сыновей и не давать им возможности сношаться с женщинами.
Evet, aradığı O'ydu.«Я тот, кого вы ищете.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Основных вопросов в данной области три: Что искать?
İki genç kadın 911'i aradı.يحاول طفلين استدعاء الرقم 999.
7 Mayıs civarı Yavuz bir kez daha Karadeniz'e açılarak Sivastopol'e dek Rus gemilerini aradı, ancak bulamadı.وفي 7 مايو، خرج ياووز للبحر الأسود للبحث عن السفن الروسية حتى ميناء سيفاستوبول دون أن يتمكن من العثورعليها.
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.قال المخرج نولان عن بيل أنه، "كان بالتحديد توازن الظلام والضياء الذي كنا نبحث عنه".
Bu zorlu meseleyi çözmeye çalışırken; "Aradığımız şey bilinen bir şeyse, bunu aramaya gerek yoktur.«مهما بلغت درجة جهلك حسب ظنك، اسأل إن كنت لا تعرف؛ فإن لم تفهم اطلب تفسيرًا واضحًا.
Polis, üst düzey yetkililerin evlerini aradı ama bir şey bulamadı.نصحت الشرطة السكان بالبقاء في منازلهم وقامت بتفتيش المنطقة، ولكن لم يعثروا على شيء.
Ancak buradan kişilerin olumlu bir cevap çıkaracak test yöntemleri aradığı sonucuna ulaşılamaz.لكن هذا لا يعني أنّ الناس يتقيَّدون باختبارات تضمن نتيجة بالإيجاب.
"Aradığın yer burası istediğin şey burada!".هذا هو المكان الذي أريد أن أذهب إليه".
1980 lerin sonuna doğru, Filistin Kurtuluş Örgütü, İsraille, iki devletli çözüm yolunu aradı.في أواخر الثمانينات، سعت منظمة التحرير الفلسطينية إلى حل تفاوضي مع إسرائيل في شكل حل الدولتين.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.رجلًا (أي ليس امرأة) بالغًا (لايكون طفلًا) عاقلًا (يعي مايفعل، ليس مجنونًا ولا مجذوبًا) شيعيًا اثنا عشريًا .
Colin beni aradı.ديوان سألتيني.
Aradığımız köprü de ortaya çıkmış gibi görünüyor.اصعد السلم وستجد الجسر الذي قمت بإنزاله سابقاً.
Einstein dahil birçok fizikçi, Newton'un yerçekimi yasasını ve özel göreliliği bağdaştıracak bir teori aradı.العديد من الفيزيائيين، ومن ضمنهم أينشتاين، بحثو في نظرية توحد بين قانون نيوتن للجاذبية والنسبية الخاصة.
Vi (Rose hakkında): Kocası beni Napoli'den aradı.حيث يتلقى دعوة من صديقه د.سامي للقدوم إلى الإسكندرية.
John'a kendisini aradığımı söyle lütfen.بلغ جون أني اتصلت من فضلك.
Onu her yerde aradım ama bulamadım.بحثوا عنه في كل مكان، لكنهم لم يجدوه.
Ne zaman aradın?متى سوف تتصل
Aradığın şeyleri buldun mu?هل وجدت ما كنت تبحث عنه؟
Beni izle ve sana aradığın caddeyi göstereceğim.شاهدني وسأريك الشارع الذي تبحث عنه.
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."Vem ver quem está indicado!».
Eskiden parkı Six Flags Holland, Walibi Flevo ve hatta daha uzun Flevohof önce önce aradı.Anteriormente chamado de parque Six Flags Holland, Walibi Flevo e ainda mais tempo antes da Flevohof atrás.
"2014'te Google'da en çok bunları aradık".Ouça as músicas e bandas mais buscados no Google em 2014».
Bale'in yönetmeni Nolan "Bizim tam olarak aradığımız şey karanlığın ve ışığın dengesiydi" dedi.Nolan disse que Bale "era exatamente o equilíbrio entre trevas e luz que estavamos procurando".
Sevgilisi ona annesinin aradığını ve Alfredo adında birinin öldüğünü haber verir.Um dia ele recebe um telefonema de sua mãe avisando que Alfredo está morto.
Daha sonra 1979-1986 aradı Minnesota Orkestrası direktörlüğü görevini icra etmiştir.Entre 1979 e 1986, foi diretor musical da Orquestra de Minnesota.
Sen gelmeden önce baban aradı.Seu pai foi procurá-lo.
Ama oğlu yoktu; (hatta) bir hamile eş var mı diye aradım, ama hamile eş (bile) yoktu.Porém, não obtiveram permissão da igreja, pois a criança não era batizada.
İşte o zaman aradıkları barışı ve huzuru yakalamışlardı.Ofereceram-lhe, em vez, uma ação de graças (supplicatio) e a ovação.
Fürstenberg'de yeni Yüksek Komutanlığı Karargahında Mareşal Wilhelm Keitel'i aradı.Apelou ao General Wilhelm Keitel na nova sede do Comando Supremo Fürstenberg.
"Aradığın yer burası istediğin şey burada!"."Cuidado, lá vem o quero-quero".
Bu da benim bir parçada aradığım özellikti.Sabe, era exatamente disso que a minha carreira precisava.