Arabada bir rahip ve üç rahibe vardır.În cadrul mănăstirii s-au construit trei biserici și trei paraclise.
O kırmızı bir arabada karar kıldı.El s-a decis pentru o mașină roșie.
Güvenlik timi arabada bomba araması yaptı.Echipa de securitate a verificat mașina de explozibili.
Eve geri dönerken Peter ve Brian tartışmaktadır ve tartışma sonucunda Brian arabadan iner.Hazafelé menet a kocsiban Peter és Brian addig veszekszik, míg Brian kiszáll a kocsiból.
Ben daha çocuktum, o yüzden arabada oturup beklemem gerekiyordu.Én még gyerek voltam, ezért az autóban kellett maradnom, amíg apám és nagyapám kiszálltak.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Ekkor nem álcázott idegen elveszi a fegyverét és börtönbe vetik.
Ancak Bieber o sırada arabada değildi.Tess Carlisle nem volt a kocsiban.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Nyáron, nagyon erősen felmelegedett autóban se tároljunk lemezeket hosszabb ideig.
Evine girerken, bir arabadan ona ateş edilir.Miközben a nő hazafelé tart egy férfi elsodorja őt az autójával.
Aslında arabadaki Lefty'dir.Tällä kertaa autona oli Audi.
Arabada bir rahip ve üç rahibe vardır.Kylässä oli myös kirkko ja kolme pappia.
Patrick ise arabada bekler.Jeff jää vahtimaan autoa.
Soyguncular kaçarken otomobillerden biri kaza yapar ve arabada bulunan Babe ve Red ölür.Mendoza, Red ja Babe joutuvat auto-onnettomuuteen, jossa Red ja Babe kuolevat.
Daha sonra da gençler tarafından arabadan atılmıştır.Tämän takia nuoret heittävät hänet ulos autosta.
Ancak Bieber o sırada arabada değildi.Miley Cyrus ei ollut tällöin bussissa.
Bu arabada Süspansiyon ve Disk Fren vardır.Autossa oli portaaliakselit ja levyjarrut.
Arabadakiler son hızla Bahçelievler’deki eve dönerler.Autot palaavat kotiin Syylari Cityyn.
Arabadan kaçan Jenny ormanın içine saklanır.Wyatt lähtee häntä pakoon autolla ja jättää Eddien metsään.
Uyandığımda arabadaydım.Kun heräsin olin autossa.
Kararı kırmızı arabadan yana oldu.Hän päätyi punaiseen autoon.
Ben arabadayım.Olen autossa.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Θα πρέπει να μην εκτίθεται σε ζέστη.
Küçük bir çocuk arabada kalmıştır.Ένας άντρας ζει μέσα στο αυτοκίνητό του.
Evine girerken, bir arabadan ona ateş edilir.Την μεταφέρει πίσω στο σπίτι με το αυτοκίνητό του.
Ancak Bieber o sırada arabada değildi.Ο Ερντογάν δεν βρισκόταν στο αυτοκίνητο την ώρα της επίθεσης.
Aslında arabadaki Lefty'dir.Στο Lincoln LS, αυτοκίνητο.
Manon, Lescaut ve yaşlı bir genel komptrolür Geronte de Ravoir arabadan inerler.Diligencen fra fra Arras ankommer, og Manon, Lescaut og en ældre skattemester, Geronte de Ravoir, stiger ud.
Arabadaki buz erimemesi için genelde bir beze sarılır.På denne måde slipper man for at opbevare brint i bilen.
Evine girerken, bir arabadan ona ateş edilir.På vej hjem fra skole bliver de kørt ned af en bil.
Fakat Efe arabada yoktur.Ordet står ikke i ODS.
Arabada uzmanlaşmış ayarlar mevcuttu.En indstillelig affjedring i bilen.
Küçük bir çocuk arabada kalmıştır.En dreng køres ned af en lastbil.
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.Nevøen og hans moder besluttede ikke at deltage i sejlturen over bugten.
