ara ara ile cümle
ara ara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O, sevdiği arabasıyla Yokohama'ya gitti.He went to Yokohama in his beloved car.
O Kabuki aktörü genç insanlar arasında çok iyi bilinir.That Kabuki actor is very well known amongst young people.
Bu arabanın lastiklerinin yeterli havası yok.This car's tires don't have enough air.
O, şimdi araba sürebiliyor.He can drive a car now.
Tüm milletler kendi sürekliliğini arar.Every nation seeks to perpetuate itself.
Sizi arayayım mı yoksa beni arayacak mısınız?Should I call you or will you call me?
Bugün işe arabayla geldim.Today I came to work by car.
Aradığı o kişi kimdi?Who was it that he phoned?
Onun aradığı kimdi?Who was it that he phoned?
Bu öğleden sonra beni ara.Call me this afternoon.
Erkek kardeşin nasıl araba süreceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
Kardeşin nasıl araba sürüleceğini biliyor mu?Does your brother know how to drive?
Rahatsız ettiğim için özür dilerim, ama arabam bozuldu, yardım edebilir misin?Sorry to trouble you, but my car is broken, can you help me?
Bu kelimenin Arapçada nasıl söylendiğini öğrenmek istiyorum.I want to learn how to say this word in Arabic.
Toplantı, kısa bir aradan sonra iki saat içinde tekrar toplanacak.The meeting will reconvene in two hours after a brief recess.
Geri döndüğümde arabam yok olmuştu.When I came back, my car had vanished.
Çok iyi Arapça konuşamıyorum.I'm not very good at speaking Arabic.
Belki bir ara buluşabiliriz ve öğle yemeği yiyebiliriz.Maybe we could get together sometime and have lunch.
Neden seni aramıyorum?Why don't I call you?
Beni sonra ara, tamam mı?Give me a call later, OK?
Biz Fransa'da insanları, Almanya'da kitapları araştırıyoruz.In France, we study men, in Germany, books.
Araba garajın önünde.The car is in front of the garage.
Japon arabaları çok popülerdir.Japanese cars are very popular.
Bu arabayı satın alayım!Let me buy this car!
Dün Derry'de bir araba aldım.I bought a car in Derry yesterday.
Bu dün Deri'de satın aldığım bir araba.It's a car that I bought in Derry yesterday.
Araba satın aldım.I bought the car.
Bu benim aldığım bir araba.It's a car that I bought.
Araba Brian'in.The car is Brian’s.
Sadece senin ve benim aramda, kız kardeşimi seviyor musun?Just between you and me, do you love my sister?
Kahveyi çok fazla sevmem ama arada bir bir fincan almaya eğilimliyim.I don't like coffee too much, but I tend to have a cup once in a while.
Sadece ikimiz arasında; kız kardeşime aşık mısın?Just between the two of us; are you in love with my sister?
Portekiz ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu ilişki bugün de devam etmektedir.This relationship between Portugal and the United States is still maintained today.
O yılın aralık ayında, yeni bir anayasa kabul edildi.In December of that year, a new Constitution was adopted.
Araba yavaş.The car is slow.
Araba kullanmayı sever misin?Do you like to drive?
İki adam arabanın nesi olduğunu kontrol ediyor.Two men are checking on what's wrong with the car.
Bu araba bir külüstürdür.This car is a clunker.
Bu araba bir hurda.This car is a clunker.
Bir araba ödünç aldım.I've borrowed a car.
Asla bir arabayı ödünç alma.Never borrow a car.
Test sürüşünü geçtikten sonra bir araba aldı.After she had passed her driving test, she bought a car.
Kilisenin önünde bir araba var.There is a car in front of the church.
Bu araba siyah.This car is black.
Araba garajda.The car is in the garage.
Mavi araba pahalı.The blue car is expensive.
Birçok hayran şarkıcının arabasının önünde toplanıyor.Many fans are gathering in front of the singer's car.
O, ona arabasını sattı.She sold him her car.
O ona kullanılmış araba almamasını tavsiye etti fakat o onun tavsiyesini dinlemedi.She advised him not to buy a used car, but he didn't follow her advice.
Ona ona kullanılmış bir araba almamasını tavsiye etti.She advised him not to buy a used car.
O ona çok hızlı araba sürmemesini tavsiye etti fakat o onu dinlemedi.She advised him not to drive too fast, but he wouldn't listen to her.
O, ona çok hızlı araba sürmemesini tavsiye etti.She advised him not to drive too fast.
O, ona yemekler arasında yememesini tavsiye etti.She advised him not to eat between meals.
Eski arabayı ne yapacakları hususunda onunla anlaştı.She agreed with him on what to do with the old car.
O, daha sonra aramasını rica etti fakat o unuttu.She asked him to call her later, but he forgot to.
O, ona onu daha sonra aramasını rica etti.She asked him to call her later.
Ona bir araba satın aldı.She bought him a car.
İki günde bir o onu aradı.She called him every other day.
O, onu telefonla aradı.She called him on the phone.
O, geç kalacağını söylemek için onu aradı.She called him to say that she'd be late.