İngilizce bir haberleşme aracıdır.English is a means of communication.
Uzay aracı yakında aya ulaşacak.The space ship will get to the moon soon.
Ancak, sadece insan topluluğunun bir iletişim aracı olarak sözlü dili vardır.However, only the human community has verbal languages as a means of communication.
Beş itfaiye aracı yangın mahalline aceleyle gitti.Five fire engines rushed to the scene of the fire.
Dil, insan düşüncesinin bir aracıdır.Language is a vehicle of human thought.
Dil bir iletişim aracıdır.Language is a means of communication.
En hızlı seyahat aracı uçaktır.The quickest means of travel is by plane.
Aracın köşede yavaş yavaş kaybolmasını izledim.I watched the car disappearing slowly around the corner.
Her çalışanın kendi aracını mükemmel şekilde tutması gerekiyor.Every employee is supposed to keep his own vehicle in perfect condition.
Sen tamamen ödevlerin aracılığıyla mısın?Are you completely through with your homework?
Telefon bir iletişim aracıdır.The telephone is a means of communication.
O iki parti arasında aracılık yaptı.He mediated between the two parties.
Tansiyon ölçme aleti önemli bir tanı aracıdır.The sphygmomanometer is an important diagnostic instrument.
Yönetici ve moderatörler en iyi dil aracı Tatoeba Project için çalışıyorlar.Administrator and moderators are working for the best language tool, Tatoeba Project.
O, aracının plakasını değiştirdi.He changed the number plate of his vehicle.
Sürmeden önce aracı kontrol et.Examine the car before you drive it.
Tom hemen hemen her türlü aracı sürebilir.Tom can drive almost any kind of vehicle.
Tom'un favori aracı bir 1960 Ford kamyondur.Tom's favorite vehicle is a 1960 Ford truck.
Bu uzay aracı iyon iticileri tarafından desteklenmektedir.This spacecraft is powered by ion thrusters.
Hangi aracın daha güzel olduğunu söylemek zordur.It is difficult to say which vehicle is more beautiful.
Rus Soyuz uzay aracı Uluslararası Uzay İstasyonu'na kenetlendi.The Russian Soyuz spacecraft has docked at the International Space Station.
Senin aracının yedek lastiği var mı?Does your car have a spare tyre?
O her türlü aracı kullanarak ona yaklaşmaya çalıştı.He tried to approach her using every possible means.
O, her olası aracı kullanarak ona yaklaşmaya çalıştı.He tried getting closer to her using every possible means.
Tom ve Mary, online bir dating web sitesi aracılığıyla tanıştılar.Tom and Mary met through an online dating website.
Bu sözlük hem öğrenciler hem de öğretmenler için iyi bir öğrenme aracıdır.This dictionary is a good learning tool for both students and professors.
Tom bir çalınan aracın içinde keyif binişinde yakalandı.Tom was caught joyriding in a stolen vehicle.
Köpekler sıcak aracın içinde öldüler.The dogs died inside the hot vehicle.
Bir arazi aracına ihtiyacım yok.I don't need an SUV.
Toplu taşıma aracı ile oraya gitmek can sıkıcı.It's a pain in the neck to get there by public transportation.
Aracınızın plakası ABC ile mi başlıyor?Does the license plate of your car begin with ABC?
En kısa sürede işi durdurmak zorunda olduğunu bir SMS aracılığıyla bildirdim.I reported to him by means of an SMS that he had to stop his work as soon as possible.
Bir dakika için aracı sağa çekmeliyim.I have to pull over for a minute.
Benim aracım Alman.My vehicle is German.
Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Polis aracının zırhı yolcularının hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Rüzgarölçer rüzgar hızını ölçen bir hava aracıdır.Anemometer is a weather instrument that measures the wind speed.
Bizim güçlü bir aracımız var.We got a powerful tool.
Benim için düşünceleri sözcükler aracılığıyla ifade etmek zordur.It's hard for me to express ideas through words.
Yarasa adam, yarasa aracına biniyor.Batman is riding his batmobile.
Tom, bir tercüman aracılığıyla konuştu.Tom spoke through an interpreter.
Çevirmenler farklı kültürler arasında aracılık ederler.Interpreters mediate between different cultures.
Aracınızın yedek lastiği var mı?Does your car have a spare tire?
Kan, kan damarları aracılığıyla akar.Blood flows through blood vessels.
Biz Tom aracılığıyla alamadık.We haven't been able to get through to Tom.
Tom aracılığıyla almak için elimden geleni yaptım.I tried my best to get through to Tom.
Biz bir tercüman aracılığıyla iletişim kurarız.We communicate through an interpreter.
Üniversitedeki son yılımda, ortak bir arkadaş aracılığıyla Tom'la tanıştım.In my senior year of college, I met Tom through a mutual friend.
Onların aracı dünyadaki en zorlu yarışlardan birine girdi.Their car entered one of the toughest races in the world.
Tom, Mary'nin aracılığıyla John'la temas kurdu.Tom contacted John through Mary.
Dan kurbanın aracına bir göz attı.Dan took a look at the victim's vehicle.
Mürettebat takıp çıkartılabilen modül kullanarak su altı aracına girebilir.The crew can enter the underwater vehicle using a plug-in module.
İtfaiye aracı gelmeden önce ev temele kadar yandı.The house burned to the ground before the fire truck arrived.
Kar temizleme aracı caddeden karı temizledi.The snowplow cleared the snow from the street.
İlk kar temizleme aracı atlar tarafından çekildi.The first snowplows were drawn by horses.
Bir dil, iletişim aracı olmaktan daha fazlasıdır.A language is much more than just a communication tool.
Atuqtuaq'ın babası bir kar aracı sürüyor.Atuqtuaq's father drives a snowmobile.
Bir arazi aracı genellikle bir arabadan daha fazla benzin kullanır.An SUV typically uses more gas than a car.
Tom'un polis tarafından aracı sağa çekildi.Tom got pulled over by the police.
Aracınızda değerli eşyalarınızı bırakmayın.Don't leave valuables in your vehicle.