arabasını ile cümle

arabasını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
O, boş bir arazide arabasını park etti.She parked her car in a vacant lot.
Arabasını garaja koydu.She backed her car into the garage.
Bana yeni arabasını gösterdi.She gave me a look at her new car.
O, onu arabasını çalmakla suçladı.She accused him of stealing her car.
O arabasını kapıya çekti.She pulled her car up at the gate.
Babam arabasını sürmeme izin verdi.Father let me drive his car.
Babam bana arabasını yıkattı.Father got me to wash his car.
Babam parlayıncaya kadar arabasını cilaladı.My father polished his car till it shone.
Neden bu öküz arabasının üstünde bir ada turu yapmıyoruz?Why don't we take a drive round the island on this ox carriage?
O, bana yeni arabasını gösterdi.She showed me her new car.
Marco'nun arabasının adı "Thunder Giant"tir.The name of Marco's car is 'Thunder Giant'.
Amcam arabasını bana verdi.My uncle gave his car to me.
Amcam bana arabasını verdi.My uncle gave me his car.
O, trafik ışığı kırmızıya döndüğü için, arabasını durdurdu.Because the traffic light turned red, he stopped his car.
Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a fine because he parked in the wrong place.
Delikanlı yeni arabasını gösteriyor.The teenager is showing off his new car.
Mary arabasını parlak maviye boyamak istiyor.Mary wants to paint her car bright blue.
Arabasını bana ödünç vermesi için annemi ikna ettim.I persuaded my mother to lend me her car.
Kaza, arabasının ön tekerlerine zarar verdi.The accident damaged her car's front wheels.
Onun arabasını tamir ettirmelisin.You should get his car fixed.
Birçok hayran şarkıcının arabasının önünde toplanıyor.Many fans are gathering in front of the singer's car.
O, ona arabasını sattı.She sold him her car.
O, onu yeni arabasını sürerken gördü.She saw him driving his new car.
Tom annesini hafta sonu için arabasını ödünç vermeye ikna etti.Tom persuaded his mother to lend him the car for the weekend.
En ufak bir tereddüt göstermeden, kendi arabasını sattı.Without the slightest hesitation, he sold his own car.
Tom'un arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed Tom's car.
Tom kanoyu arabasının üstüne bağladı.Tom tied the canoe to the top of his car.
Tom arabasını çok paraya satmayı başardı.Tom managed to sell his car for a lot of money.
Tom arabasının torpido gözünde bir dürbün tutar.Tom keeps a pair of binoculars in the glove compartment of his car.
Tom arabasını satışa koydu.Tom has put his car up for sale.
Geçen haftanın başlarında Tom arabasını çaldırdı.Tom had his car stolen early last week.
Tom arabasının niçin çalışmadığını bilmiyordu.Tom didn't know why his car wouldn't start.
Tom arabasını çalıştıramadı.Tom couldn't get his car to start.
Tom arabasını çalıştıramıyor.Tom can't get his car to start.
Tom benzini biten arabasını terk etti ve yürümeye başladı.Tom abandoned his car that had run out of gasoline and started walking.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
Tom'un şimdiye kadar antika arabasını satmayı düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider selling his antique car.
Tom'un sağlık giderlerini karşılamak için arabasını satmak zorunda kaldığından şüpheliyim.I doubt that Tom had to sell his car in order to raise money for medical expenses.
Öyle görünüyor ki Tom'un arabasının yeni bir takım lastiğe ihtiyacı var.Apparently, Tom's car needs a new set of tires.
Dün Tom arabasını geri sürerken Mary'nin bisikletini ezdi.Yesterday, when Tom was backing up his car, he ran over Mary's bicycle.
Tom Mary'ye arabasını sattı.Tom sold Mary his car.
Tom Mary'nin arabasını sürmemeliydi.Tom shouldn't have driven Mary's car.
Tom Mary'nin arabasını ödünç almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed Mary's car.
Tom Mary'yi yeni arabasını kendisine ödünç vermesi için ikna etti.Tom persuaded Mary to lend him her new car.
Tom arabasını Mary'nin evinin arkasına park etti.Tom parked his car behind Mary's house.
Tom arabasını sürmesi için Mary'ye izin verdi.Tom gave Mary permission to drive his car.
Tom Mary'nin arabasını Boston'a sürdü.Tom drove Mary's car to Boston.
Tom Mary'nin arabasını Boston'a götürdü.Tom drove Mary's car to Boston.
Tom Mary'nin arabasını sürmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to drive his car.
Eğer doğru hatırlıyorsam, Tom arabasını Mary'ye sadece 500 dolara sattı.If I remember correctly, Tom sold his car to Mary for just 500 dollars.
Tom, Mary'nin John'un yeni arabasını sürdüğünü gördü.Tom saw Mary driving John's new car.
Tom Mary'nin yeni arabasını sürerken rahat hissetmiyordu.Tom didn't feel comfortable driving Mary's new car.
Tom'un arabasını gerçekten sürmeyeceksin, değil mi?You aren't really going to drive Tom's car, are you?
Amcan arabasını sürmene izin verdi mi?Your uncle let you drive his car?
Mary'nin arabasının ön camını kıran kişi Tom'du.Tom was the one who broke the windshield of Mary's car.
Tom arabasının bozulacağından korkuyordu.Tom was afraid his car would break down.
Tom etmemesi gerektiğini bilmesine rağmen, arabasını yangın musluğunun önüne parketti.Tom parked his car in front of a fire hydrant even though he knew he shouldn't.
Tom arabasını bir metro park garajında parketti.Tom parked his car in an underground parking garage.
Tom arabasını parketti ve indi.Tom parked his car and got out.
Tom Mary'nin arabasının arkasında parketti.Tom parked behind Mary's car.

İlgili Sayfalar