ara ara ile cümle

ara ara kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
O kırmızı bir arabada karar kıldı.He decided on a red car.
Kırmızı ışıkta arabasını durdurmadı.He did not stop his car at the red light.
O, doğru ile yanlış arasındaki farkı bilmiyor.He doesn't know the difference between right and wrong.
Spor arabasını tam hızda sürdü.He drove his sports car at full speed.
Arabayı tam hızda sürüyordu.He was driving the car at full speed.
Oğlunu arayarak caddeleri dolaştı.He walked the streets looking for his son.
Oğlunu arayarak sokakları dolaştı.He walked the streets looking for his son.
O birçok adaylar arasından başkan olarak seçildi.He was elected as chairman from among many candidates.
O, büyük bir ev ve iki arabaya sahipti.He possessed a large house and two cars.
O, büyük bir arabada geldi.He arrived in a big car.
O, ikinci el araba ticareti yapar.He deals in used cars.
İkinci el bir araba almalıydı.He should have bought a used car.
O az önce bir kullanılmış araba satın aldı.He has just bought a used car.
Cadde boyunca bir araba sürüyordu.He was driving a car along the street.
O, caddeyi geçerken neredeyse araba tarafından çarpılıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
Yoldan geçerken az kalsın araba çarpıyordu.He was nearly hit by the car while crossing the street.
O beni arayacağını söyledi ama henüz aramadı.He said he would give me a call, but he hasn't yet.
O bütün arazisini sattı.He sold all his land.
O çok fazla arazi tutuyor.He holds a lot of land.
O, arazisini elden çıkarmak istiyor.He wants to dispose of his land.
O, arazisini oğulları arasında dağıttı.He distributed his land among his sons.
Mümkün olan her kaçış vasıtasını aradı.He looked for every possible means of escape.
O ,iş arkadaşları arasında popülerdir.He is popular among his colleagues.
Güney Kutbu civarındaki bölgeyi araştırdı.He explored the region around the South Pole.
Onun Japon malı bir arabası var.He has a Japanese car.
O saatlerce onun aramasını beklerdi.He would wait for hours for her call.
O, ona kendisini daha sonra aramasını rica etti.He asked her to call him later.
O, günaşırı onu aradı.He called her every other day.
Onu dikkatli araba sürmesi için uyardı.He urged her to drive carefully.
O, onu arabayla gezdirmek için dışarı çıkardı.He took her out for a drive.
O, bayanın arabaya binmesine yardımcı oldu.He helped the lady into the car.
Sonunda yeni bir araba alması için babasıyla konuştu.He finally talked his father into buying a new car.
Kendini yeni bir arabayla ödüllendirdi.He treated himself to a new car.
Onun başka bir iş aramaya başladığını duyuyorum.I hear he's just begun looking for another job.
O, doğum gününde annesini aramayı asla unutmaz.He never fails to call his mother on her birthday.
Macera aramak için seyahate çıktı.He went traveling in search of adventure.
O her hafta arabayı yıkar.He washes the car every week.
Neredeyse her gün beni aradı.He called me up almost every day.
O günde güne beni aradı.He called me day after day.
O, her gece onu arar.He calls her up every night.
O dikkatsiz araç kullanmanın keyfini çıkarır.He gets a kick out of reckless driving.
O dikkatsiz araç kullanmaktan hoşlanır.He gets a kick out of reckless driving.
O dikkatsiz araç kullanmaktan çok büyük zevk alır.He gets a kick out of reckless driving.
Konuyu araştıracağını söylüyor.He says he will inquire into the matter.
Arkadaşının arabasını birkaç günlüğüne ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
Birkaç günlüğüne arkadaşının arabasını ödünç aldı.He borrowed his friend's car for a few days.
O, ya gelecek ya da beni arayacaktır.He will either come or call me.
O iki parti arasında aracılık yaptı.He mediated between the two parties.
O, tren yerine arabayla geldi.He came by car instead of by train.
O arada bir saldırganlaşır.He gets tough at times.
Hem onun hemde karısının arabaları var.Both he and his wife have cars.
Onların yaptığı araştırmalar, Amerikalıların Japonya ile ilgilenmediğini gösteriyor.The research done by them shows that Americans are not interested in Japan.
Onların yeni bir araba almasını ummuyoruz.We do not anticipate their buying a new car.
Onlar Nara'yı geçtikten on dakika sonra, arabanın benzini bitti.Ten minutes after they had passed Nara, the car ran out of gas.
Onlara arabamı tamir ettireceğim.I'll have them repair my car.
Onlar arasında kuşak farkı var.There is a generation gap between them.
Aralarında bir uyum hüküm sürdü.A harmony prevailed among them.
Onların arabası bizimkini solladı.Their car overtook ours.
Parayı kendi aralarında bölüştürdüler.They divided the money among themselves.
Arabayı sırayla itmek zorunda kaldılar.They had to take turns pushing the car.

İlgili Sayfalar