arabasını ile cümle
arabasını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
5
HECE
5
ORT. KELİME
Sürücü arabasını hızlandırdı.The driver accelerated his car.
Mike bugün annesinin arabasını yıkamak zorunda değil.Mike doesn't have to wash his mother's car today.
Birçok sürücü arabasını karda bıraktı.Many drivers abandoned their cars in the snow.
Adam arabasını aynı hızda sürdü.The man drove his car at a uniform speed.
Oğlan fark edilmek istediği için arabasını boyadı.The boy dyed his hair because he wanted to be noticed.
Bir dereceye kadar bir kızak arabasını kontrol edebilirsiniz.To some extent, you can control the car in a skid.
Jim arabasının üzerinde çalışıyor.Jim is at work on his car.
Jim neşeyle ıslık çalarak arabasını sürdü.Jim drove his car, whistling merrily.
Kouji şanslıydı; onun trafik kazası yalnızca arabasının yanında küçük bir çizik bıraktı.Kouji was lucky; his traffic accident left only a minor scratch on the side of his car.
Bu sabahtan beri babam arabasını yıkıyor.My father has been washing his car since this morning.
Amcan sana arabasını sürdürür mü?Did your uncle let you drive his car?
Arabasını ödünç aldığın adamın adı nedir?What's the name of the man whose car you borrowed?
Kısa sürede itfaiye arabasının etrafında bir kalabalık toplandı.A crowd soon gathered around the fire engine.
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemek için cesaretim yok.I do not have the courage to ask my boss to lend me his car.
Patronumdan arabasını bana ödünç vermesini istemeye cesaretim yok.I don't have the courage to ask my boss to lend me his car.
Onun arabasının sağa dönüş yaptığını gördüm.I saw his car make a turn to the right.
Arabasını sağa dönerken gördüm.I saw his car make a turn to the right.
Onun arabasının üzerinde çalışıyorum.I'm working on his car.
Babamın arabasını yıkamasına yardımcı oldum.I helped my father wash his car.
Doğrusunu söylemek gerekirse, babamın arabasını onun izni olmadan sürdüm.To tell the truth, I drove my father's car without his permission.
Trafik ışığı kırmızıya dönünce arabasını durdurdu.The signal turning red, he stopped his car.
Öğretmenimiz yeni arabasını seviyor.Our teacher likes his new car.
Ona arabasını nereye park ettiğini sor.Ask him where he parked his car.
Onun arabasının tekerlekleri yok.His car has no wheels.
Şu otoparkta arabasını çaldırdı.He had his car stolen in that parking lot.
O, dolum istasyonunda arabasını yıkattı.He got his car washed at the filling station.
Sık sık babasının arabasını sürer.He often drives his father's car.
O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.He sold his own car without hesitation.
O, Bay Black'in arabasını hatırlar.He remembers Mr Black's car.
O kendi arabasını tamir eder.He repairs his own car.
O, arabasını Yokohama'ya sürdü.He drove his car to Yokohama.
O, evde olmalı. Garajında arabasını görüyorum.He must be at home. I see his car in his garage.
Eski arabasını yenisiyle değiştirdi.He exchanged his old car for a new one.
Eski arabasını yenisiyle takas yaptı.He traded his old car in for a new one.
O, dün arabasını çaldırdı.He had his car stolen yesterday.
Dün gece arabasını çaldırdı.He had his car stolen last night.
O, arabasını sürmeme izin vermezdi.He wouldn't allow me to drive his car.
O kendi arabasını sürüyor.He drives his own car.
Arabasının anahtarı için çantasını aradı.He searched his bag for his car key.
O, arabasını yıkıyor.He is washing his car.
Eski arabasını Kobe'deki bir adama satmak istiyor.He wants to sell his old car to a man in Kobe.
O, arabasını iyi korur.He maintains his car well.
O, arabasını binanın arkasına parketti.He parked his car behind the building.
Arabasını yeni modelle karşılaştırdı.He compared his car to the new model.
Arabasının kirli olmasını umursamaz.He doesn't care if his car is dirty.
O, arabasının üzerine bir örtü koydu.He put a cover over his car.
Arabasını binanın önünde park etti.He parked his car in front of the building.
Arabasını garaja geri götürdü.He backed his car into the garage.
Arabasını hızlandırdı ve beni geçti.He accelerated his car and overtook me.
Bana onun arabasını kullanabileceğimi söyledi.He told me that I could use his car.
O, arabasını yıkamaya başladı.He started washing his car.
O arabasını sattı, bu yüzden o trenle ofise gider.He has sold his car, so he goes to the office by train.
O, arabasını kaldırımın yanına park etti.He parked his car beside the sidewalk.
En az haftada bir kez arabasını yıkar.He washes his car at least once a week.
Güpegündüz arabasını çaldırdı.He had his car stolen in broad daylight.
Kırmızı ışıkta arabasını durdurmadı.He did not stop his car at the red light.
Spor arabasını tam hızda sürdü.He drove his sports car at full speed.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Onun arabasının güzel bir cilası var.Her car has a nice polish.