Sabah olmuştur ve Marion arabada uyumaktadır.Morgenen, før slaget begyndte, sov Olav en stund.
Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.Mor blev i bilen mens far handlede ind.
Arabada bulunan kızı, Anna, çarpışmadan sağ kurtulmuştur.Datteren Anna, som også satt i bilen, overlevde.
Bruce arabadan iner ve Falcone'nin yanına gider.Bruce skammer seg, og drar for å møte Falcone.
Tenpenny arabadan çıktı ve sonrasında öldü.Cochran ble kastet ut av bilen og døde dagen etter.
Mickey, Rose içerideyken arabada beklemektedir.Rose drar til Clives hus og Micker venter i bilen mens hun går inn.
Bu tepsi seyyar arabada servise hazır olarak bulundurulur.For å slå inn disse må bilen stå i ro.
Arabada bir rahip ve üç rahibe vardır.Hun har en nonne med seg og «tre» prester.
Anahtarı bulur ve kelepçeyi açarak arabadan çıkar.Hun slipper unna, tar bilnøklene og kjører av gårde i bilen.
Bruce arabadan iner ve Falcone'nin yanına gider.Kemudian Swift keluar dari mobilnya dan berbincang-bincang bersama Hardwick.
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.Ayah dan putranya memutuskan untuk pergi menggunakan mobil sewaan.
Evlerine giderlerken, arabada yan yana otururlar ve Summer Tom’u evinde yapacağı partiye çağırır.Họ ngồi cạnh nhau trong chuyến đi về nhà, và Summer mời Tom đến một bữa tiệc tại nhà cô.
O gece Rick ve Michonne, Son Durak hakkında konuşurlarken Carl yakınlardaki bir arabada uyumaktadır.Tối hôm đó, Rick và Michonne đang nói chuyện trong khi Carl nghỉ trong xe.
Nero bir yarışmacı olarak on atlı araba yarışına katıldı ve arabadan düşmesi sonucu ölümün kıyısından döndü.Với tư cách là người thi đấu, Nero thi đua xe mười ngựa và gần chết sau khi bị tai nạn làm văng ra ngoài.
Arabadaki kadın ise Vildan'dır.Người lồng tiếng Tây Ban Nha là Vilma Vera.
Laue arabanın altında kaldı ve itfaiye tarafından arabadan çıkarıldı.Burton theo quán tính hất văng khỏi xe và bị chiếc xe đè lên người.
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.Không nên nhốt chúng ở ngoài trời khi không khí lạnh.
"Güney, Çayan'ı bu arabada sakladı".Người Trung Quốc đã cử một đoàn xe tải về phía nam trên con đường đó.
Babam ve büyükbabam, arabadan neler olduğuna bakmak için inmişlerdi.だから、父と祖父が事故を確かめに行ったけれど、車の中にとどまっていなければならなかった。
Ancak Bieber o sırada arabada değildi.このときビーバー自身は同乗していなかった。
Zar zor yaşar şekilde, birkaç saat sonra Suzette arabadan atıldı.事故発生から数分後、セナの身体は車から引っぱり出された。
Arabadan çıkan Savaş, Tülay ve Filiz'den özür dilerken Filiz kapkaça uğrar.屋上駐車場に大友と市川を呼び出し、今回の抗争の発生について花田に詫びさせる。
Buradan arabada giden Marion’un gözünden Phoenix manzarasına geçeriz.ここでは上の自動車におけるピラーについて述べる。
Axel bir süre sonra, arabadayken Sarah'yı arayarak o arabadan çıkmasını söyler.タイラーは、バーを出た後、駐車場で僕にある頼みをする。
Evlerine giderlerken, arabada yan yana otururlar ve Summer Tom’u evinde yapacağı partiye çağırır.回家的路上,他們同乘一車,Summer邀請Tom參加在她家的一個派對。
Asla sıcak bir havada arabada bırakılmamalıdır.定期運用的車輛皆未加裝冷氣。
Fakat Efe arabada yoktur.未有在本編登場。