ar ile cümle
ar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bebek arabasında uyuyan bebek, bir melek kadar sevimli.The baby sleeping in the baby carriage is as cute as an angel.
Kedi dalların arasında saklandı.The cat hid among the branches.
Kediler genellikle hareketli araçlar tarafından ezilirler.Cats are often run over by moving vehicles.
Yeni yıl kartları bize arkadaşlarınızdan ve akrabalarından haber alma fırsatı sunuyor.New Year's cards provide us with the opportunity to hear from friends and relatives.
Yakıt tasarrufu bu arabanın önemli bir avantajıdır.Fuel economy is a big advantage of this car.
Arabayı ahırda tutmayın.Don't keep the car in the barn.
Ahır çiftlik evinin tam arkasında.The stable is right behind the farm house.
At arka ayaklarının üzerinde yükseldi.The horse rose on its hind legs.
At arabası şimdi kesinlikle çağ dışı.The horse and buggy is now definitely out of date.
Polis, sahnenin arkasında sicim çeken biri olduğunu söylüyor.The police say there's someone pulling string behind the scenes.
Havaalanında güvenlik bomba patlama tehlikesinden beri artırıldı.Security at the airport has been stepped up since the bomb scare.
Kutuda birkaç armut var.There are some pears in the box.
Olası tüm araçları denedim.I tried all possible means.
Sana karşı bir şey söyleme arzum yoktu.I had no desire to say anything against you.
Suç artmakta.Crime is on the increase.
Suç oranı sürekli olarak artıyor.The crime rate is rising steadily.
Sanırım yanlış numara aradınız.I think you have the wrong number.
O, yaklaşık altıda beni arayacak.He will call for me about six.
O, o arabanın sahibi mi?Is he the owner of that car?
Araba kazasından sorumluydu.He was responsible for the car accident.
O, arabayı tasarladı.He designed the car.
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musun?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun bu kadar muhteşem bir araba sürdüğünü hayal edebiliyor musunuz?Can you imagine him driving such a splendid car?
Onun büyük bir artist olduğu açık.It is clear that he is a great artist.
Onun büyük bir artist olduğu belli.It is clear that he is a great artist.
Onun sürdüğü araba onunki değil.The car he's driving is not his.
Biri onun arabayı yıkadığını gördü.Someone saw him wash his car.
Onu araba yıkarken gördüm.I saw him wash the car.
O ,emekli olduğu zaman iş arkadaşı ona bir hediye aldı.His colleagues gave him a present when he retired.
O aradığında bir süredir kitap okuyordum.I had been reading a book for some time when he called.
Onun hasta olduğu aramızda sır olarak kalsın.Let's keep it secret that he is ill.
Geleceğinden emin olmak için onu aradım.I telephoned to make sure that he was coming.
Çocukluğumuzdan beri o ve ben iyi arkadaşlarız.He and I have been good friends since we were children.
Onunla çocukluğumuzdan beri arkadaşız.I've been friends with him since we were children.
Öğrencilik günlerimizden beri o ve ben ayrılmaz arkadaşlarız.He and I have been inseparable friends since our student days.
Onunla aram iyi.I'm on good terms with him.
O, bir çocukluk arkadaşıdır.He is a childhood friend.
O ve ben sınıf arkadaşlarıyız.He and I are classmates.
O ve arkadaşı bankta oturdu.He and his friend sat on the bench.
Ona arabasını nereye park ettiğini sor.Ask him where he parked his car.
Hiç kız arkadaşı yok.He has no girlfriend.
Konuşacak yakın arkadaşları yok.He has no close friends to talk with.
Onu arada bir görürüm.I see him once in a while.
Ona yardımcı olacak arkadaşı yoktu.He had no friend to help him.
Yeni bir araba için parası yok.He can't afford a new car.
Onun birçok tanıdıklar ancak birkaç arkadaşı var.He has many acquaintances but few friends.
Onun hiç arkadaşı yoktur.He doesn't have any friends.
Onun konuşacak arkadaşı yoktu.He had no friend to talk to.
Artanını ona bıraktım ve dışarı çıktım.I left the rest to him and went out.
Aradığımı ona söyler misin?Will you tell him I called?
Ben onu aradım.I called him up.
Onu aradın mı?Did you telephone him?
Onu aramayı denedim, ama hat meşguldü ve başaramadım.I tried to call him, but the line was busy, and I couldn't get through.
Lütfen onu ara.Please call him up.
Onu aramayacak kadar akıllı olmalıydım.I should have known better than to call him.
Onu arayacaktım ama fikrimi değiştirdim.I was going to call him, but thought better of it.
Lütfen ona beni aramasını rica edin.Please ask him to call me.
Ben onu aramaya çalıştım, ama hat meşguldü.I tried to call him up, but the line was busy.
Ona verilen görev pazarlama araştırması yapmaktı.The task assigned to him was to do marketing research.
Onun pantolonunun arkası parlamış.The seat of his pants is shiny.