Arabanın ön camından Tom'u gördüm.I saw Tom through the windshield.
Tom'un arabasını park alanında gördüm.I saw Tom's car in the parking lot.
Tom'un arabasının araba yoluna girdiğini gördüm.I saw Tom's car pull into the driveway.
Araba sürmemeliydim.I shouldn't have been driving.
Sanırım onun benim arabam olduğunu zaten biliyorsun.I suppose you already know that's my car.
Sanırım eski arabanı senin için satabilirim.I think I can sell your old car for you.
Sanırım şemsiyemi arabanda bıraktım.I think I left my umbrella in your car.
Bence eski arabamızı satmalıyız.I think we should sell our old car.
Herkesin bir araba almaya gücü yetmez.Not everyone can afford a car.
Tom ve Mary'de arabadaydı.Tom and Mary were also in the car.
Tom ve Mary her ikisi de arabadan indi.Tom and Mary both got out of the car.
Tom ve Mary John'un arabasının arka koltuğunda birbirinin yanında oturmuştu.Tom and Mary were seated next to each other in the back seat of John's car.
O,hızlı araba sürer.He drives fast.
Tom'un arabası ne renk?What color is Tom's car?
Bir arabam var.I've got a car.
Fakir olmasam o arabayı alırım.If I weren't poor, I'd buy that car.
Sattığın arabayı almak istiyorum ama şu anda yeterli param yok.I'd like to buy the car you're selling, but I don't have enough money right now.
Araba burada.Here is the car.
Gelecekte arabalar kendilerini sürecekler.In the future, cars will drive themselves.
O sürücüsüz bir araba.It's a driverless car.
O otonom bir araba.It's an autonomous car.
Gelecekte hiç kimse araba kullanmayacak.In the future, nobody will drive cars.
Bu araba çarpışmaları önlemek için otomatik olarak fren yapar.This car brakes automatically to avoid collisions.
Biz arabayla otele geri döndük.We drove back to the motel.
Bu araba bankanın önünde durdu.This car pulled up in front of the bank.
Marika Japon arabalarını sever mi?Does Marika like Japanese cars?
Arabamı alacağım.I'll take my car.
Arabana düzenli bakım yapmalısın.You should perform regular maintenance on your car.
Her mevcut araba kullanılıyor.Every available car was being used.
Sadece bir yıllık zamandan sonra araba bozuldu.The car broke after only a year's time.
Bu araba ücretsiz uydu radyo ile birlikte gelir.This car comes with free satellite radio.
Arabamın yeni bir aküye ihtiyacı var.My car needs a new battery.
Benim iki arabam var ama onların ikisi de servis dışı.I've got two cars, but they're both out of service.
Bu araba oradaki ile eşit derecede sürebilir.This car can drive on par with that one there.
O araba trafiği bloke ediyor.That car is blocking traffic.
Arabaya geliyorum.I'm coming to the car.
Senin arabanın anahtarlarını buldun mu?Did you find your car-keys?
Arabalar hakkında her şeyi biliyorum.I know all about cars.
Arabada sıkışmış biri var mı?Is there anyone trapped in the car?
Arabanızın bagajındaki plaj çantasında ne var?What's in the beach bag that's in the trunk of your car?
Arabamda her zaman bir çift plaj havlum var.I always have a couple of beach towels in my car.
Lütfen arabanızı otoparka park ediniz.Please park your car in the car park.
O araba bir Chrysler.That car is a Chrysler.
Son içmeye gidişimizde arabayı ben kullanmıştım.The last time we all went out drinking, I was the designated driver.
Lütfen arabadan in.Please step out of the car.
Tom arabanın sahibine tazminat ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay damages to the owner of the car.
O arabanın bir turboşarjı var.His car has a turbocharger.
Onun arabası eyaletler arası yolda bozuldu.Her car broke down on the interstate.
Bu arabanın yeni lastiklere ihtiyacı var.This car needs new tires.
Arabanı çekici ile çekiyorlar.They're towing your car.
Araban çekici ile çekilyor.Your car is being towed.
Başka bir araba için fazlasıyla yer var.There is more than enough room for another car.
Bu benim arabam!That's my car!
Param olsaydı o arabayı satın almış olurdum.I would have bought that car if I'd had the money.
Araba çalındı.The car was stolen.
Hangi araba senin ki.Which car is yours?
Genellikle, Amerikalılar büyük arabaları tercih ederler.Usually, Americans prefer big cars.
Dört çekerli arabalar kaygan ve ıslak düzeylerde direnebilir.Cars with AWD stand out on slippery and wet surfaces.
Onlar arabayı sırayla sürdüler.They took turns driving the car.
Mary bir somun ekmek için süpermarkete girerken Tom arabada bekledi.Tom stayed in the car while Mary ran into the supermarket for a loaf of bread.