ar ile cümle
ar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Yabancı ülkelerde bir sürü arkadaşım var.I have many friends in foreign countries.
İngiliz arabalarını yabancı olanlara tercih ederim.I prefer English cars to foreign ones.
Onlarla okul festivalinde arkadaş oldum.I made friends with them at the school festival.
Fark edilmeden onun arkasından geçtim.I passed behind him without being noticed.
Sınıf arkadaşımla karşılaştım.I met my classmate.
Eski bir arkadaşıma rastladım.I ran into an old friend of mine.
Kyoto'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Kyoto.
Benim komşularla aram iyi.I'm on good terms with the neighbors.
Ne param ne de arkadaşım var.I have neither money nor friends.
Hava alanında bir arkadaşımla karşılaştım.I met a friend of mine at the airport.
Kyoto'da tesadüfen eski bir arkadaşa rastladım.I met an old friend by chance in Kyoto.
Trende eski bir arkadaşıma rastladım.I came upon an old friend of mine on the train.
Ben senin kız arkadaşınla karşılaştım.I met your girlfriend.
Arabanı severim.I like your car.
Tiyatroda çok uzun boylu bir adamın arkasında oturdum.I sat behind a very tall man in the theater.
Öğünler arasında asla yememeyi prensip edinirim.I make it a rule never to eat between meals.
Eski arabamı farkını vererek yenisiyle değiştirdim.I traded in my old car for a new one.
Ben eski bir araba satın aldım.I bought an old car.
Eski bir arkadaşımı gördüm.I saw an old friend of mine.
Ben asla muhtaçı olan bir arkadaşıma sırtımı dönmem.I never turn my back on a friend in need.
Zenginlik için fazla arzum yok.I don't have much desire for wealth.
Dün arabayı tamir ettim.I fixed the car yesterday.
Dün partide eski bir arkadaşıma rastladım.I ran across an old friend of mine at the party yesterday.
Ben dün beklenmedik bir şekilde otobüste benim eski bir arkadaşla karşılaştım.I unexpectedly met an old friend of mine on the bus yesterday.
Dün havalanında eski bir arkadaşımla karşılaştım.Yesterday I ran across an old friend of mine at the airport.
Dün onu aradım.I called him up yesterday.
Dün gece arabamı çaldırdım.I had my car stolen last night.
Benim yanımda şemsiyem vardı fakat arkadaşımın yoktu.I had an umbrella with me but my friend did not.
Yanıma bir tane şemsiye aldım, ama arkadaşım şemsiye getirmemiş.I had an umbrella with me but my friend did not.
Ben iş arıyorum.I'm looking for work.
Kameramı arıyorum.I'm looking for my camera.
Solak erkek arkadaşımla ortak çok şeyim yok.I don't have much in common with my left-handed boyfriend.
Ara sıra tenis oynarım.I play tennis once in a while.
Midemde ara sıra olan ağrılar var.I have occasional pains in the stomach.
Ara sıra sinemaya giderim.I go to the movies once in a while.
Ara sıra ata binmeyi severim.I like to ride a horse now and then.
Ben arkadaşımın evinini aralıklarla ziyaret ederim.I visit my friend's house at intervals.
Ara sıra onunla okulda karşılaşırım.I meet her at school now and then.
Birkaç gün içinde arabanı tamir ettirmeliyim.I must have my car fixed in a few days.
Arabamda seyahat etmeyi tercih ederim.I prefer to travel in my car.
Arabamda seyahat etmeyi severim.I like going on trips in my car.
Arabamı satarak iyi bir kazanç elde ettim.I made a good profit by selling my car.
Arabamı onunkiyle karşılaştırdım.I compared my car with his.
Arkadaşlarımın görüntüsünü kaybettim.I lost sight of my friends.
Sözlükte bu kelimenin anlamını aradım.I searched for the meaning of this word in the dictionary.
Patronumdan bir ücret artışı istedim.I asked my boss for a pay increase.
Aracın köşede yavaş yavaş kaybolmasını izledim.I watched the car disappearing slowly around the corner.
Ben arabaları çok severim.I am fond of cars.
Polise arabamın çalındığını bildirdim.I reported the theft of my car to the police.
Ben araba ile kiliseye giderim.I go to church by car.
Nasıl araba sürüleceğini biliyorum.I know how to drive a car.
Nasıl araba süreceğimi biliyorum.I know how to drive a car.
Araba sürmeyi bilmiyorum.I do not know how to drive a car.
Araba sürmek istiyorum.I want to drive.
Bir araba sürebilirim.I am able to drive a car.
Ben araba sürebilirim fakat Tom süremez.I can drive a car, but Tom can't.
Bir arabam yoktur.I don't have a car.
Arabam yok.I don't have a car.
Bir arabam yok fakat kız kardeşimin var.I don't have a car, but my sister does.
Arabamı tamir ettirmeliyim.I must have my car repaired.