araştırmacı ile cümle

araştırmacı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Araştırmacı: Devam et. Devam et.(Sons de metalofone)
Araştırmacı: Devam et. Devam et.Vas-y. Vas-y. J'écoute.
Araştırmacı: Devam et. Devam et.בסדר תתקדם אני שומעת.
Araştırmacı: Devam et. Devam et.أستمري، أستمري، أنا استمع.
Araştırmacı: Devam et. Devam et.早いパートをまた弾いて そうそう そこよ
Araştırmacı: Devam et.Graj, graj.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir."Bien, ahora los monstruos.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir. Getir onları.좋아. 이제 괴물들을 잡아와, 어서.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir. Getir onları.OK, teraz goń potwory!
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir. Getir onları.OK, עכשיו תפוס את המפלצות. תפוס אותם.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir. Getir onları.حسنا، أمسك بالوحوش الآن، أمسك بهم.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.OK, acum prinde monştrii.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.Okay, tag monstrene.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.Oké, kapd el a szörnyeket!
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.Ok, jetzt fang die Monster.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.OK, maintenant attrape les monstres.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.OK, ora prendi i mostri.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.OK, pak de monsters.
Araştırmacı: Evet, şimdi canavarları getir.Сега се разправи с чудовищата.
Araştırmacı gazeteci Onrej Kundra gülmemişti.Al periodista de investigación Onrej Kundra no le divirtió.
Araştırmacı, kutuda bir tilki olmadığını tekrar anlatıyor.Incluso cuando la investigadora les explica denuevo que no hay zorro en la caja
Araştırmacı, kutuda bir tilki olmadığını tekrar anlatıyor.Ακόμα και όταν ο ερευνητής εξηγεί και πάλι ότι δεν υπήρχε αλεπού στο κουτι
Araştırmacı, kutuda bir tilki olmadığını tekrar anlatıyor.- Така ли?
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.그 중 평균 190,000명의 사진을 이용해 합성사진을 만들었습니다
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.Investigadores utilizaram 190.000 fotografias para criar uma imagem composta.
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.Výskumníci spriemerovali 190,00 ich fotiek aby vytvorili zložený obraz
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.Výzkumníci zprůměrovali 190 jejich fotek, aby vytvořili složený portrét.
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.Изследователите са създали "медията" от 190 000 техни снимки, за да сътворят един типов образ
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.Исследователи выбрали 190 000 их фотографий, чтобы создать совокупный образ.
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.החוקרים בדקו 190,000 תמונות שלהם כדי ליצור תמונה מורכבת
Araştırmacılar 190.000'inin fotoğrafını birleştirerek genel bir resim ortaya çıkardılar.قام الباحثون الذين تزيد اعمارهم عن الثامنة و العشرين و الذين يبلغون 190,000 بصنع صورة مركبة
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.연구자들은 20대를 청소년기의 연장이라 부릅니다.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.A kutatók kitolódott kamaszkornak nevezik a húszas éveket.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Badacze nazywają ten wiek lat przedłużeniem dojrzewania.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Các nhà nghiên cứu gọi tuổi 20 là thời thanh niên kéo dài.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Cercetătorii numesc vârsta de 20 de ani o adolescență prelungită.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Forskare kallar 20-årsåldern för utökad ungdom.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Forskere kalder 20'erne en forlænget ungdom.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.I ricercatori definiscono l'età dei 20 anni un'adolescenza prolungata.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Les chercheurs appellent les 20 ans, une adolescence prolongée.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Los investigadores llaman a los 20s una adolescencia extendida.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Onderzoekers noemen de twintiger jaren verlengde adolescentie.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Raziskovalci imenujejo dvajseta podaljšana mladost.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Vedci nazývajú 20. roky predĺženou pubertou.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Výzkumníci nazývají dvacítku prodlouženou pubertou.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Wissenschaftler nennen die 20er eine verlängerte Pubertät.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Οι ερευνητές αποκαλούν τα είκοσι-κάτι μία παρατεταμένη εφηβεία.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Вчені називають 20 років продовженою юністю.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Исследователи называют этот возраст продолжением подросткового периода.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.Учените наричат 20-те години удължено юношество.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.מדענים קוראים לשנות העשרים התבגרות מתמשכת.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.يسمي العلماء مرحلة العشرينيات بالمراهقة الممتدة.
Araştırmacılar 20'li yaşları ergenliğin uzantısı olarak görüyorlar.ジャーナリストも20代に 「パラサイトシングル(すねかじり)」や
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.Danno ai ricercatori la possibilità di sapere dove dirigersi.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.De ger forskare ledtrådar om var de bör forska vidare.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.De giver forskere en pejling af hvor de skal hen.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.Ele dau cercetătorilor un sprijin în a şti încotro să meargă.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.Elles donnent aux chercheurs la possibilité de savoir où aller.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.Fogódzót adnak a kutatóknak azzal kapcsolatban, hogy merre menjenek.
Araştırmacılara nereye yöneleceklerini gösteriyor.연구원들에게 어디로 나아가야 할지를 알려주는 방향타가 되어 줍니다.

İlgili Sayfalar